Love Is An Unfamiliar Name

8 Yorum Yapılmış

Hayallerimde yaşaması, gerçek olmaması çok güzel şu anda…
Biliyorum; bağlanmak, hayatımın en kötü kararıydı ve şu anda bu ikilemimi aşmaya çalışıyorum…
‘Ya..ya..’ kalıplı sorularımı yanıtlamam gerek beynimde, aklımda, her ne b.ksa işte…
Herkes için basit görünen bir yapı, benim için dünyanın en karışık olgusu, özür dilerim…
Oradaysan gel kurtar beni, çıkar karanlığımdan, yarım yamalak yapacaksan dokunma kalsın öyle, duvardaki böceklerde hoş, tenimi gıdıklıyorlar falan, ya onlar, bilmem…
Devamını okuyun…

Toplamda 57 kez okunmuş...

Two Plus One

4 Yorum Yapılmış


Hafif bir dansın eşliğinde kaçamak gözlerle birbirimizi süzerken bulduk birbirimizi. Beline doladığım elim omurga kıvrımına öyle bir yerleşmişti ki onu kuyruk sokumundan ense ucuna kadar hissetmiştim sanki…
Başını omzuma yasladığında öyle derin nefesler alıp veriyordu ki boynum ateşlerde kavruluyor, kulaklarım utandığımdan değil içimdeki volkandan kızarıyordu…
Eve ilk adımlarımız, küçük bir waltzin başlangıcıydı, beni kravatımdan yatak odasına kadar çekişi ve beni hemen kapıya sıkıştırışı dönülmez yolun başlangıcı sayılıyordu artık…
Kravatımdan çektiği elini dudaklarıma, oradan açtığı gömlek düğmelerinin arasından göğsüme yaslıyordu. Tüylerim diken diken olmuş, kalbim sanki eriyip vücudumda dolaşıyordu. Derken yatak odasına atılan küçük adımlar, dudaklarımda hissettiğim başka bir ıslaklıkla son buldu. Askılarını indirirken aşağıya doğru onun en narin, en yumuşak teni pürüzleşmeye, gerilmeye ve sertleşmeye başladı. Elimi kalbinin üzerine koyduğumda ateşin doruk noktasına ulaştı…
Boynumu yakarken çıkan salyaları enseme doğru aktı, ellerim belini çoktan kavramıştı. Kıvraklıklarımız sayesinde oluşan o küçük genlikle hareket yerini ikimizin de üstüne sinen pis, yağlı bir tere bıraktı…
Yorgunluğun getirdiği uykuyla gözler sabah açılmak üzere kapandı…
Sabah kalktığında yaptığı ilk iş aynada kendini seyretmek oldu.
Ve arkasından gelen ilk sorusu ‘her şey bitti mi artık?’dı…

Vücutta kalan küçük tuz kristalleri, 2 gram meni ve bir ton ayrılığıyla +21 buna işaret edip uyarıyordu bizleri…

Toplamda 16 kez okunmuş...

Gıcık

7 Yorum Yapılmış

Bugün herkese o kadar çok gıcıklık yapasım var ki…
Herkesin msn iletisinde bir çöküş, bir yakarış, bir sitem, bir hayıflanma; sanki daha önce hiç dert değildi de bugün dert oldu bunların hepsi. Bir de sırf bugünü sevgilileriyle geçirenler yok mu, var. Onların da X♥Y şeklindeki gösterişlerini esefle kınıyor, elimden geldiğince gıcık olmaya çalışıyorum…
Yalnızız sonucunda, alnımızın yazısı belki ama bu hayatın en kötü şartlarından biri değil ki…
Tamam, bizim de kalbimiz yanmış olabilir, hâlâ onun düşüncesiyle kavruluyor, bu yüzden uykularımız kaçıyor olabilir. Herkes beraberken ben ayrı da olabilirim, e ne yapayım yani öleyim mi?
(Ölmekten beter olduğumu söylemiyorum tabi…)
Sonuçta özel geçmesi gereken bir gün 14 Şubat. Sevginin bu kadar açık saçık değil aksine bir ibadet gibi gizli ve iki kişinin özelinde yaşanmasını tercih edenlerdenim…
“Sen ne anlarsın ki?” diyeceksiniz, bir gün ne kadar anladığımı ‘o’ bilecek, siz canınızı sıkmayın…

Toplamda 11 kez okunmuş...

