25 Nisan 2008
Tosbaa
5 Yorum Yapılmış
En sonunda şu haftayı da atlattım ya…
Ne günlerdi ama; çalış yemek ye çalış yemek ye.. nasıl bir kısır döngüydü bu, değişmek isteyen vücuduma dogmatik bir yaklaşımı empoze etmek gibiydi sanki. Gerçi bunda benim de etkim vardı ama neyse geçti ya sonunda…
Bu arada hayattan biraz uzak durmuşum anlaşılan ki aklıma bir şeyler gelmiyor yazmak için, bir üşengeçlik aşısı yaptırmanın zamanı da geldi sanırım. Yoksa böyle otur otur kaba etimin çevresi artacak. Neyse…
Önce eve gitmeli, akrabalarla uzun uzadıya sohbetler etmeli, özellikle de ‘kız arkadaş’ davası bir an önce savuşturulmalı. Hakketten ne meraklı oldular bu aralar; tamam askerlik çağına gelmiş olabilirim, çevremdeki arkadaşlarım yavaştan nişanlanıp, evleniyor hatta çirkin bebekler üretiyor olabilirler fakat durun daha benim yaşım kaç başım kaç, ha maharet biriyle evlenip çocuk yapmaksa isteyene adresimi verebilirim, 30. yaş günümde görüşürüz…
Sonra atlayıp traktöre dağ tepe gezmeli; ağaçların, toprağın, çamurun kokusunu içine çekmeli…
En sonunda ise oturmalı dedemin yanına, o yine oyun oynuyor olacak kahvehanede ama olsun, onun iğneleyici sözleri, başkalarının yanında beni yerin dibine sokmaya çalışırken aslında tam tersini kastetmesi, etrafındaki avanaklarında bunu anlamayışı…
Bazen dedemi neden bu kadar çok sevdiğimi düşünüyorum, sanırım nedeni bu, kanımızda olan bir şey, değiştiremem ki. Toprağın eğittiği beyinlere sahibiz, onun gibi sert sözlerimiz fakat ufacık bir su damlasında yumuşayan, herkesi içine alan kalpleriz, her ne kadar bilmesek de…
Ve günü bitirmeli böyle…
Gelecek sınavlara kadar çekilmeli kafamıza şapkamız ve düşmeli saç tellerimiz…
Etiketler: bitti, ev, oh be, ve aşk, yeni bir sayfa, yeni umutlar
Toplamda 32 kez okunmuş...
5 Nisan 2008
Tosbaa
7 Yorum Yapılmış
Zaman böyle adım adım ölüme yaklaştırırken bizi, sürprizlerini de saklamıyor değildi…
Bir buçuk sene önceydi, sevmiştim, sevgime karşılık bulamamıştım, alıp başımı gitmiş, büyük bir süre onu görmemezlikten gelmiş, ‘hayaletim oldu’ demiş, haksız olduğumu bile bile onun yanlışlarını yaratmış, arkadaşlık ikilemleri oluşturmuştum kafamdan…
Kalbimin koğuşlarını mantığım doldurmadan önceki son aşkımdı o, sonra kör bir düşman, şimdi ise yanında zaman geçirmekten hoşlandığım arkadaşım…
Zaman her şeyi unutmak için kullanılacak yegâne ilaçmış sanırım. Bazen iki kişinin arasındaki kötü olayları, bazen de bazılarının suratını silebiliyormuş…
Dün tavla oynadık onunla, geçen hafta yardıma ihtiyacı olduğunda ilk yanında olan bendim ve tüm iyi niyetlerini topladım…
Son elde 2-2 kaldık, devam edeceğiz dedik fakat şunu bilmelisin ki bu oyunun galibi başından beri sendin, teşekkürler…
Sen, ben, o, herkes aynı hikâyede
Başı ve sonu aynı gerisi farklı…
Bir yerden tutunduysak hayata boşa geçirmemeli, bırakmamalı…
Sadece sana…
Etiketler: mutluluk, sen, Serçe, ve son, yeni bir sayfa
Toplamda 8 kez okunmuş...
10 Ocak 2008
Tosbaa
7 Yorum Yapılmış
Bugün benim doğum günüm…
Dünyaya kazık çakmaya çalışacağım ilk gün bugün…
Ebenin, o zamanlar doktor yokmuş, benim bembeyaz kıçıma ilk tokadı şaplattığı, annemin çiğ sütünü emdiğim ilk gün…
Kim derdi bu 3 kilo 100 gram hücre yığını, büyüyecek, üniversitelere gidecek diye? Hı söyle bakalım sen diyebilir miydin?
