Independent

5 Yorum Yapılmış

SkullTık tık tık!
Uyuyor musun!
Kalk ayağı aptal şey seni! Göğsüm yanıyor haberin yok mu? Ne kadar su döksem fayda etmedi. Hey!
Voodoo büyüsü yapıyorum kendi kendime, iki kuru kafa var; biri tepede, biri bacaklarımın arasında. İkisinden de bir fayda görmedim, mum diktim üstlerine yansınlar diye, temiz hava bulamadıklarından olsa gerek söndüler. Dumanlarından kafayı bulan ben kendimi uçurumun ucunda buldum, atladım sonsuz derinliğe. Derisi yanarken bu kadar güzel kokabilir miydi insanın kendisi, kendine? Devamını okuyun…

Toplamda 34 kez okunmuş...

Göster Amcana Pipini

11 Yorum Yapılmış

BenBugün günlerden 30 Haziran, ‘biz bilmiyorduk ha ha ha’ seslerini duyar gibiyim fakat bugün, önemli günlerden biri benim için…
Yıl o zamanlar 2007 bla bla bla deyip burayı kaynana programına çevirmek istemiyorum, zaten istediğim şeyi yapmak için burada değil miyim siz sayın seyirciler ha ha ha…
Her neyse…
Devamını okuyun…

Toplamda 84 kez okunmuş...

I-hi!

3 Yorum Yapılmış
Bugün film artisti de olduk sonunda. Mikrofilmimi aldım, doktor yoktu ama mührü vardı. Şöyle basmış üstüne kocaman harflerle: T.B.C Yoktur! Bu ne ola ki diye düşünürken gözüm 10×10cm ebatlarındaki filme takıldı. İçim çürümüş vallahi, zayıfladığımı biliyordum ama kemiklerim gözüküyordu cidden. Bende de ne kemik varmış be, pirzolasını yapsan yenir valla, şöyle yakacaksın kömürü, vereceksin dumanı, püfür püfür, mm tadından yenmez. Ee ne yapılır, tükürülür alla alla nelere kaldık yüce tanrı, ulu kuvvet, sonsuz yaratıcı, ilim sahibi, yüce hiçlik. Neyse o değil de kalbim kaybolmuş, yoksa bu T.B.C dedikleri o olmasın?
Derken çıktım hastaneden, mesaj beni İzmir’in azgın kızlarına pardon azgın sularına yönlendirmişti. Uzattım şoföre yirmilik banknotu, adam para üstünü geç verdi. Üstüne üstelik bir de kapıya kafam sıkışıyordu, buradan da uzun boyunlu olduğum tekrar anlaşılmış oldu…
Nereden estiyse o anda aklıma sekizinci sınıfa giderken izlediğim flash animasyon geldi, söz vardı ne güzel: “Dünün pohu, zıçtığım poh, la poh!”. Haha ne güzeldi onlar, imamlar, ashler, pikaçular. Pokedekse mi sorsak ki bu T.B.C’yi?
Canım sıkılmıştı ki sonunda vardım kârhaneye. Kârhane dedikse de küçük bir işletme o kadar. İzmir’in denizinin dalgalarını özlemişim; tabi akşam akşam burnumun direğini yamultan poh kokusu hariç. Yoksa bu T.B.C pohla alakalı olmasın, ne iğrenç bir şey bu merak. Zaten derler insan ya meraktan ya da taraktan ölürmüş diye. Tarak ne alakaysa…
Geldim sonunda evime, açtım laptopumu, bastım T.B.C’ye o da ne internet yok. Bir gün bu telekomun anasına merhaba diyeceğim ama sabrediyorum. Aradım arıza bildirme numarasını. Amanın o ne erotik bir sestir, içimi fır fır etti valla: “Buyurun Türk Telekom müşteri hizmetleri, nasıl yardımcı olabilirim?”. Sesinde benimle evlen havaları sezdim ama ben yalnızım, öyle olmalıyım, valla entelektüellikte böyle bir şey olsa gerek öhüü öhüü neyse derdimi anlattım. Tam telefonu kapadım internet geldi, biliyordum o güzel sesin altında bir şeylerin gizli olduğunu…
Acımadan girdim Hz. Google’a ve bastım T.B.C simge kombinezonuna pardon kombinasyonuna ve enterledim. Bir poh çıkmadı karşıma, bir kaç yer deştikten sonra buldum…
Efenim bilmeyenlere duyurulur “T.B.C Yoktur.” demek, tüberküloz diğer adıyla verem yoktur demekmiş…
Öğrendik değil mi? Bak 2 hafta sonra sınav yapacağım ona göre…

Toplamda 7 kez okunmuş...

|