Above Ground

14 Yorum Yapılmış

Underground I’m waiting..
Just below the crowded avenue…
Watching red lights fading out of you…

Güzel bir şarkıyla başlamak istedim bugünkü saçmalamama…
Evet sonunda bir hafta doldu, mutluyum, god bless me baby. Ee demiştim ben, insan her ne kadar sosyal bir yaratık da olsa, her ne kadar tanrının dışkısının toprağa karışmasıyla oluşsa da yalnızlık bizlere de mahsus olup, güzel görünebiliyormuş; tabi takmadığınız sürece…
Bugün ilk fotoğraf makinemi de aldım, böyle kocaman ekranlı, parlak, siyah bir şey. Huyumdur, kurusun, bir şeyleri insan hayatına benzetmek; işte yine oldu, ampulüm yandı kafamın üstünde ve kedi kulaklarım kesiliverdi birden…
Fotoğraf makinesi işte, önüne geleni çeker, öpüşmenizi, ayrılışınızı, küçük bir çiçeği, üzerinde duman tüten inek bokunu, ineği.. fakat bir sorun vardı, kendini asla çekemezdi, bu en dandik alette de böyleydi en pahalısında da. Bize benziyor dememiş miydim, işte bomba burada patlıyor, kendimizi tanımlandırmak için etrafımızda ‘biz’lerden olması gerekiyor. Garip ama gerçek, insanın yüzyıllardır kendini bulma, kendini bir yere koyma çabasının sonucunda yine insan faktörü ortaya çıkıyor…
Bazen düşünüyorum sosyoloji mi yazsaydım ben…
Neyse, mademki insan bir ilişki hayvanı, o zaman sosyalleşen bu hayvancıklar kendi aralarında iletişmek zorunda. Burada da kafamı kemiren bazı sorular yok değil. Bugüne kadar insan ilişkilerini sıralarsam genel olarak şöyle bir tablo çıkıyor:
Birincisi, insanı dost ve arkadaş diye ikiye ayıranlar:
-Buradaki insan vatandaşlarının yakın oldukları 3-4 dostu ve popolarının havada olması nedeniyle pek takmadıkları, olsa da olur olmasa da olur dedikleri, belki de kendilerini güvenceye almak için oluşturdukları arkadaş topluluğu vardır. Dost uğruna arkadaşlarını gayet ucuz bir fiyattan elden çıkarabilir, arkadaşlarının onu önemsemesini pek kafasına takmaz. Eşeyli üremeye sahiptirler ve erkek olanları bir seferde 10 milyon sperm bırakabilme kapasitesine sahiptir. Doğal yaşam ortamları ‘cool’ diye tabir edilen kafelerdir. Dünya üzerinde pek bir etkiye sahip olmasalar da, besin zincirinin tüketiciler kısmında yer alırlar. Garip bir sosyo-psiko-hayvan sınıfı işte ya da tek hücreli mi deseydim, neyse biyolojiyi de unuttuk zaten…
İkincisi, yakın olduğu her insanı dostu bilenler:
-Buradaki iki bacaklı deneklerimiz, arkadaş diye tabir ettiği her kişiyi aynı zamanda dostu ilan eder kendi küçük göğüs kafesinde. Güvenir, güvendirir, sırlarını paylaşır. Fakat yukarıda bahsettiğim öglena hayvanı bu tek hücrelilere bazen büyük zarar verir, onları yalnızlığa mahkûm eder. Fakat hayatında 1-2 dost denilen kişiye sahip bu grup mantarları, hayatı sorgulamak, ona yeni bir bakış açısı getirmek için gelmişlerdir. Hani (gerçek) entelektüel dediğimiz gözlüklüler vardır ya, işte geneli bu gruba girer. Eşeysiz ürerler, dolayısıyla bir eşe mahkûm olmadan hayatlarını sürdürebilirler. Fakat her zaman, eşeyli üreseydik ne olurdu diye de düşünmeden edemezler…
