Ca-Cık

4 Yorum Yapılmış

İnsanlar doğar, büyür, büyür, büyürmüş…
Sen de, ben de, o sokaktaki deli de emin ol. Emin değilsen görüşelim mi ne dersin?
Bir sene önce, terk edilmiş bir ruh; çareyi başkalarında arayan bedenler, silik bir yüz; tanıdık gelen olaylar hasıl olurken unutulanlar arasına girermiş tüm şarkılar, sözler ve gözyaşları…
Sen, zembereği kurulmuş sabır taşısın, yılda bir kez çiçeğini görebileceğim bitkim, güldüğünü sandığım yeşil kertenkelem. Bazılarına inat hayatı güzelleştiren küçük öpücük, sende yeşeren eğreti otu sanki, dokununca küsen, dimdik ama narin… Devamını okuyun…

Toplamda 63 kez okunmuş...

My Favourite Game

8 Yorum Yapılmış

O mışıl mışıl uyumakta şimdi ya da sindirilememişliklerin hazımsızlığını çekiyor. Terler içinde kalkıyor, sağına soluna bakıp, yastığına sarılarak tekrar uyuyor…
Ben akıllanmam, en sevdiğim oyun bu çünkü ya da kaybetmekten en çok haz aldığım mı desem, ne desem…
Saçmalama, İstanbul yedi tepe, hangi birine uçarsan uç yeni heyecanlar bulacak, yeni hatıralar edineceksin dedi. Dedi de kime dedi…
Hayallerimdeki bayan boğmaya başladı beni, ben de onu, boğuşuyoruz işte kuralsızca; belden aşağıya inmeden, saygısızca ya da öyle işte, ne bileyim…
Devamını okuyun…

Toplamda 71 kez okunmuş...

Belirsizlik

4 Yorum Yapılmış

Bugün uzun bir telefon konuşmasından sonra anladım ki hayatımda hiç bir belirsizliğe mahal veremiyorum, oluruna bırakamıyor, bıraktığım her işi batırıyorum…
A kişisi ile aramda bir ilişki var diyelim fakat bunun arkadaşlık mı, dostluk mu yoksa çok daha öte bir şey mi olduğunu bilemediğimi farz edelim, o zaman bu ilişki o kadar çıkmaza giriyor ki benim için; hem o, hem de ben yaptığımızın ne olduğunu bilmeden konuşuyor, eğleniyor, yolumuza devam etmeye çalışıyoruz. Ve inanın bazen öyle bir noktaya geliyor ki, olması gerekenler olmadığında güzelim bağlarınız sudaki katı tuz tanecikleri gibi eriyiveriyor…
İşte bu nedendir ki bir sorun varsa, özellikle dostlarımdan ya da öyle sandığım kişilerden, açık sözlülükle gelinip, benimle konuşulmasını istiyorum. Ben hayatımda hal ve hareketlerim ve sözcüklerimle bunu karşı tarafa belirgin bir şekilde ima ettiğimi düşünüyor ve saygı çerçevesi içinde bunu yansıttığıma inanıyorum…
Anlayacağınız dağ dağa küsmüş, tepeyle evlenmiş, kaynanası dövmüş, ikiye ayrılmış davalarını yaşamak istemiyorum…

Bu küçük dokundurmamdan sonra gelelim bana…

Çalışma dolu 3 haftanın ardından kendime çeki düzen vermenin vakti gelmiş de geçiyor Devamını okuyun…

Toplamda 42 kez okunmuş...

Without Tears

6 Yorum Yapılmış

Hayatı formülize edemeyeceğimizin kanıtından sonra kendimi istekliliğimin ruhuna kaptırdım; o, bu ya da şu önemli değildi benim için, o an kim değerli geliyorsa, kim kıymetliyse oydu merkezimdeki kişi…
Bazı insanlara aptalca güven besleyip, sonunda bana kazık atacağını bile bile onlara yardım edip üstüme örümcek ağının ve tozların sinmesini beklemeye dayanamıyorum, artık bu oyunu oynamıyorum. İnanın söylenecek o kadar çok sözüm vardı ki perdenin yanlış anda yanlış yerde kapanması bana, bunu yaptırtmaya yöneltti. Özellikle bir şeyler duymak isteyen seyircinin konuşması gibi cesaret isterken en korkağı oynayan sizlere bu yakışıyor, emin olun…
Var mıyız yok muyuz bilemiyorum, egoist bir yaratıcının bizleri yarattığına da inanmıyorum. Aşk mı; onun bunun oyuncağı olduğundan beri ondan da soğudum…
Sahi aşk neydi de ben sırtımı döndüm ona, bir çift gözün maviliğinde yüzmekten neden korktum? Annecim, sen bilmiyorsun ama ben açık denizden her zaman korktum…
Sanırım geleceğinizi planlıyorsanız bu önemli olabiliyor, fakat bunu da yapmayacağım artık, sınavlarım biter bitmez atacağım kendimi siyah, dalgalı saç tellerine, kokusunu çekeceğim içime ve ne olacağını düşünmeden yaşayacağım…
Bir zaman demiştim ‘bu insanlara iğne değil çuvaldız batıracaksın, kazık batıracaksın, yetmeyecek zikke batıracaksın’ diye, en iyisi buymuş, inandım. Çünkü biz insan yaratıklarını yola getirmek için kulağımızdan çekilmeye ihtiyacımız varmış; çektim, kırdım, bozdum sonra değerli oldum, bunu da öğrendim…
Neyse, bu kadar konuştuktan sonra bir şeylerin azıcık bile değişmediğini görmek dudaklarımı kurutup çatlatıyor derinine kadar, kanı akıyor, susuyor…

