İnsanları gözlemliyorum, evet, sizleri izliyorum her gün. Boş boş odada oturmaktan farklı şeyler yaptığımda oluyor bazen, ne o gücendin mi?
İnsanları yargılamak değil işim, tanrı dururken benim ne haddime, kimsenin görevini üzerime alarak inandığım düşünceleri gereksizleştirmek gibi bir amacım yok, senin varsa buyur, her gün yaptığın gibi…
İnandığın dogmalara karşı gayet saygılıyım, bir kaç soru sormam mı seni ‘iman’ dediğin kafesinden uzaklaştırıyor anlamıyorum. Senin kafan ermez böyle şeylere demekle ne elde ediyorsun anlamıyorum…
Yeri geldiğinde uzun sakallı ‘hacı’, gelmediğinde ise pis bir orospu ya da piçsin; peki sen nesin? Adın ne diye sorduklarında falancayım filancayım dediğine hiç mi gücenmiyorsun. Doğru, falanca ve filancayı ayırt edemeyen sen için saçma bir soru oldu…
Örnek diye yanıp tutuştuğunu biliyorum, hatta şu satırı okurken de ‘hadi canım ciddi misin’ diye egonu da tatmin ediyorsundur…
Gel şimdi otur yamacıma. Buralar insanlara dik uzandığından pek yağış almaz ve kuraktır, aklında ot dikip burayı sarmaşıklar diyarına döndürme planların varsa şimdiden söyleyeyim, sen ekmeden o çoktan kavrulacak…


jādз
sĸųĹĹcāη