Ca-Cık

4 Yorum Yapılmış

İnsanlar doğar, büyür, büyür, büyürmüş…
Sen de, ben de, o sokaktaki deli de emin ol. Emin değilsen görüşelim mi ne dersin?
Bir sene önce, terk edilmiş bir ruh; çareyi başkalarında arayan bedenler, silik bir yüz; tanıdık gelen olaylar hasıl olurken unutulanlar arasına girermiş tüm şarkılar, sözler ve gözyaşları…
Sen, zembereği kurulmuş sabır taşısın, yılda bir kez çiçeğini görebileceğim bitkim, güldüğünü sandığım yeşil kertenkelem. Bazılarına inat hayatı güzelleştiren küçük öpücük, sende yeşeren eğreti otu sanki, dokununca küsen, dimdik ama narin… Devamını okuyun…

Toplamda 63 kez okunmuş...

Bad Time

6 Yorum Yapılmış

Kim BunlarHayatımın ilginç anları say say bitmiyor bunu tekrar anlamış bulunmaktayım. Bazen yalnız sokaklarda yürürken geçmişte yaptığım onca aptal şeye bakıp da gülmemek elde bile değil. O kadar ki bazen durup, gülüp, tekrar yürüyorum. Görenler bu deli diyordur o da ayrı…
Ayrıca herkes soruyordu ‘kim bunlar, kim bunlar’ diye, işte onlar şu yanda gördüğünüz gruptu…
Devamını okuyun…

Toplamda 55 kez okunmuş...

Aman Efendim

7 Yorum Yapılmış

Kaçın bakalım, kaçın, sonuna kadar…
Sadece kalbinizin içini görebilmekti sevgili bayan…
Ucu bükük altıpatlardı cebimdeki yüküm; çürük bir baruttu kadın ve ateştim ben, uzun kirli sakallarımla…
Ulaşabilecek kadar yakın ve bir o kadar uzak, ışıklı evler var aramızda; oradaydı, rakı balık misali masaydı yakamoza karşı ve kapkara, durgun egeydi saçları…
Sardım gazetenin üçüncü sayfasına bira şişemi, bir de cigara yaktım acı acı, martılar geldi, leblebilerimi çaldılar ve korkup kaçtılar…
Devamını okuyun…

Toplamda 81 kez okunmuş...

Bad Girl

7 Yorum Yapılmış

Biz aptallar sürüsünü hiç bir emek sarf etmeden hipnotize eden varlıklara soruyorum, neden böylesiniz, neden bizleri böyle görüyorsunuz?
Hepimiz böyle değiliz kabul ediyorum fakat nerede kaldı sizin seçiciliğiniz; hani en duygusalını, en yaramazını, en kurnazını, en adamını bulmaktı mesele; bu muydu peki tercihiniz, gösteriş, tarz, hiçlik ve piçlik! Merak etmeyin hiç bir zaman onlar gibi olmayacağım. Ben, benim çünkü, bunu böyle kafanıza sokmanız gerekecek, alışın…
Yazık…
Devamını okuyun…

Toplamda 30 kez okunmuş...

Without Tears

6 Yorum Yapılmış

Hayatı formülize edemeyeceğimizin kanıtından sonra kendimi istekliliğimin ruhuna kaptırdım; o, bu ya da şu önemli değildi benim için, o an kim değerli geliyorsa, kim kıymetliyse oydu merkezimdeki kişi…
Bazı insanlara aptalca güven besleyip, sonunda bana kazık atacağını bile bile onlara yardım edip üstüme örümcek ağının ve tozların sinmesini beklemeye dayanamıyorum, artık bu oyunu oynamıyorum. İnanın söylenecek o kadar çok sözüm vardı ki perdenin yanlış anda yanlış yerde kapanması bana, bunu yaptırtmaya yöneltti. Özellikle bir şeyler duymak isteyen seyircinin konuşması gibi cesaret isterken en korkağı oynayan sizlere bu yakışıyor, emin olun…
Var mıyız yok muyuz bilemiyorum, egoist bir yaratıcının bizleri yarattığına da inanmıyorum. Aşk mı; onun bunun oyuncağı olduğundan beri ondan da soğudum…
Sahi aşk neydi de ben sırtımı döndüm ona, bir çift gözün maviliğinde yüzmekten neden korktum? Annecim, sen bilmiyorsun ama ben açık denizden her zaman korktum…
Sanırım geleceğinizi planlıyorsanız bu önemli olabiliyor, fakat bunu da yapmayacağım artık, sınavlarım biter bitmez atacağım kendimi siyah, dalgalı saç tellerine, kokusunu çekeceğim içime ve ne olacağını düşünmeden yaşayacağım…
Bir zaman demiştim ‘bu insanlara iğne değil çuvaldız batıracaksın, kazık batıracaksın, yetmeyecek zikke batıracaksın’ diye, en iyisi buymuş, inandım. Çünkü biz insan yaratıklarını yola getirmek için kulağımızdan çekilmeye ihtiyacımız varmış; çektim, kırdım, bozdum sonra değerli oldum, bunu da öğrendim…
Neyse, bu kadar konuştuktan sonra bir şeylerin azıcık bile değişmediğini görmek dudaklarımı kurutup çatlatıyor derinine kadar, kanı akıyor, susuyor…

Gözlerin silinir gibi…
Düşlerin zehir gibi…
Kanında dolaşırken gerçeğe çarparsa düşer mi?