Üçüncü ve son grubumuz ise herkese arkadaş gibi yaklaşanlar:
Evet, bu gruptaki insanlar günümüz gençliğinin büyük kısmını oluşturmaktadır. Ortam insanı diye tabir edilirler, genelde mutualist bir yaşam sürüyorlar gibi de görünseler, aslında büyük bir haşere grubudurlar. Ortam ne olursa olsun, rock, pop, arabesk, caz.. bunlar her çevre grubuna adapte olurlar. Kısacası rüzgar nereye onlar oraya hesabı. Erkek ve dişi olanları çok eşli yaşar, eşsiz yoldan eşeyli ürerler. Bu gruba genetik açıdan girmeye zorlanan dişilerinin doğal yaşam ortamları Levis, Collezione ve Adidas gibi yerler olmakla birlikte, erkekleri Nissan, Mercedes vb. gibi vitrinlere vantuzlarıyla yapışık halde doğarlar ve ömür boyunca orada yaşarlar…
~~~


Sosyoloji dersimiz bugünlük sona eriyor…
Yukarıdaki küçük hanımı tanıyanlarınız vardır, yoksa da siz hâlâ dünyanın bazı zevklerine varmadınız demektir…
Bu caz kraliçesi geçen yaz memleketimin en nefret ettiğim iline, İstanbul’a geldi. Gidemedim, neden gidemedi mi yok işte, sadece gidemedim. O, orada “I’ll be with you someday…” diye haykırırken ben evimde iç çekiyordum…
Ama dün annemle konuştum, iki bayram arası olmaz dedi, beklemelisin dedi. Bekledim, yüzükleri dahi aldım, zaten ufacıcık parmağı vardır onun, neyse yine içim cız oldu…
- Ne olmuş ne olmuş?
Sen bir sektersene…
Son olarak Ferhan Şensoy’un Üç Kuruşluk Operasını seyrettim bugün. Müzikalleri sevmem, zaten oralarını hızlı hızlı geçtim videoda. Neyse oradan bir sözle veda etmek istedim, siz çift hücrelilere…
-Aferin oğlum tosbaa, tek deseydin alınırlardı zaten…
-Sen sektermeyecek misin?
- !!?
Ferhan Şensoy söylüyor:
-Atatürk ideolojik tercihini yaparken, hepinizin aptal olduğunu Aziz Nesin’den çok daha önce anlamıştı…
-Atatürk hiç bir zaman böyle hıyar bir duruma düşmemişti. Çünkü Atatürk bizim gibi bir dallama değil. O, bir idealin peşinde bir aşk gibi koşmuş, hayatı boyunca kendi adına hiç bir çıkar derdine düşmemişti…
Biz Özal görmüş Atatürkçüler, Atatürkçülüğün anlamını yitirdik. Şimdi Erbakan dışında herkes Atatürkçü, yılda bir gün Erbakan da Atatükçü, Fettullah Hoca(!) tamamen Atatürkçü…
Atatürkçülük böyle herkesin benimseyebileceği salak bir ideoloji olamaz ki…

E hadi bana müsade…

Toplamda 38 kez okunmuş...

His

6 Yorum Yapılmış

Çiftleşme ertesi sabahı gibiyim…
İçgüdülerimin yerini yavaş yavaş mantığım alıyor ve ben anlamsızca etrafa bakıyorum…
Yanımda uyuyan kirli bir beden var ve ben onunla her gece aynı yatağa giriyorum. Önce bacaklarını kırıp arkasını dönüyor usulca, sonra ellerini yastığın altına sokarak başını yana çeviriyor. Gözlerini kapatıp ona yapacaklarımı usulca bekliyor. Her şey o uyuyuncaya kadar çoktan olup bitiveriyor…
