-ban

3 Yorum Yapılmış

Yine sigortalarım atmış vaziyette ve yine sebep cânım yurdum insanı…
Kar sebebiyle bilmem kaç köy yolu kapalıydı açıldı, dış borçlarımız kapatıldı, bütün madeni paralarımız altın oldu, tüm ülkede kısacası başka sorun kalmadı ve tartışılacak bir türban kaldı…
Bugün imza attığımız İnsan Hakları Bildirgesi’nin savunucusu İnsan Hakları Mahkemesi dahi bu illeti siyasi bir sembol saydı ki gamalı haç, çekiç-orak, kızıl yıldız.. bunların hepsi birer siyasi simgedir, bunlar hâlâ diretiyor inanç özürlüğü, yaşama özgürlüğü, düşünce özgürlüğü…
Tamam kardeşim al özgürlüklerini dür, bük, paketle sok bir tarafına, ona karışmıyorum zaten. Sen bugün T.C. vatandaşıyım diyorsun, elinde mavi/pembe nüfus cüzdanına sahipsin, o zaman ne demiş yasa ‘bu ülke sınırları içinde yaşıyorsan, bana uymakla mükellefsin.’. Al işte uymak zorunda olduğun 1924, 1961 ve 1982 anayasalarında değiştirilemez hükümlerden 2. madde der ki;

Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk devletidir.

Yani sıkma başlı arkadaşım, İnsan Hakları Mahkemesi’nce siyasi obje olarak gösterilen 2×1 metrelik paçavranı bir devlet kurumu olan üniversiteden içeri so-ka-maz-sın. ‘Sokacağım, göreceksin, ha ha ha’ diyorsan peşinize takılacak onlarca davayı, onu geçtim üniversitelerden topluma yayılacak olan islami etkiyi düşünemiyorum bile…
Şimdi gelelim en büyük savunmanıza; kıçı başı açık, saçı sakalı birbirine girmiş insanlar üniversitelere giriyor da biz neden giremeyelim?
Güzel kardeşlerim, ben kendi suratımın her yanını küpelerle doldursam, mini etekle okula gelsem, iç çamaşırı giymesem, vb.. yapsam bunların hiç biri sana siyasi bir obje, bir ideoloji aşılama gibi geliyor mu? Fakat laik bir toplumda, bunlar ayıp kaçıyor be kuzum, bak sana zaten beyinleri zorla yıkanan İran’ı verelim, istersen 365 gün 24 saat üstünden kara çarşafı çıkarma kimse karışmıyor, he ne dersin gel anlaşalım?
Saygıda kimseye kusur eylemem, ne dedim istersen yazın yorganla gez, istersen çıplak gez ben karışmam, ama düşüncelerini, psikolojik baskı yoluyla empoze ettirme arzunu ben keserim, orda saygım biter…
Ayrıca ‘hiç bilenle bilmeyen bir olur mu?’ gibi çok sevdiğim ayete sahipsiniz, ayrıca düşünmek zorundasın, emredilmiş; tanrınız sizi 3-4 cm bezin altından göremeyecek mi, ya da o ki her şeyin yaratıcısı, hükmedicisi; iki metre kumaşın derdine mi düşecek?
Bunların hepsini geçtim, her şeyi hoş gördüm, sizin, biz erkeklere yapıştırdığınız ‘bunların topu sapıktır’ damgası ne olacak? Eğer kendi cemiyetinizin erkekleri, ki öyle olmak zorundalar bence, sapıksa, sapkınsa biz diğer görüşte olan erkekleri de aynı kefeden saymanız niye?
Sinirleniyorum sizlere cidden, nefret ediyorum hepinizden!
Haa gün gelir, kız arkadaşlarım siz sıkma başlılarla aynı sıraları paylaşmak zorunda kalırlar, işte o gün Atatürk’e, bizler için şehit düşen on binlere, bu cânım Anadolu’ya acırım; anılarım, yaşanmışlıklarım ve solmuş resimlerimle, başka diyarlarda doğduğum yere gömüleceğim günü beklerim…

En-banlı Not: Bu yazı %48’in tekerine çomak sokmak için yazılmıştır, gözlerinin önündeki peçelerden göremeyenlere duyurulur…

Toplamda 6 kez okunmuş...

|