I’m Cold

4 Yorum Yapılmış

Bugün eksikliğini ilk defa bu kadar çok hissettim, ilk defa karnımı parçalamak istedim. Kaloriferin yanında olmama rağmen o kadar soğuktu ki vücudum…
Öyle boş baktı ki gözlerim etrafa, öyle donuktu ki her ikisi de; patlayan her havai fişek içlerinde söndü teker teker…
Hani belki, tam ben alışveriş sepetine uzandığımda, sen de sıcak avuçlarınla kavrasan elimi, bir an utansak, sonra hiç bir söz söylemeden alışverişimizi yapsak ve bir dahaki buluşmamıza kadar sussak…
Seneye, yine aynı gün, ben geçmişime bakıp, ‘vay be’li cümleler kurarken sen ise ‘iyi ki’, ‘iyi ki’ ve ’sonsuza dek’ li isteklerini sunsan, doğum günlerimizde aynı dilekleri tutmuş olsak, çok şey mi istemiş olurum? Olurum değil mi.!?
Yanlış yerden mi tutundum hayata, belki de çok kötülük ettim, fakat olana ne yapabilirim ki artık; elime zamk alıp, bir porselen gibi birleştiremem ki kırılan kalpleri, keşke yapabilsem, fakat zaman tek yönlü, geri dönüşü yok ne yazık ki…
‘Keşke’ler içinde yaşamayı sevmiyorum ben, önümü göremiyorum onlar varken etrafımda, devler ülkesinde her an üzerime basılabilecek küçük bir karınca gibi hissediyorum kendimi; yuvasının yolunu kaybetmiş, koca kışı etrafa atılan bir kaç izmarit parçasıyla ısınarak geçirmeye çalışan, yalnız ve sessiz…

Toplamda 9 kez okunmuş...

Nerde…

4 Yorum Yapılmış
Al işte dımdızlak kaldım ortada. Hayat kıs kıs gülüyordur şimdi ‘yalnızsın oğlum yalnızsın’ diye. Hay ben onun diyeceğim ama kendisini ben oluşturmaktayım. Bu ne yaman çelişkidir, istemediğim şeyi ben yaratıyorum. Acaba bu dünyada bundan daha garip ve üzücü bir şey var mı?
‘29 Ekim’di bugün, millet elinde al beyaz bayraklarıyla köyü turladı karış karış. Öyle kurtarılıyordu çünkü vatan, yürü babam yürü, bağır amcaoğlu bağır. İcraat, o neydi ki… Çıksın bir kaç provokatör, alsın eline mikrofonu götürsün milleti çekebildiği yere, ee vatan gidiyordu hani; çok güzel bir söz duydum dün gece ‘vatan uğruna siyaset yapılmaz’ diyordu orada. Hani popolarına kızılcık şerbeti döktüğüm insanlar, çıksanıza, seçtiğiniz heriflerden icraat istesenize. Sonra halkın %80-90′nı salak, aptal deyince de bir bir çemkiriyorsunuz. Halkım inanıyorum ki dünyadaki en asil ırklardan biri(ydi), ama illa yumurta yara yara çıkmaya başlayınca mı aklımız popomuzdan tepemize geçecek, köpeğin köşeye sıkıştırdığı kedi misali.
ISO 9001 eğitimim de bitti dün, ne olduğunu anlamadım ama ‘lazımmış’ dediler ben de her zamanki gibi atladım. Giden 20 YTL’ye acıyacaktım ama orada öğrendiğim bir söz bunu dememi engelledi; insana insan gibi davranmak. İşte bu anda oklar hemen bana çevriliyor; kime ne kadar iyilik gösterdim ve bu iyiliklerim her ne kadar karşılıksız da olsa ne kadar kötülük gördüm. İstatiksel rakamlar kötü şeyler gösteriyor vesselam, fakat en yakın zamanda rakamların iyi yönde ilerlemesini ümit ediyorum. Amen!
Yok kardeşim yok, dünya meseleleri, vatan meseleleri, duygusal hesaplaşmalar, felsefik düşünceler… Ben hangi birine yetişeceğim söyle bana ey ulu bilmem ne…
Yalnızlıkla cebelleşiyorum, ders çalışmak istemiyorum, kıskançlık da başladı; yetemiyorum artık zorlama beni bu kadar…
Neyse sonunda hayatımın en manalı mektubunu da yazmış bulunmaktayım, zaten ilk mektubum da çaktırmayın işte. Bakalım o neye dönüşecek, neye evrilecek? Bilmem, ejderha olmasından korkuyorum…
İşte bu kadar, koca bir hafta bunları yaşamış bu beden, ne mi yaşamış, belli olmuyor mu, koca bir hiç…

Toplamda 15 kez okunmuş...