Toplamda 9 kez okunmuş...

Gül Kendine

11 Yorum Yapılmış

Bugün, yaşadığım bir iki ayın en büyük isyanını yapmak istiyorum, konumuz yine insanlar. ‘Onlar benim midemi kaldırıyor’ diyenler okumayı burada bırakabilirler…
Evet, tatili es geçersek bir iki aydır dayanmaya çalışıyorum ama artık olmuyor, ı-ıh gitmiyor. Saygıdeğer güzel arkadaşlarım ya da öyle sandıklarım, belki hayatımdan gelip geçicisiniz diye düşünebilirsiniz fakat aptal ben hâlâ hepinize ayrı ayrı değer veriyorum. Yapmalı mıyım yapmamalı mıyım bilemiyorum, belki ürün portföyümün genişliğinden olsa gerek çoğu şeye gözümü kapıyorum fakat sadece ihtiyaç olduğunda beni arayıp sormak da ne oluyor sorarım size…
Mutluluk zor bulunan, koca hayatta toplasan belki 1-2 saat yaşadığımız bir şey ve haklı olarak bunu paylaşmıyor olabilirsiniz, kendinizle ya da arkadaş çevrenizle yaşamak da isteyebilirsiniz, çünkü ben de öyle yapıyorum, fakat başınız köşelere sıkıştığında aradığınız, yardım istediğiniz kişi neden ben olmak zorundayım? Sorması ayıp ama ben Kudüs’teki ağlama duvarına mı benziyorum; bakayım, yoo ne koltuk altlarımda dilek kağıtları var ne de taş gibi sertim…
Aslında ben alıştırıyorum insanlara bunu, dertleri olduğunda dinliyorum, hatta onların dertlerini kendime sorun ediyorum. Ha sonra ne mi oluyor; onlar mutlu mesut yaşarken ben dışarıdan onları seyretmek zorunda kalıyorum, içimden ‘ama, ama ben…’ deyip donakalıyorum…
Bize örnek ver, biz insanlar düşünmeyi sevmeyiz diyorsanız hayatımdan bir kaç kesit; bir yerlere adam bulunamadığı için çağrılmalarım, adını bile unuttuğum kişilerin neye hikmetse sabahlara kadar sorunlarını anlatıp, ertesi gün beni tanımaması; iyi geceler mesajıma ’sen de kimsin’ diyenler, beni teknik servis niyetine kullanıp hafızalarından silenler…
Hayatımın mottosu ’sana bir adım gelene sen on adım git’. Fakat insanlar alışmamış ki buna, neye mi; bir insanın diğer bir insana değer vermesi, iyilik yapması, sevmesi…
Haa akıllandım mı diye soracak olursanız size şu cevabı vereyim; Manisa Ruh ve Akıl Hastalıkları Hastanesi’nde miyim, hayır, o zaman hala akıllanmamışım…
Ben hâlâ hayatımı küçük karton evimde yaşayakoyayım, bozulmasın, rüzgardan uçmasın diye elimden geleni yapayım, ufak insanlar ben uykudayken her yerini kemirip bitirsin…
Havadaki nemden bile eğrileşen, büğrüleşen bir ruha; son kullanım tarihi geçmiş sütü içtiğiniz, egzoz kokularını çektiğiniz bir bebekliğe sahipseniz, giriş bedava!
Pis dünyanıza hoş geldiniz, içeri buyursaydınız!

Toplamda 11 kez okunmuş...

What’s the Question?

3 Yorum Yapılmış
İşte zorlu haftam da bitti. Sınavlarımdan teker teker geçtim, hocalar sordu ben bıkmadan usanmadan yanıtladım. Bazen zorlandım, bazen hoşlandım…
Eninde sonunda bir not alacağım orası kesin, kimisine göre iyi, kimisine göre kötü. Sonuçta hayat gibi kim çanın altında can verecek bilemeyeceğiz. Çan da çan olsa gam yemeyeceğim ama sanki bir kase…
Bu hafta insanlarla pek içli dışlı olmamam çok hoşuma gitti aslında, ‘no human, no problem, so no cry’ meselesi benimkisi…
Şimdi mesleğimin nasıl bir şey olabileceğini, hayatın beni nasıl sürükleyebileceğini, ona istediğim yerde hangi şekilde engel olabileceğimi az da olsa öğrendim, şimdilik + yada - demiyorum, bazen her şey, hiç beklenmedik bir anda değişebilme kapasitesine sahip…
Şarkılar çalıyor kulaklarımda, ortamlar beni bekliyor. Kafamda hiç bir kişi, hiç bir beklenti hiç bir umut besleme kırıntısı olmadığı için rahatım da. Oh, gelsin günler, geçsin günler. Olan zamanıma oluyor ama sonuçta her şey eskiye, yani lise dönemime, ne kadar benziyor…
Pek farklı olacağını sanmıyorum, ama bir şey de ümit etmiyorum…
Hıı bu arada bir kızla sakın ‘alış-veriş’ muhabbetine girmeyin, bayabilme kapasitesini bazen aşıyor…
Boş bir hayatın, boş bir haftası bu kadardı işte. Ne bekliyordun ki zaten?
*F insanı ‘No woman, no cry’ dinlemenizi ve ‘Cashback’ adlı filmi seyretmenizi öneriyor…

Toplamda 5 kez okunmuş...

Siyah Karınca

7 Yorum Yapılmış

Toplamda 10 kez okunmuş...

|