Bad Time

6 Yorum Var

Kim BunlarHayatımın ilginç anları say say bitmiyor bunu tekrar anlamış bulunmaktayım. Bazen yalnız sokaklarda yürürken geçmişte yaptığım onca aptal şeye bakıp da gülmemek elde bile değil. O kadar ki bazen durup, gülüp, tekrar yürüyorum. Görenler bu deli diyordur o da ayrı…
Ayrıca herkes soruyordu ‘kim bunlar, kim bunlar’ diye, işte onlar şu yanda gördüğünüz gruptu…

  • RSS
  • Facebook
  • FriendFeed
  • Twitter
  • Technorati
  • MySpace
  • del.icio.us
  • Digg
  • Live

Kavun

5 Yorum Var

Bu saçmalamama bir giriş uydurmak istemiyorum…
Hayattaki seçimlerimiz bazen o kadar önemli oluyor ki buna hayatın kendi bile inanamıyor…
Küçük bir örnek; bir manav var ve bu manav kavun satıyor. Herkes o kadar övmüş ki bu kavunları gidip bakmadan edemiyorsunuz. Yanınızdaki bir kaç dostunuzun da önerileriyle bir kavun kestiriyorsunuz gözünüze. Elinize alıyorsunuz, ağırlığı iyi; kokluyorsunuz, hoşunuza gidiyor; görünüşüne bakıyorsunuz, harika; son olarak olgunlaşmış diye bakıp onu satın alıyorsunuz. Evinize gelirken ona bir şey olmasın diye sarıp sarmalıyorsunuz, çamur olmasın diye yere koymuyorsunuz kısacası gözünüzün içi gibi bakıyorsunuz…
Eve geliyorsunuz, bir güzel yıkayıp kuruluyorsunuz onu. Her yanı ince bir kavun kokusu kaplıyor, çekiyorsunuz iliklerinize kadar…
Ve beklenen an geliyor sonunda, bıçağı elinize alıyorsunuz, zarar gelmesin diye ince eleyip sık dokuyarak uygun bir zamanda bıçağı saplıyorsunuz. Etrafında dolaştırdıktan sonra ikiye ayırıyorsunuz onu ve şoke oluyorsunuz. Kavun, kavun çıkmıyor, hatta o bir kavun bile değil, bir kabak. Daha içi tatlılaşmamış, güneşte yeteri kadar pişmemiş ve onu büyük bir hayal kırıklığıyla çöpe atıyorsunuz…
Evin diğer odalarında hala onun kokusu dururken aklınıza bir soru takılıyor; acaba yenecek bir yeri var mıydı yoksa biraz daha bekleseydim olgunlaşır mıydı, belki de çürürdü…
‘Ne bu şimdi bize karpuz, kavun tarifi mi veriyorsun?’ diyeceksiniz; hayır vermiyorum, sadece hayatımın ne kadar çok ‘manavdan kavun seçmeye’ benzediğini vurgulamaya çalışıyorum…

Fate, in health and virtue is against me…
So at this hour without delay pluck the vibrating strings;
Since fate strikes down the strong man, everyone weep with me!

  • RSS
  • Facebook
  • FriendFeed
  • Twitter
  • Technorati
  • MySpace
  • del.icio.us
  • Digg
  • Live

