Bir kaç kuralımı ihlal etmemin vebalini çekiyorum şu iki üç gündür.
Ne mi bu kurallar, oldukça basit;
-Kimseye güvenme.
-Herkes çıkarının peşinde koşar.
Bu iki şık artık deneylerle kanıtlanmış birer ‘gerçek’ti benim için. Tolerans gösterme sebebime gelecek olursak: aptallık parayla değil ya.
Diğer bu konu ise herkesin ‘her şeyi bilip’, aslında ‘hiç bir bok bilmediği’. Buradan hala ve ne yazık ki hala, beni uzun bir süre sonra görüp, utanmadan sanki dün görüşmüşçesine yardım isteyen her şeyi bilen, hayatın anlamına ulaşmış arkadaşlarım, evet, ben her şeyi anamın karnında master olarak okudum ve gördüm, sadece bunu size çaktırmıyorum!
Sonra bana herkes ‘neden gidip mühendis oldun, makinelerle kafayı yiyeceksin’ diye söylenirler. Makineler insanları aldatmaz sayın çok bilen, ona ne söylersen onu yapar, seni de pek sırtından vurmaz. Ayrıca dillerinden anlarsan senle bir güzel de konuşurlar. Sen bunu anlamıyorsan bu benim sorunum olamaz ki, ne oldu, hayata hiç bu şekilde bakmamış mıydın?!
Bir insanın düşüncelerini ‘ben çok biliyorum’ şeklinde küçümserseniz o insan elbette sizden uzaklaşacaktır. Bu her alanda böyle, artık bunu anlamak gerek diye düşünüyorum. Bir de bulunduğu konumdan habersiz olup da bunu yapanlar yok mu, tekrar söylüyorum var!
Örneğin; vatandaş ziraat mühendisliği okuyor; toprağa, ay bu eteğime değmesin, kaka o şeklinde yaklaşıp, sonra da dışarıda gerine gerine ben mühendisim arkadaş diyor kafada 500 gram jöle, hardal gazı gibi parfüm kokusu ve 37 ekran gözlükleriyle. Sorsanız daha bir tek çiftçiyle konuşmuşlukları yoktur, çiftçi onların gözünde cahil, akılsız, ineklerin, koyunların içinde vahşice yaşayan adamdır çünkü.
Yanlış anlaşılmasın, aynı adamlar kendi dalımda da yok değil, ‘ay elektrik çarpıyormuş, ben hayatta elimi sürmem’ tarzında. Sürme arkadaş, sürenlerin hakettiği ünvanı da, ay elektrik öcü dediğin gibi dürüstçe söyle de bende sinirlenmeyeyim burada, bilmem üstüne alındın mı, kodumun imza mühendisleri! Ne, biri kazan mı dedi?!
Kendi kabuğuma çekildikçe asabileşiyorum sanırım; mesela geçen biri aşk dedi popomla güldüm. Hala olmadığını öğrenemedi bu küçük varlıklar. Ama öğrenecekler ha ha ha!

Tüm bunlara rağmen hayat güzel, insanları çıkartmak lazım sadece. Ya da başkalarını tanımak, müzik dinlemek, yağmuru izlemek, şimşekten korkan kızları dikizlemek.
Bu arada ben derslerime çalışmadım, elimden tutar mısın Casio Fx-5500?
Edeceksin biliyorum…

Eskilerden bir şarkı, pek hoşuma gitti. Dost kazığını pek güzel anlatıyor, dinlemenizi öneririm.
YouTube Preview Image

Kime desem derdimi ben bulutlar,
Bizi dost bildiklerimiz vurdular,
Bir de gurbet yarası var hepsinden derin,
Söyleyin memleketten bir haber mi var?
Yoksa yarin gözyaşları mi bu yağmurlar?
İçerim yanıyor yar yar,
Yaram pek derin,
Bana nazlı yardan aman,
Bir haber verin.
Bulutlar yarime selam söyleyin,
Kavuşma günümüz yakınmış deyin,
Felek yardan ırak koyduysa bizi,
Gurbet elde bir başıma neyleyim?
Yardan ırak yaşanır mı söyleyin,
İçerim yanıyor yar yar,
Yaram pek derin,
Bana nazlı yardan aman,
Bir haber verin.

Bu yazı toplamda 204 kez okunmuş...

  • RSS
  • Facebook
  • FriendFeed
  • Twitter
  • Technorati
  • MySpace
  • del.icio.us
  • Digg
  • Live