Ve her sabah bu kirli insanla kalkmaktan nefret ediyorum. Beni aynanın karşısından seyredişini, aynı şeyleri hissedişimizi ve en önemlisi her gün aynı şeyleri yapmamızı…
Zorunlu muyum bu bedenle yaşamaya, değiştiremem mi ruhunu bunun, hani güncelleme falan?

Toplamda 10 kez okunmuş...

Sorular Sorular

3 Yorum Yapılmış

Aklıma cins cins sorular takılmakta bu yağmurlu günlerde…
Bir düşünün koca dünya insanları yarın sadece sizi arayan ‘o kişi’ haricinde yok oluyor ve siz odanızdan çıktığınızda hayalet şehirleri aratmayan bir manzaraya pencerenizden bakıyorsunuz. Hani Hollywood fikridir ya, kesin bir virüs salgını ya da ortalıkta kol gezen zombiler vardır. O kadar da uçmuyorum tamam, ama bir hayal edin, acaba sizi arayan diğer kişi ne yapıyordur? Ya birbirinizi hiç beklemediğiniz bir anda bulursanız, işte o zaman ne olur? Yeni dünyanın adem ve havvaları olmaya karar verip hemen çocuk üretme işlemine mi girersiniz yoksa birbirinize, birazda zorunluluktan olsa gerek, sonsuza kadar bağlanıp, insanoğlunun bu son fertlerinin, yani kendinizin, yok olmasına göz mü yumardınız?
Kusura bakmayın ama benim cevabım ikincisi olurdu. İnsansız bir dünya da anlamlandırılmamış bir tanrı, kendileri yok olduğu halde onların önüne sürülmüş milyonlarca nimet. İşte buna içilir, gel kardeşim Sezar…

Four to the floor I was sure, she would be my girl…
We’d rent a little world, and have a little girl…

Adet haline geldi şarkı sözü koymasaydım içimde kalır, daha kötüsü patlayabilirdi. Siz zaten kendi içinizde analiz edersiniz anlamını, fakat benim için anlamını hiç bir zaman bilemeyeceksiniz, gerçi bilseniz de pek umurunuzda olmayacak da…
Evet, biraz dalaklarıma, şimdi böbreklerime, azıcık kalbime.. tamam hepsi senin, sokabildiğine sok bıçağı derinlere. Canım kalmadı ki alasın, sadece bir boşluk, tepesinde sarı lambası olan kocaman siyah bir oda…
Take them, damn it! Take all, take and go if you have power my little devil…

Toplamda 8 kez okunmuş...

‘Kırmızı Rugan Ayakkabılar’mış

4 Yorum Yapılmış

Ben hiç giymedim, nasıl bir tadı olduğunu da bilmiyorum. Fakat günün birinde birileri giymiş ve tecrübe edinmiş ki gerçekten güzel görünüşünün altında ne şeytanlıklar dönüyormuş. Öğrendik, teşekkür ederiz…
Lakin öyle olmuyormuş bazı şeyler. Mesela yaşam varmış, ölüm varmış ve bizler o ikisi arasında gelip gidenlermişiz. Ne yaşadığımızın, nasıl bir insan olduğumuzun pek önemi olmazmış, belki de bizi kandırırlarmış. Of, sıkıldım bu köhnelikten…
Bir ışık gördüm diyordum ya, o ışığın bana yandığını kim söyledi ki? Al işte yine kendi kendime gelin güvey oldum, olsun, onsuz da yaşanmıyor ki, nasıl yaşansın ki?
Cevapsız sorular sorup durmayayım kendime, sonra etraf kararıyor benim için…
Aslında sen de haklısın be, hani onca aydan sonra bir cafeye gidip karşına almıştın onu, yüzündeki parıltıyı görmüştün, ‘hani belki bir ihtimal’ diye geçirmiştin ya aklından ya da hiç durmayan şeytanların dürttüğünden, bir de yalnızdın, tutunacak bir el arıyordun ya, sanırım onu, o ellere sahip kişi sandın. Yanıldın, üzgünüm…
