Bir nisan şakası geçiyor hayat bizlere…
‘Değişim şart’ diye bağıranlar işlerine geldiklerinde ‘değişmeme’nin merkezi haline gelebiliyorlar…
Herkes kuşunu öttürdüğü yerde müslüman…
Bahar geldi, her yer çimen kokuyor şu günlerde; üzerlerinde akşamdan kalma sevişilme izleriyle…
Yine de güzel be!
Deniz, güneş orada; ben ise her zaman gelişmekte olan memleketimde yaşamaktan mutluyum…
Erika Miklosa dinleyip ruhumu dinlendiriyorum, soranlara böyle dersiniz sevgili bayan.
Evet, ağzımdan köpükler akarcasına, bir sakıncası mı var?
İçimde tutasım var her şeyi, paylaşmak istemiyorum kimseyle. Senle de!
Herkes ayrıcalıklı olsun istiyor bu hayatta, birileri de başkalarına laf sokarak kendi egosuzluklarını besliyor, doyuma ulaştırmak için çabalıyor ama nafile…
Örnek aldığınız davranışların, ilişkilerin bile dışarıdan görüldüğü gibi olmadığını anlayınca bazı şeyleri anlamlandırma isteği duymamın bir nedeni olduğunu anladım…
Belki de bu hayat dediğimiz yemek tabağı, onu anlamlandırmaya çalışma eğiliminden başka bir şey değildir…
Evet böyle…
Son dönemlerde ortaya çıkan, ‘kendini gizleme’ ezikliğine birçok insan kapılmakta. Öyle sağa sola bakma, sen de onlardan birisin, çünkü bugüne kadar ezik olarak yaşadığın, buna mahkûm olduğun için öyle davranmalı, ‘adını’ dahi söylemekten korkmalısın, çünkü sen busun…
Yüreğini koymadan oynayamıyorsun bazı oyunları…
Bunu fark ettiğin gün ise artık nefes almıyor olacaksın, yazık…
Kızgınım, üzülmüyorum ve son olarak;
Ölmelisin ‘kraliçe’ ölmelisin!
Bu yazı toplamda 181 kez okunmuş...
jādз
sĸųĹĹcāη