Gözlerin silinir gibi…
Düşlerin zehir gibi…
Kanında dolaşırken gerçeğe çarparsa düşer mi?

Toplamda 9 kez okunmuş...

Yaşıyorum

6 Yorum Yapılmış

Evimdeyim en sonunda, huzurun bu kadarını başka hiç bir mabet de görmedim, zaten hiç bir mabede de inanmadım…
Evimin penceresinden soğuk giren bir odasında, ucu bucağı dağlardan görünmeyen kasabamda, çamurlu musluk suyunu içtiğim güzel yuvam. Her şeyi anlatmamı isteyen annem, torun bekleyen babam, beni sevdiğini gözleriyle belli eden dedem…
Daha ne isterim ki bunlara sahipken…
Her şey çok kolay onların kanatlarının altındayken, yalnızlığımı bile hissetmiyorum, tanrı nerede?
Tek derdimiz akşam yemeğinde ne pişireceğinizse, huzuru iliklerinize kadar hissediyorsanız, boş verin her şeyi, yaşamaya bakın…
Ufak bir kız olsa, kollarımın arasına alsam onu daha güzel olur belki her şey, fakat şu anda dostlarımın minicik mesajları bile yetiyor, dertler bir süreliğine kapsama alanı dışında…
Ne demiş Rıfat Ilgaz;

Ben ölmedim…
Beni öldüremediler de;
Yaşıyorum, yaşıyorum iste,
At kıçında sinek gibi,
Tövbe, tövbe!

Düştükse itibardan;
Ölmedik ya, yaşıyoruz iste,
Yaşıyoruz dedik,
Yaşıyoruz be!
Hey, fincancı katırları!

Öptüm…

Toplamda 5 kez okunmuş...

Doll

5 Yorum Yapılmış

Öldüğümü sandığınızı sanmıyorum…
Bir haftadır popoma kaçan finallerle cebelleşiyordum o kadar…
Dün İzmir sahilini dolanıyordum, sonra rakı içmeye gittim, kederli değilim, mutlu da değilim, öylesineyim…
Şehrimin halka açık erotik sahnesinin çimlerine uzandım, sevişen bir yığın çifti seyre koyuldum, hepsine teker teker acıdım, tanrıya da kızdım, gerçi sinek kanadı kadar değerim yok onun gözünde ama…
Aşk kutsal bir şeydi, öyle herkese bahşedilmeyen; ama bu duygunun bir içgüdünün sonucu olduğu kafama ilk defa bu kadar net yansıdı. Hepsi çiftleşme iç güdüsünün eseri, yoksa kimsenin sanmıyorum bir kıza/erkeğe aşık olacağını, onların dertlerini çekeceğini, kahırlarına katlanacağını…
İşte bu güdüyü dışarı çok yansıtanlar ‘kaba, saba insan’, az yansıtanlar ‘romantik, duygusal insan’ oluyor. Fakat gece karanlık çöktüğünde hepsinin karyolasından gelen sesin ritmi fazla değişik olmuyor, değil mi?
“Biriyle birlikte olmam, yalnız olmadığım anlamına gelmez.” demişti adaşım bir gün, haksız da değildi; zaten her zaman yalnız olacağımızı birileri bize lütfetmişti…
Her şey domino taşı gibi yıkılırken, hayatı çok monotonlaşan, kendini yalnız hisseden, hayattan bıkmış kişilerin tanrıya püskürmesi de ilginç; kendilerinin işe yaramaz olduklarını kabullenemeyen kişiler, benim gibi sanki…
Koca bir dönemi de kapattım, bölümümü sevdim, hiyerarşisini anladım, bazı kişileri tanıdım, bazılarını sevmedim, eski defterleri kapadım, içime girmek isteyen hâlâ yok, içime girmesini istediğim hiç yok, doğum günüm de geçti, bir öpücük dahi almadım, anne seni seviyorum…
Son olarak, rakı iyi bir içecek değildir, affet beni tanrım…

Toplamda 8 kez okunmuş...

|