Evimdeyim en sonunda, huzurun bu kadarını başka hiç bir mabet de görmedim, zaten hiç bir mabede de inanmadım…
Evimin penceresinden soğuk giren bir odasında, ucu bucağı dağlardan görünmeyen kasabamda, çamurlu musluk suyunu içtiğim güzel yuvam. Her şeyi anlatmamı isteyen annem, torun bekleyen babam, beni sevdiğini gözleriyle belli eden dedem…
Daha ne isterim ki bunlara sahipken…
Her şey çok kolay onların kanatlarının altındayken, yalnızlığımı bile hissetmiyorum, tanrı nerede?
Tek derdimiz akşam yemeğinde ne pişireceğinizse, huzuru iliklerinize kadar hissediyorsanız, boş verin her şeyi, yaşamaya bakın…
Ufak bir kız olsa, kollarımın arasına alsam onu daha güzel olur belki her şey, fakat şu anda dostlarımın minicik mesajları bile yetiyor, dertler bir süreliğine kapsama alanı dışında…
Ne demiş Rıfat Ilgaz;
Ben ölmedim…
Beni öldüremediler de;
Yaşıyorum, yaşıyorum iste,
At kıçında sinek gibi,
Tövbe, tövbe!
…
Düştükse itibardan;
Ölmedik ya, yaşıyoruz iste,
Yaşıyoruz dedik,
Yaşıyoruz be!
Hey, fincancı katırları!
Öptüm…
jādз
sĸųĹĹcāη