Kimileri bu rastlantısal sonuçlara ‘mucize’, kimileri de ’saçmalama lan, allahın işine nasıl rastlantı dersin’ diyor. Varsın diye koysunlar, hayat onlara da nanik çakıyor bir taraftan da gariplerimin hissettikleri yok…
Bugün benim doğum günüm, sadece benim…
Sanki gezegenler, yıldızlar sözleşmiş bugün beni ‘oğlak’ burcuna sokmak için. Bak ne güzel akrep var, eşek var, yılan var; onlara neden sokmadınız beni? Gittiniz nerede en entel, en dantel burç var ona soktunuz, tepedeki söyledi değil mi bunu size, ah siz yok musunuz?..
Tamam, varsınız biliyorum…
Evet, yeni yaşımın yeni saniyelerinde yine karşılanmayan yeni beklentilerim var. Yok, artık aşk meşk istemiyorum, biliyorum onun ebediyen bana bahşedilmeyeceğini o yüzden daha kolay şeyler istiyorum, üfleyecek mumum da yok kusura bakmayın, siz gözlerini kapatın, beni böyle üflerken hayal edin, olur mu?
Hmm, ee hiç bir şey değişmedi. Alo, yeni bir yaşa girdim, hadi değişsenize, hey, kime söylüyorum, hadi lütfen, lütfen…
I wanna stay here ’til we’ve killed this bitter doubt…
I wanna hold you but my hands are tied…
I wanna sleep here but I’ve been denied…
Let’s watch the clock until the morning sun comes out…
Etiketler: mutlu-mutsuz, yapma ne olur, yarı boş, yeni bir sayfa, yeni umutlar
Toplamda 0 kez okunmuş...
29 Aralık 2007
Tosbaa
4 Yorum Yapılmış
“Yazacak hiç bir şeyim yoktu önceleri, o günden sonra ise söyleyeceklerim bitti, sustum, hiç konuşmadım…”
Sanırım bir senenin özeti bu olsa gerek. Saçma sapan ‘milleti ben kurtaracağım’ edalarının işe yaramadığını, kimsenin sana nokta kadar değer vermediğini, en yakınından, en uzağına kadar herkesin ‘Brutus’ rolü biçtiğini ve bu koşullarda bile ailenin senin her daim, her ne kadar olayları bilmeseler de, yanında olduklarını öğrenecektin. Yaşına tecrübe, aklına sorular, kalbine buruk bir sevgi katacak; dilde dolanan yalanlar ile sineye çekilip kalacaktın…
Dün gibi aklımda olanlar, unutmadım, unutmayacağım da…
Kendim için…
Etiketler: bir, bitti, hoşçakal, i love you i kill you, yeni bir sayfa, yıl
Toplamda 6 kez okunmuş...
13 Aralık 2007
Tosbaa
9 Yorum Yapılmış
Bir rekora doğru koşmaktayım, kaldı 2 gün; azıcık daha dayanabilirsem 1 haftamı mutlu bir şekilde geçirmiş olacağım. Emin adımlarla ilerliyoruz…
Bu arada hayatın içsel durumlarına dalmayıp, sadece gerekli kısımlarınla ilgilenince durumumun o kadar da karanlık olmadığını fark ettim. Fakat gaza gelmemek, tüp gaz niyetiyle havaya karışmamak lazım, bunun da bilincindeyim. Mesela hala beni ilgilendiren durumlarda, olayın en kötü tarafını düşünerek gelecekteki adımlarımın güvenle atılmasını sağlıyorum. Sonuçta hem birçok gereksiz sorunla bombardımana tutulmuyorum, hem de adımları sağlam atıyorum…
Bu arada sevgi-aşk-ihtiras şeytan üçgeninin kendimce formülünü çıkarmış bulunmaktayım. Magazin programları tabiriyle; ‘aşk’ in, ‘ilişki’ out…
Nasılsa bir gün şırank diye karşıma çıkar o niyeti bozuk bayan, o zaman planlarımızı kaynaştırır, ‘yolum’ kelimesinin sonuna ‘-uz’ eki getiririm…
Sana senden başka kimselerden hayır yok…
Niye konuşmazsın sen karnın mı tok?
Öküz gibi bakarsan tren durmaz ki…
Kimin eli kimin cebinde haberin yok…
Ayrıca fark ettim ki yüzünüze karşı sizin dostunuz olmadığını söyleyen insanlardan, yaptığınız bir saçmalık yüzünden özür dilemek insana acayip koyuyor. Fakat şöyle bir durum varki hayatta böyle insanları da tanımak tecrübelerimizin ‘artı’ hanesine yazılıyor…
Hıı bu arada ruhumda değişmeye başladı sanırım, etrafımdaki kimselerden de aynı şeyleri duymaya başladım, gariptir. Ama ne yapabilirim, ilgimi çekmeyen bir konu hakkında sırf laf kalabalığı olsun diye konuşmak bana çok saçma geliyor. Kısaca örnek vermem gerekirse; bana ne beni ilgilendirmeyen bir A dizisinin oyuncusunun aşk giydiği çizgili dondan. Yanlış mıyım kuzum?
