Mühendis Olmuş da Ne Olmuş

5 Yorum Yapılmış

En sonunda şu haftayı da atlattım ya…
Ne günlerdi ama; çalış yemek ye çalış yemek ye.. nasıl bir kısır döngüydü bu, değişmek isteyen vücuduma dogmatik bir yaklaşımı empoze etmek gibiydi sanki. Gerçi bunda benim de etkim vardı ama neyse geçti ya sonunda…
Bu arada hayattan biraz uzak durmuşum anlaşılan ki aklıma bir şeyler gelmiyor yazmak için, bir üşengeçlik aşısı yaptırmanın zamanı da geldi sanırım. Yoksa böyle otur otur kaba etimin çevresi artacak. Neyse…
Önce eve gitmeli, akrabalarla uzun uzadıya sohbetler etmeli, özellikle de ‘kız arkadaş’ davası bir an önce savuşturulmalı. Hakketten ne meraklı oldular bu aralar; tamam askerlik çağına gelmiş olabilirim, çevremdeki arkadaşlarım yavaştan nişanlanıp, evleniyor hatta çirkin bebekler üretiyor olabilirler fakat durun daha benim yaşım kaç başım kaç, ha maharet biriyle evlenip çocuk yapmaksa isteyene adresimi verebilirim, 30. yaş günümde görüşürüz…
Sonra atlayıp traktöre dağ tepe gezmeli; ağaçların, toprağın, çamurun kokusunu içine çekmeli…
En sonunda ise oturmalı dedemin yanına, o yine oyun oynuyor olacak kahvehanede ama olsun, onun iğneleyici sözleri, başkalarının yanında beni yerin dibine sokmaya çalışırken aslında tam tersini kastetmesi, etrafındaki avanaklarında bunu anlamayışı…
Bazen dedemi neden bu kadar çok sevdiğimi düşünüyorum, sanırım nedeni bu, kanımızda olan bir şey, değiştiremem ki. Toprağın eğittiği beyinlere sahibiz, onun gibi sert sözlerimiz fakat ufacık bir su damlasında yumuşayan, herkesi içine alan kalpleriz, her ne kadar bilmesek de…
Ve günü bitirmeli böyle…
Gelecek sınavlara kadar çekilmeli kafamıza şapkamız ve düşmeli saç tellerimiz…

Toplamda 32 kez okunmuş...

10.01

7 Yorum Yapılmış

Bugün benim doğum günüm…
Dünyaya kazık çakmaya çalışacağım ilk gün bugün…
Ebenin, o zamanlar doktor yokmuş, benim bembeyaz kıçıma ilk tokadı şaplattığı, annemin çiğ sütünü emdiğim ilk gün…
Kim derdi bu 3 kilo 100 gram hücre yığını, büyüyecek, üniversitelere gidecek diye? Hı söyle bakalım sen diyebilir miydin?
Kimileri bu rastlantısal sonuçlara ‘mucize’, kimileri de ’saçmalama lan, allahın işine nasıl rastlantı dersin’ diyor. Varsın diye koysunlar, hayat onlara da nanik çakıyor bir taraftan da gariplerimin hissettikleri yok…
Bugün benim doğum günüm, sadece benim…
Sanki gezegenler, yıldızlar sözleşmiş bugün beni ‘oğlak’ burcuna sokmak için. Bak ne güzel akrep var, eşek var, yılan var; onlara neden sokmadınız beni? Gittiniz nerede en entel, en dantel burç var ona soktunuz, tepedeki söyledi değil mi bunu size, ah siz yok musunuz?..
Tamam, varsınız biliyorum…
Evet, yeni yaşımın yeni saniyelerinde yine karşılanmayan yeni beklentilerim var. Yok, artık aşk meşk istemiyorum, biliyorum onun ebediyen bana bahşedilmeyeceğini o yüzden daha kolay şeyler istiyorum, üfleyecek mumum da yok kusura bakmayın, siz gözlerini kapatın, beni böyle üflerken hayal edin, olur mu?

Hmm, ee hiç bir şey değişmedi. Alo, yeni bir yaşa girdim, hadi değişsenize, hey, kime söylüyorum, hadi lütfen, lütfen…

I wanna stay here ’til we’ve killed this bitter doubt…
I wanna hold you but my hands are tied…
I wanna sleep here but I’ve been denied…
Let’s watch the clock until the morning sun comes out…

Toplamda 0 kez okunmuş...

|