Bir rekora doğru koşmaktayım, kaldı 2 gün; azıcık daha dayanabilirsem 1 haftamı mutlu bir şekilde geçirmiş olacağım. Emin adımlarla ilerliyoruz…
Bu arada hayatın içsel durumlarına dalmayıp, sadece gerekli kısımlarınla ilgilenince durumumun o kadar da karanlık olmadığını fark ettim. Fakat gaza gelmemek, tüp gaz niyetiyle havaya karışmamak lazım, bunun da bilincindeyim. Mesela hala beni ilgilendiren durumlarda, olayın en kötü tarafını düşünerek gelecekteki adımlarımın güvenle atılmasını sağlıyorum. Sonuçta hem birçok gereksiz sorunla bombardımana tutulmuyorum, hem de adımları sağlam atıyorum…
Bu arada sevgi-aşk-ihtiras şeytan üçgeninin kendimce formülünü çıkarmış bulunmaktayım. Magazin programları tabiriyle; ‘aşk’ in, ‘ilişki’ out…
Nasılsa bir gün şırank diye karşıma çıkar o niyeti bozuk bayan, o zaman planlarımızı kaynaştırır, ‘yolum’ kelimesinin sonuna ‘-uz’ eki getiririm…
Sana senden başka kimselerden hayır yok…
Niye konuşmazsın sen karnın mı tok?
Öküz gibi bakarsan tren durmaz ki…
Kimin eli kimin cebinde haberin yok…Ayrıca fark ettim ki yüzünüze karşı sizin dostunuz olmadığını söyleyen insanlardan, yaptığınız bir saçmalık yüzünden özür dilemek insana acayip koyuyor. Fakat şöyle bir durum varki hayatta böyle insanları da tanımak tecrübelerimizin ‘artı’ hanesine yazılıyor…
Hıı bu arada ruhumda değişmeye başladı sanırım, etrafımdaki kimselerden de aynı şeyleri duymaya başladım, gariptir. Ama ne yapabilirim, ilgimi çekmeyen bir konu hakkında sırf laf kalabalığı olsun diye konuşmak bana çok saçma geliyor. Kısaca örnek vermem gerekirse; bana ne beni ilgilendirmeyen bir A dizisinin oyuncusunun aşk giydiği çizgili dondan. Yanlış mıyım kuzum?
Önüm arkam sağım solum,
Şeytanın içi bu bu tuzak…
Vay beee, yazık…Artık kimseye ‘potansiyel sevgili’ gözüyle bakmadığımdan da rahatım, diğerleri gibi kasmama da gerek yok. Hayatımda ilk defa robot yaparak somut bir şey de yarattım, hatta onun artık tanrısı benim, bunun da heyecanı var…
Eh tanrılığa kadar yükselmişim, insan başka ne ister ki?
-Tamam tamam, biliyorum, istekler sonsuzdu…
Hmm bitti…
*KuRban’ı özlemişim…