Merhaba - Hoşçakal

22:28

Sonbaharın ortasında indiğim güneyden bugün ilk defa doğduğum memlekete, kuzeye, gidiyorum. Her kanat çırpışımda vücudum daha çok ısınıyor. Eve o kadar az kaldı ki biraz sonra daimi dostum Henry ve Emilie’den ayrılacağım. Sizi bilmiyorum fakat bana sorarsanız onlar birbirine âşık. Yazın sonunda ufaklıkları görmek için sabırsızlanıyorum…
İşte ilk tanıdık ağaçlar, işte üstünden atladığımız elektrik telleri. İşte gözlerimi dünyaya ilk açtığım, kabuğumu kırdığım yer. Annemi de özlemek isterdim ama beni yuvadan atmak istemesini hâlâ unutamıyorum. Babam kim bilir hangi dişinin yuvasını yapmakla meşgul =)
Çok yoruldum, sırtım kopacak gibi sanırım çok zayıfladım. Biraz dinlenmem şart, iyi bir uyku çekmem lazım. Sabaha kalkıp ilk eşimi bulmam lazım. Umarım beni çok beğenir, mutlu edebilecek miyim acaba onu? Ya beni beğenmez~~ZZzzZZzzz
(Ertesi Sabah)
Yemek yemek! Tek istediğim yumuşak, etli, sulu bir yer solucanı. İşte orada, kaçma buraya gel. Ahh, ııhh işte artık benimsim. Çok güzel bir gün olacağı kesin. Karnım da doydu. Artık çapkınlık turlarına çıkabilirim…
İşte bu olmalı, yo yo bu daha güzel gibi. İşte orada, sevgilim beni bekliyor. Kahverengi tüylerinin üstündeki benekler, kısacık kuyruğu, dolgun göğüsleri, ufacık bacakları ve geniş gagasıyla dünyanın en güzel kuşu bu olmalı. Fakat ne Henry’e ne de Emilie’e benziyor, olsun kime ne? O benim biricik aşkım…
(9 Hafta Sonra)
Hayır, bugün söylemeliyim, ya beni reddederse, söylemelisin artık bak herkesin kendi boyunun yarısı kadar çocukları oldu. Ama ya beni sevmezse, saçmalama seni sevmeyecek de kimi beğenecek…
Bugün ayrı bir gün olacak eminim. Bugün gidip söyleyeceğim. İşte her gün arasında dolaştığı ağaç orada… Bekle beni kahverengi üzümüm bekle…
(1 saat sonra)
—Pardon bakar mısınız?
—Kime diyorsun bana mı?
—Evet, size, fark etmişsinizdir her gün etrafınızda uçuyorum, kuyruğumu sallıyorum…
—Evet, sen o kırlangıçsın, tanımamam mümkün mü, ne istiyorsun çabuk söylersen sevinirim…
—Şey, ıhhh, sanırım ben sizi seviyorum!?
—Fark etmiştim, fakat bizim âşık olmamız imkânsız. Hem benim bir kocam var hem de 5 tane yavrum…
—Biliyorum, biliyorum fakat bunu size söylemek zorundaydım. Lütfen lütfen beni geri çevirmeyin…
—Fakat bir sorun daha var: Sen bir kırlangıçsın, ben ise serçe. Daha fazla konuşmama gerek yok sanırım!?
(Ve serçe iki kere sıçradıktan sonra gözden kayboldu)
-Fakat fakat ben de bir serçeyim, değil miyim?
Yan tarafta olanları seyreden bir güvercin ona olanları anlatır: Ölmek üzere olan annesinin onu serçe yuvasına bıraktığını, o yüzden yuvadan atılmak istenildiğini ve onun bir kırlangıç olduğunu…
Fox, olanlara bir anlam veremeden yeni göç gelip çatar, Henry ile Emilie’yi bir daha hiç göremez. Kanatlarını bir kedinin midesinde ya da havaya çocuklar tarafından atılan bir sapan taşıyla ölmek için çırpar…
Güneş yavaş yavaş batarken, o karşısından gelen rüzgârla göğe yükselir, yükselir, yükselir…

Toplamda 11 kez okunmuş...

2 Yorum Var...

  1. holdencaulfield demiş ki:

    zavallı fox…
    neden foxlar sevgilerine karşılık bulamazlar. hayat çok mu sever onlarla uğraşmayı?

  2. nesesacansizofren demiş ki:

    Bilindik konu ama farklı anlatım, ilgi çekici betimlemeler..
    ‘Kanatlarını bir kedinin midesinde ya da havaya çocuklar tarafından atılan bir sapan taşıyla ölmek için çırpar…’
    gibi..

Yorum Bırakın...

Yorumunuz...

Küçük bir uyarı: Yorumlarınızın Türkçe imlâ kurallarına uygun olması, yayınlanmasında etkin rol oynayacaktır...