Bir duvar yazısının aşağı doğru süzülen boyasındayım sanki, haykırışların yetmediği yerde akıtılan gözyaşları gibi, sessiz, ürkek, yapışkan ama yapışmak istemeyen…
Sınavlarım var bu hafta. Evet, en sonunda gerçek sınavlarla karşı karşıyayım. Çalışmam gerekiyor eminim ve beni gelecek 2 hafta rahatsız edenin kulaklarını koparıp, boğazına tıkacağım. Çünkü ben mükemmel bir ölüm makinesiyim…
Gaddarlık da işledi en sonunda kanıma ve gurur ile şaklabanlığı karıştırır oldum. Birinin selamını almamak mıdır gurur dediğin ya da eskiden sevdiğin birinin yeni sevgilisiyle öpüşürken beni görüp onu itmesi mi? Tanrı herkesin sırtına kaldırabileceği kadar yük koyarmış dediler, doğruydular. Fakat büyümek için karşımıza küçük insanları çıkarmasını hâlâ anlamış değilim…
Aşk da bitti sonunda, yalnızım artık; saf, duru, katıksız ve kesinlikle domuz eti içermeyen. Gençlere öğütler veriyor, bir banka oturup ‘şunlar olur, bunlar olmaz’ diyorum. Bazen karşıda öpüşenlere arka fon oluyor, el ele gezenlere hayranlıkla bakıyorum. Birini istemiyorum fakat özlem duymadan da yapamıyorum, çünkü yeterli yer ve zamanda beni bulduğunda onu görmemezlikten gelmek istemiyorum…
‘Hikayen kalmadı mı anlatacak, sus otur’ dedi ‘yerine’…
Bırakacaktım, toplumdan sıyrılacaktım, bir oyun kuracaktım kendimce ve kimseyi dahil etmeden kazanan hep ben olacaktım. Mutluluk oyunum olacaktı bu ve geçmişim ‘dün’ ile sınırlı kalacaktı. Yarının ne getireceğini bilecek, kendimi güvenceye alınca kabuğumdan dışarı çıkacaktım…
-Hadi dansa kalkalım bayan hey Ray benim şarkımı lütfen ;)
-One two, one two three four!

Hit the road Jack…
And don’t you come back!
No more, no more, no more, no more!
Hit the road Jack…
And don’t you come back no more (What you said!)

-Bak ne güzel çalıyorlar, batari de kıvamında, bayan beni kırma lütfen…
-Peki, anladım…
Ee kader kısmet, birileri yağmur altında romantizmin doruklarına ulaşmak için yavaş yavaş yürürken ben onları görmemek için hızlı hızlı kaçarmışım. Kıskanmam, ulaşamadığım kadına mundar dermişim…
Sınavlarım var demiştim, hem de zorlu sınavlar, formülleri açık, cevapları kapalı, kopya çeken cezalı. Başımda bir müdür, başında bir külah. Her külah kuşanan gibi o da hükmen hükümdar, kafadan kontak mülayim. Bilemediklerini sayamayan küçük kurtarıcı…
Yine balatam sıyırmaya başladı, dilimin tonundan bellidir. Bir istasyon arıyorum, yağımı değiştirip geleceğim…
Ve hikayenin sonu, monotonlaşmış bombok bir hayat, her gün yenen 3 öğün, zayıflayan bir beden ve geriye kalan üç nokta…

  • RSS
  • Facebook
  • FriendFeed
  • Twitter
  • Technorati
  • MySpace
  • del.icio.us
  • Digg
  • Live

Re-Start

2 Yorum Var
Dertlerim kendiliğinden beni terk etsin lütfen, bunu istiyorum sadece. Çok şey mi beklediğim bu hayattan? Kalem elimde, yine pembe bir ekrandan seyretmek istiyorum bu dünyayı, sadece o ve ben, sonsuza kadar bu mavi diyarda yaşamak istiyorum…
Çok şey istiyorum ki hiç birini vermiyor cömert görünmezlik…

‘Merhaba’ diye açıldığın bu yaşamdan,
Pisliklerinle ayrılırsın ağırdan.
Ve o küçük anı kaçırırsan eğer,
Tek onu değil, mantığını yitirirsin kafandan…
~~~
Hayatın anlamsızlaştığı bu diyarda,
Küçük bir nefes, büyük bir oyun,
Sessiz köşende akıp giderken hayat,
Sen kırağı düşmüş saçlarınla düşeyazarsın…
~~~
Yalnızlığın taşlaştırdığı ufak kalbinde,
Belki nefessizlikten, belki ışıksızlıktan,
Derinliklere, kirli sulara,
Önce gözlerin, sonra ruhun çöker…
~~~
Ve son nefesini aldığında,
Ve son kez göz kırptığında,
Anlarsın:
Hayatın o küçücük ana sıkıştığını…

Hayatın bu küçük anı geldi mi geçti mi bilmiyorum, geldiyse kapımı çalmalı değil mi? Çaldı mı ki? Bilmiyorum…
Neyse az kaldı ilk adımlarımı atmaya, lütfen bundan sonra ilişmeyin bana, rahat bırakın…

  • RSS
  • Facebook
  • FriendFeed
  • Twitter
  • Technorati
  • MySpace
  • del.icio.us
  • Digg
  • Live
Wordpress'in Gücü Adına Web Design by SRS Solutions ©2010 FxDev | ße Different Everytime! Design by SRS Solutions