Ha geçen iyiliğini hak etmeyen gelip geçen o kızı gördüm Küçükpark’ta yürürken, karşısına almış bir erkeği laflıyorlardı gayet samimi bir şekilde. Hani sen şapkanın karanlığında insan popülasyonunu hızla yararken göz ucunla bakmıştın ya oraya, işte o zaman anladın bir orospuyla bir kızın arasındaki farkı…
Ne demiştik en son, değer değil mi? Hak ettiğin kadar hak ettir; bu da yanlış ya neyse…
Bir de küf tutmuş zincirleri var toplumun. Hani kırmak istediğimiz fakat her adımımızda o zincire bir halka daha eklediğimiz. Ee hani sizin değer yargılarınız? Çok konuştum ben, susmam gerek…
Uyku mu, tamam geliyorum…

Toplamda 9 kez okunmuş...

Rakı ve Fasulye Piyazı

12 Yorum Yapılmış

2 ya da 3 dakikaydı, nasıl olduğunu anlamadan aynı virüs türünün en son evrilmiş olanı yerleşti hücrelerime. Şu an kuluçka evresinde, iyi huylu mu kötü huylu mu bilemiyorum…
Kısaca şu karışık günlerime düzene sokacak ışığı görüp göremeyeceğimi merak ediyorum…
Fakat cevabını sadece bekleyip görmek istiyorum…
Bu arada Türk Sanat Musiki sevgim kabardı bugünlerde…
Rast makamından Şevval Sam söylüyor…

“Benzemez kimse sana,
Tavrına hayran olayım…

Bakışından süzülen,
İşvene kurban olayım…”

Toplamda 10 kez okunmuş...

Fee Fi Fo

6 Yorum Yapılmış

Ölü bedenin içinde gezinen ufak kurtçuklar, en kana susayanlar, en böcekler; alın hepsi sizin olsun…
Sıkıldıysanız _ , istemiyorsanız sağ üst köşemden X simgesine tek klik yapın. Hayatınızdaysam bir kerede olsa □ şu simgeye basmayı deneyeceksiniz demektir…
2+2=2×2=4+0=0+0+0+0=….
Beyin jimnastiği yapıyorum hepsi bu. Birazdan ara veririm…
♂ bir erkek olsun ve onun elinde de bir ♣, iki ♠, üç ♦, hiç ♥ olsun. Bir ♀ kişisi |♫♪♫♫♪♫♪:| şarkısını söylene söylene masaya gelsin ve ♂ erkeğine bir ♥ versin. Oyunu kazansın, ♥ kaybetsin; oyunu kaybetsin, ♥ kazansın…
Hayat zor be, hem de çok zor. Çöplükten gelen kokuyu ciğerlerine çek, etrafına bakın, bir yerlere dokun, birilerine bir kaç laf et, dudaklarının tadını hisset…
♂ erkeği, ♀ kadınıyla çaprazlansın, biz de çocuklarının XX ya da XY olma durumunu inceleyelim. Bir akıllı kalksın “Ya erkek kısırsa?” desin, öğretmenden azar işitsin. Gülelim eğlenelim, arada ♀ kadınıyla ♂ erkeğinin yaptıklarına gözümüzü kaydıralım. XX’ler “Ne ayıp!” desin, içgüdülerini derinlere saklasın, XY’ler sol ellerini kullanamaz hale gelsin, içgüdülerini akıllarının önüne geçirsin…
Devler ülkesinin küçük bitleri olmuşuz hepimiz; doğup büyüdükten sonra sefilce ölmeyi bilmişiz onca yıldır. Bir kaç akıllı çıktığında öğretmenin onu azarlamasını seyredip gülmüşüz…
Neyse dünyayı biz mi kurtaracağız XXX, XXY, ABC, ♂, ♀ arkadaşlarım…
Yanlış düşüncelerin oyuncakları olmak daha zevkli, daha güzel…

Toplamda 8 kez okunmuş...

| Yeni Girdiler »