Şişe
Mayıs 10, 2008 03:23Ben nasıl bir gemiymişim ve beni nasıl bir şişe sarmalıyormuş hâlâ anlayamadım…
Hem bedenen hem ruhen çok yoruldum. Uzaktaki, oradaki, yanımdaki derken o kadar çok yıpranmışım ki…
Bazı gerçekler, olamayacaklar acıtıyor kalbimin derinliklerini; bazıları ise o kadar yapmacık ve kolay görünüyor ki gerçekten o duyguyu yakalayamıyorum. Sizden bu yüzden kaçıyorum çünkü ben kimsenin zaaflarını kullanmadım bugüne kadar ve kullanacağımı sanıyorsanız yanılıyorsunuz…
Ve evet, erkeklerin de duyguları varmış, onlar da acı çekiyor, sus pus oluveriyorlarmış en ufak kalp kırıntısında ve onlar da delicesine sevebiliyorlarmış, her ne kadar unutuldu sanılsa da…
İnsancıklar, seviyorum sizleri, ölürken dahi bana kazık atıyor olacaksınız lakin olsun, razıyım. Son nefesimi dahi çekerken içime, ders çıkarabilmek yaşadıklarımdan; sanırım beni ben yapan bu…
Özledim gözlerine bakıp konuşmayı, benimle dalga geçişini; beni sevişini…
Dönmedin gittiğin yerden geri…
Toplamda 17 kez okunmuş...

тяϊāηĸųĹā
10 Mayıs 2008 Cts saat 11:02
ve böyle buyurdu zerdüşt deme bana. bunu yapma, bunu bana yapma. içim sıkılıyor anlıyor musun şişesi tahtadan insan! (kötülere bişe olmaz, kötüsün sen, ben de kötüyüm, herkes kötü!)
10 Mayıs 2008 Cts saat 16:29
g..te giren şemsiye açılmaz…
10 Mayıs 2008 Cts saat 23:10
ooof offf..
“HASRET
yüzyıl oldu yüzünü görmeyeli,
belini sarmayalı
dokunmayalı sıcaklığna karnının
yüzyıldır bekler beni bu şehirde bir kadın…
aynı daldaydık, aynı daldadık
aynı daldan düşüp ayrıldık
aramızda yüzyıllık zaman
yol yüzyıllık..
yüzyıldır koşuyorum alacakaranlıkta ardından…”
demiş Nazım Hikmet…
14 Mayıs 2008 Çar saat 11:05
biri hep farklı olur.