Ilık bir yağmur işler bulutlar, tane tane geçer tüm nehirlerin ilmeklerine…
Yalnız bir dünya, sahte bir kadın kalır ardında…
Söylemesi ayıptır bazı şeyleri, hani iki ucu boklu değnek misali…
Susacaksın, umursamayacaksın ‘he’ deyip geçeceksin bazen. İşte o zaman mükemmele yakın varlık sen mi oluyorsun, yoksa hayatın gerektirdiklerini bir düzen içinde yürütenlerden mi, bilemezsin…
Bilinmezliklere daldığım her akşam gibi, beynim uyuşuk, gözlerim uykulu…
Artık önemsemiyorum aşkı, ötekini, berikini!
Bana ne, onlara ne; hakları var mı benim hayatımı mahvetmelerine, dağıtıp orada öylece bırakmalarına!
Ben söyleyeyim efendim, hayır yok!
Yeter bu kadar sineye çekişler, koşturuşlar, yakarışlar. Adam olmak parayla değil, sözünün arkasında durmak yetiyor bazen, 3 aysa 3 ay, 10 yılsa 10 yıl. Adamlık bu kadar kolay kazanılıyor günümüzde, sen niye çabalıyorsun olmamak için o da ayrı…
Aşk meşk, bebek değiliz be artık, büyüdük, büyüyoruz; öğren bunu, sok kafanın hiç girilmeyen deliklerine! Lakin hayat bir gün popona baskı uygularsa o zaman acısına alışkın olmalısın demiş eskilerden biri. Alışmadık götte don durmaz misali. Yoksa oyun dışı kalır, oturduğun yerden milletin hayatını seyredersin, yorumlar getirirsin…
Sahtecilik üzerine kurulu bu aptal yeri daha da kirletme, olmaz mı?
Ha ben bunları neden mi söylüyorum; şundan: 15 dakikada çok şey değiştirebilirsiniz, fakat hepsi genelde size bağlıdır; ya üst üste başka insanların yaşamları, işte bu farklı…
Velhasıl bugün ilginç bir gündü üstat; köşeyi dönüşleri, mallıkları, hayıflanmaları, ‘ulan ulan’ları ve özellikle yaşanılanlarıyla…
Demek istediğim şudur ki, üzülme Brutus, sıra sana da gelecek. Fakat o zaman hançeri göğsünden ayırmaman gerektiğini de şimdiden öğren…
Uyu hadi, her zaman yaptığın gibi…
Bu yazı toplamda 256 kez okunmuş...
jādз
sĸųĹĹcāη