5 Mayıs 2008
Tosbaa
4 Yorum Yapılmış
Hayatımı ben mi yönetiyorum yoksa başkaları mı, kim bu zincirleri bana takan, söyleyin hadi!
İyi şeylerin iyi olmaktan çıkıp laçkalaşacağını elbet biliyordum, fakat neden bu kadar basit, neden bu kadar hızlı olmak zorunda ki…
O kadar saf bir duyguydu işte ona karşı beslediğim; gözlerine tekrar baktığımda içimi titretişin, sahte gülüşlerin yerini sıcak karşılamalara bırakışın, dokunulmamanın verdiği acıyı yok edişin…
Tam kalbini avuçlarımda hissetmişken ne gerek vardı bazı şeyleri her ne kadar istemediğini bilsem de gözümün, aklımın en derinine batırışın…
Her şey bitti belki ama yine de acıttı, sızlattı, bomboş sokaklarda yürüttü beni. Sanırım son nefesi böyle çıkıyordu bazı duyguların ve çıktı, bitti…
Her neyse, hayat durana tekmeyi vurmakta, düşeni ezmekte hiç gecikmiyor, bunu tekrar ve tekrar yaşayarak öğrendim ve inan yine, yeniden öğreneceğim…
Çünkü bu benim…
Why go, when you could stay awhile…
When you could stay with me…
Tonight…
Etiketler: bitsin herşey, dostluk, eski-yeni, eskimek, neden, of püf günleri, unutulmazlar
Toplamda 20 kez okunmuş...
16 Ocak 2008
Tosbaa
2 Yorum Yapılmış
Bir varmış bir yokmuş. Zamanın birinde Seville’de bir berber varmış. Fakat bu bizim bildiğimiz berberlerden değilmiş. Öyle herkesin saçını sakalını kesmezmiş. Sadece kendi saç ve sakalını kesmeyenleri tıraş edermiş. Peki soralım sizlere bu berber kendi saçını da kesebilir mi?
Tarihin ünlü paradokslarından biridir bu, tıpkı Akhilleus’un sadece 10 metrelik ufak bir mesafeyi, sırf yolunu yarıladığında hızını da yarıladığı için bitirememesi gibi. Neyse efendim bugünkü konumuz bu değil…
Bir kaç gün önce finalin verdiği acıyla internette dolaşırken Warner Bros’un şekline kafayı taktım, çok tanıdık geliyordu, kesin binlerce kez bunu görmüştüm fakat daha derin bir anlamı vardı benim için. Psikologlar yapar ya hani kendi içimde çocukluğuma indim ve tepemdeki şarter o zaman yerinden fırladı…
Buggs Bunny, Dufy Duck, Sylvester, Twitty, Road Runner, Coyote (kısaca idioticus), Yosemite Sam, Pépe ve yegane avcımız Elmer Fudd. Evet, sizlerde hatırladınız değil mi, küçüklüğümüzün vazgeçilmezleri, ölümsüz kahramanlarımız…
İlk renkli televizyonların yayılma çağıydı, yeni bücürler bilmezler, yeni yeni İlk renkli televizyonların yayılma çağıydı, yeni bücürler bilmezler, yeni yeni Transformers’ın sonuna gelinmişti, hatta ben pek de sevmezdim, arabalar hiç de konuşacak cinsten değildi çünkü. Neyse, sonra kocaman renkli renkli halkaların bulunduğu, üstünde kocaman WB yazan ekran görüntüsünün önünde havuç yiyen bir tavşan belirdi ve başladı koca bir öykü…
Her bölümü en az yüz kez seyretmişliğim vardır, hele ki benim favorilerim olan Coyote ve Road Runner bölümleri ya da çizerlerle dalga geçilen bölümler. Hepsi birer klasik halini alalı çok yıl oldu, fakat bugün bile seyrettiğimde kahkahalarımı esirgeyemiyorum…
Özellikle ACME serisi silahların, eşyaların mühendisliğini nerede görebilirsiniz, akıl sır ermeyen, hiç biri bir işe yaramayan, hatta hiç çalışmayan şeylerdi onlar, hele ki bir ayrıştırıcı silah vardı ki birleştiricisinin olmaması olanaksızdı…
Her biri gerek grafiksel, gerek müzikal anlamda birer başyapıt olan bu eserlerin en güzel özelliği ise biz bücürlere iletilmek istenen mesajların gizliden gizliye verilmesiydi. Öyle Susam Sokağı’ndaki aptal ağabeyler ablalar gibi ‘arkadaşlar yalan kötü bir şeydir, değil mi Ali? Hadi bunun hakkında şarkı söyleyelim; yalan kötüdür, yalan kakadır, yalan boktur…’ benzeri olaylara hiç girmeden her şeyi bir tamam anlatırlardı…
Yeni yetmelerin seyrettiği ‘anima’lar ya da bir kaçı hariç hiç ilgimi çekmeyen Japon çizgi dizileri bana göre zaman kaybından başka bir şey değil. Karşıysanız söyleyin, ben de size gidip Bugs Bunny’nin 1946 yapımı “Rhapsody Rabbit” filmini dikkatle seyretmesini öneririm. Acaba hangi ‘made in japan’ çizgisinde piyanonun tuşlarına bu kadar dikkat ediliyordur…
Çocukluğum bir kasabada geçmesine rağmen çok güzel, çok neşeliydi. En azından bir şehirliye göre istediğim şekli verebileceğim, kırılmayan, kaybetsem de tekrar tekrar bulduğum, hem de bedava olan bir değere, “toprağa” ve bolca “hayal gücüne” sahiptim. Yoksa kim sabah dağılacağını bile bile çamurdan arabalar yapar ki?
Özlüyorum seni saf, tertemiz, insan hayatı dokunmamış çocukluk ruhum…
Sonuçta That’s all Folks!
Etiketler: çizgi dizi, çocukluğum, paradoks, unutulmazlar, ve özlem
Toplamda 11 kez okunmuş...