En sevdiğim şeylerden biridir insanlar hakkında yorum yapıp durmak. Senin ne haddine benim hakkımda yorum yapmak diyebilirsin, haklı da olabilirsin, fakat ‘sen’ bile ‘trajikomik’ bir durumda hâlâ insan gibi yorum yapmadan durabiliyorsan seni şuracıkta ‘peygamber’ ilan ediyorum, evet ben o başlangıçtan beri görmeyi hayal ettiğin tanrıyım.
Geçenlerde okuldayım, evet ara sıra oraya uğruyorum, adamın biri gelmiş, onu oraya bağla, şunu buraya bağla diyor, daha bir kaç gün önce yine aynı adam ‘siz artık yarı mühendis sayılırsınız, kendinizi küçümsemeyin’ derken neden beni o an ‘amelesi’ gibi kullandı anlamadım. Kızdım haklı olarak, sonra da bizi lise yıllarımıza götürüp sözlü yapmaz mı, yapar tabi, kazandan sorumlu kontrol sorumlusu! Böyle adamlardan nefret ediyorum, bırak yanlış yapalım, öğrenelim, yok ama ben bu durumdayken yorum yapamam, benim haddime mi?!
Dert anlat anlat bitmez bende, neden anlatmayayım ki; bundan 10-15 ay önce demiştim, mutluluklarımı kendime, dertlerimi siz sefillere ayıracağım diye, işte bu da onlardan birisi, canın sıkıldıysa ‘youporn’ var, belki orası daha çok ilgini çeker…
Ama burası güzel, dinle bak;
Sevgilin var mı, vardır şimdi yalanın lüzmu yok, ama varsa kesin saçların erken dökülecek söylemedi deme, şimdi kim uğraşacak dırdır çekmekle. İşte bu sene tüm insan ilişkilerinde üzerinde durduğum konu bu; ortada dırdır varsa ben yokum arkadaş, kimse babamın oğlu değil ve kimseyi çekmek zorunda da değilim. Geçenlerde bir arkadaşım, çok da severim kendisini, sanki karşısında sevgilisi varmış gibi (iyi ki sevgilisi değilim) bana dırdır yapıyor. Onla gezme, bunla şunu konuş, şu saatler arasında tuvalete git, bu dakika yemek ye; bu ne be! Medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar bile zincir vuramamış bana sen mi vuracaksın?! (Tikidir tiki)
Elbette ben de insanım, çoğu zaman görmemezlikten gelsem bile benim de hatalarım olabiliyor, kabul ediyorum, fakat bu kimseye bana ‘dırdır’ yapma iznini vermez. Sen de vermezsin değil mi; ne ala memleket, sen benim hakkımda istediğin yorumda bulun, ben senin hakkında düşüncelerimi belirttiğimde; sen ne bilirsin, ne yaşadın ki bileceksin deyip bir de noel baba gibi göbeğini kaşı, oldu istersen arkamı da döneyim de tövbe tövbe…
Son olarak müzik zevkimi eleştiren herkesten nefret ediyorum. Evet, genellikle deneysel ya da türünün kültü haline gelmiş müziklerden hoşlanıyor olabilirim, son zamanlarda bu konuda hoşuma giden bir kaç grup veya müzisyen de olabilir, fakat hiç bir zaman yeni ergen gibi dinlediğim herhangi müzikten sonra benliğimi değiştirecek değilim. Yalnız şu da var ki; beğenmediğim, kulağımı tırmalayan her sanatçı ölmelidir, Feridun Düzağaç gibi mesela.
Bu arada deneysel şarkıcı, grup vb. kime denir sorusu için aşağıdaki videoyu seyrediyoruz…
YouTube Preview Image

Dip Not: Başbakan bile Youtube’a girerken, siz giremiyorsanız kendinizi pencereden aşağıya atın…

Bu yazı toplamda 404 kez okunmuş...

  • RSS
  • Facebook
  • FriendFeed
  • Twitter
  • Technorati
  • MySpace
  • del.icio.us
  • Digg
  • Live