Moonligh Sonata

8 Yorum Yapılmış

Hayata uzanacak bir eldi aradığım; bir zaman uzak, belki bir zaman yakın, fakat onun derinliklerine baktığımda dertlerimi yok edecek ufak kıvrımlar, parıldamalar. Belki de iki dudağının arasındaydı tüm isteklerim, beni baştan çıkaracak, yaşadığımı hissettirecek…
Boş bir odanın içinde, üstü simgelerle yazılı tuşlara basıp, içimi boşaltmaktansa; o kişiyle sessizce dakikalarca, belki de saatlerce yan yana durmayı yeğlerdim…
Bazı şeyleri uzağımızda aradığımız doğrudur, fakat yakınımızdakini gösteren oku bulamayınca ne yapsak nafile. Bugün konuştum, belki bir arkadaşımla, belki kendi yanılsamamla; o şans bir kere geliyor ve geldiğinde sizi hiç ama hiç uyarmıyor. Sessiz bir şekilde sizi izliyor, sonrada kapıldığı rüzgârla uzaklara sürükleniyor…
Anlattığım şeyi yalnızlık olarak değerlendiriyor olabilirsiniz, ‘senin arkadaşların ve ailen var’ diyorsunuzdur. Fakat olmuyor, insan bazen bunlardan daha ötesini arıyor; bulamıyor…
Yaş 19, yeni yıla ve doğum günüme bunlardan öte yeni çiziklere, sızılara 4 ay kalmış. Sonra 20, sonra 21… Peki ya yıllar sonra, geçen günlere mi ağlayacağım; yoksa elim bir avucun içinde, ısınıyor mu olacağım…
Bilmiyorum, aklım çok karışık. Sıcak bir duş alıp uyumaya çalışırken, yüzünü çıkaramadığım o insanı düşlemek istiyorum…

Toplamda 31 kez okunmuş...

Re-Start

2 Yorum Yapılmış
Dertlerim kendiliğinden beni terk etsin lütfen, bunu istiyorum sadece. Çok şey mi beklediğim bu hayattan? Kalem elimde, yine pembe bir ekrandan seyretmek istiyorum bu dünyayı, sadece o ve ben, sonsuza kadar bu mavi diyarda yaşamak istiyorum…
Çok şey istiyorum ki hiç birini vermiyor cömert görünmezlik…

‘Merhaba’ diye açıldığın bu yaşamdan,
Pisliklerinle ayrılırsın ağırdan.
Ve o küçük anı kaçırırsan eğer,
Tek onu değil, mantığını yitirirsin kafandan…
~~~
Hayatın anlamsızlaştığı bu diyarda,
Küçük bir nefes, büyük bir oyun,
Sessiz köşende akıp giderken hayat,
Sen kırağı düşmüş saçlarınla düşeyazarsın…
~~~
Yalnızlığın taşlaştırdığı ufak kalbinde,
Belki nefessizlikten, belki ışıksızlıktan,
Derinliklere, kirli sulara,
Önce gözlerin, sonra ruhun çöker…
~~~
Ve son nefesini aldığında,
Ve son kez göz kırptığında,
Anlarsın:
Hayatın o küçücük ana sıkıştığını…

Hayatın bu küçük anı geldi mi geçti mi bilmiyorum, geldiyse kapımı çalmalı değil mi? Çaldı mı ki? Bilmiyorum…
Neyse az kaldı ilk adımlarımı atmaya, lütfen bundan sonra ilişmeyin bana, rahat bırakın…

Toplamda 8 kez okunmuş...

Püskürme Anları

6 Yorum Yapılmış
Sonunda bardak taştı. İnsan sabır taşı da olsa, o da ufak bir darbeyle çatlayıp özünü akıtabiliyor. Evet, ben de kaynadım, soğudum ve sonucunda tekrar ısınmaya kalkışılınca ufak çatlaklarım oluşuverdi…
Saygıda kimseye kusur eylemedim, eylediğim varsa bir adım önce çıksın. Her insan gibi ben de birilerine arkadaş dedim, bazılarından nefret ettim, hakkım ve sonuna kadar kullanırım! Kime ne için mi kızgınım, sanane bu seni çok mu ilgilendiriyor? Kızgınım bu doğru, hatta rengimin alacalaştığına dair bilgiler gelmekte yüksek aile konseyinden, ortalığı döküp kırma eğilimleri söz konusuymuş…
İyi ki, iyi ki makinelerle uğraşacağım bir bölüm seçmişim. Tanrı, eğer yukarda uykuya dalmadıysan şu insanlara akıl ihsan eyle. Sonra sırasıyla; doğruluk, dürüstlük, adamlığı öğret! Yap bunları n’olur, yoksa beni al yanına, ben de uyuyayım bir kuytuda…
Lütfen bana rol yapmayın, içindekilerinizi dökün rahatlayın; istemiyorsanız defolup gidin, çok da meraklı değilim istenmediğim kişilerin yanında olmaya…
Yalnız kalırım diye de korkma, ben zaten yalnızım…
Uf!

Toplamda 6 kez okunmuş...

Rewind and Play

9 Yorum Yapılmış

Elimi tutan, beni sarıp sarmalayan kalp kayboldu şimdi. Karıncaların kemirişini, duvarların sesini duyar oldum. Florasanın titrek ışıkları tenimi gıdıklamaya başladı. Bir yanık kokusu gelmeye başladı sol tarafımdan. Gece öpüp beni yatağa uğurlayan da yok artık…
Aklıma geldi sahi nereye koymuştum onu?
Aradım, hem de çok aradım, sonunda buldum onu. Tozlanmıştı, grileşmişti fakat hâlâ ilk günkü gibi hayat doluydu…
Tekrar başlıyoruz eski dostum yalnızlık…

Toplamda 5 kez okunmuş...

|