Önüm arkam sağım solum,
Şeytanın içi bu bu tuzak…
Vay beee, yazık…
Artık kimseye ‘potansiyel sevgili’ gözüyle bakmadığımdan da rahatım, diğerleri gibi kasmama da gerek yok. Hayatımda ilk defa robot yaparak somut bir şey de yarattım, hatta onun artık tanrısı benim, bunun da heyecanı var…
Eh tanrılığa kadar yükselmişim, insan başka ne ister ki?
-Tamam tamam, biliyorum, istekler sonsuzdu…
Hmm bitti…
*KuRban’ı özlemişim…
Etiketler: benimde mutlu olmaya hakkım var, doğrular, gelecek, hoşgeldin gülümseme, mutluluk, yeni bir sayfa
Toplamda 12 kez okunmuş...
16 Ekim 2007
Tosbaa
4 Yorum Yapılmış
Ben istemez miyim mutlu olmayı; her gün isteyerek, içimden gelerek gülmeyi…
Her insan gibi umut ediyorum bunları ve sadece bir ışık bekliyorum etrafımı saracak. Uzaklardan alelade gözüken ufak kıvılcımlara doğru koşmalı mıyım bilemiyorum bazen. Ne zaman adımımı atsam düşecek miyim diyorum kendi kendime. Peki, o riskleri almadan onların beni sarabilecek alev olup olmadığını nereden bileceğim? Cevapsızım, keşke hayat belirli şıklardan oluşsa ve bizde ne şiş yansın ne kebap hesabı sorunlardan sıyrılıversek…
Sadece belli belirsiz bir sokakta, yağmurdan her yanı ıslanmış bir akordeoncunun parmaklarından çıkan tınılarda yağan tanelere aldırmadan özgürce dans etmek istediğim. Duygularımızın uyumluluğunu ortaya sermek, en kıvrak yerinde hızlıca kaçmak, en yavaş yerinde oturup ağlamak; belki de en ihtiyacımız olan yerde birbirimize el uzatmak, üstümüzü silkip yolumuza devam etmek…
İlerde bir ışık görüyorum, karaltılı, puslu. Fakat hissedebiliyorum onu, tenimin her hücresine dokunuyor, sanki okşuyor beni baştan aşağı…
Korkularımı kenara bırakıp, başım dik vaziyette, ne istediğimi bilerek oraya ulaşmaya çabalayacağım…
Umarım gittiğim yer dipsiz kuyu değil, koşa koşa bitiremeyeceğim büyük bir köprü olur…
Etiketler: again and again, i love you i kill you, kaos, of püf günleri, same questions, yeni bir sayfa, yollar
Toplamda 6 kez okunmuş...
17 Eylül 2007
Tosbaa
6 Yorum Yapılmış
Bugün internet kaydımı da gerçekleştirdim ve artık sayın danışmanımın bana onay verip beni üniversite birinci sınıfa resmen kabul etmesini bekliyorum…
Her şeyi kontrol ettikten sonra “Seçimlerimi Kaydet” tuşuna sanki dizilmiş koca domino topluluğunu harekete geçirecek bir hareketmişçesine dokundum. Öyle olacak, eminim, çünkü bugüne kadar istediğim hiçbir şeyi elde edemediğim görülmedi. Evet, çok ‘The Secret’laştım farkındayım, fakat insan kendi kapasitesini bilip ona göre bir şeyler istediğinde gerçekten oluyor…
~
Bu arada çok uçuk şeylere takıldığımı fark ettim. Mesela alışveriş merkezlerindeki televizyonların kablolarının nereye gittiği, nereye bağlandığı ya da eğildiğinde donu dışarı çıkan erkeklere veya saklanması gerekirken gözüme batırılan sütyen askılarına; hele şeffafları yok mu? Var, Kemeraltı’nda adamın biri seni tutup “İster misin ağabey?” dediği bile oluyor; sanki uç uca ekleyip çamaşır asacağım…
~
Neyse kaldı 2 hafta. Yeni dönemimde elimden geldiğince ben-cil olacağım. Hak ettiğim, istediğim şeyi karşı taraftan “Bu benim!” deyip sökeceğim. Önüme çıkacak şansları en iyi şekilde değerlendireceğim. Özel hayatım mı; daha da özelleşecek en azından her şeyi alelade yaşayacağıma sadece gerekli kişilerle gerekli duygularımı paylaşacağım…
Bak kendimle ilgili bir ipucu verdim, sonunu da çekip kendin getir, her şeyi de benden bekleme ufaklık…
Etiketler: bencil, gıcıklık, idealim, ipucu, yeni bir sayfa
Toplamda 6 kez okunmuş...
7 Eylül 2007
Tosbaa
7 Yorum Yapılmış
Etiketler: geçmiş, gelecek, ve diğerleri, yeni bir sayfa
Toplamda 10 kez okunmuş...