Bugün benim doğum günüm…
Dünyaya kazık çakmaya çalışacağım ilk gün bugün…
Ebenin, o zamanlar doktor yokmuş, benim bembeyaz kıçıma ilk tokadı şaplattığı, annemin çiğ sütünü emdiğim ilk gün…
Kim derdi bu 3 kilo 100 gram hücre yığını, büyüyecek, üniversitelere gidecek diye? Hı söyle bakalım sen diyebilir miydin?
Kimileri bu rastlantısal sonuçlara ‘mucize’, kimileri de ’saçmalama lan, allahın işine nasıl rastlantı dersin’ diyor. Varsın diye koysunlar, hayat onlara da nanik çakıyor bir taraftan da gariplerimin hissettikleri yok…
Bugün benim doğum günüm, sadece benim…
Sanki gezegenler, yıldızlar sözleşmiş bugün beni ‘oğlak’ burcuna sokmak için. Bak ne güzel akrep var, eşek var, yılan var; onlara neden sokmadınız beni? Gittiniz nerede en entel, en dantel burç var ona soktunuz, tepedeki söyledi değil mi bunu size, ah siz yok musunuz?..
Tamam, varsınız biliyorum…
Evet, yeni yaşımın yeni saniyelerinde yine karşılanmayan yeni beklentilerim var. Yok, artık aşk meşk istemiyorum, biliyorum onun ebediyen bana bahşedilmeyeceğini o yüzden daha kolay şeyler istiyorum, üfleyecek mumum da yok kusura bakmayın, siz gözlerini kapatın, beni böyle üflerken hayal edin, olur mu?
Hmm, ee hiç bir şey değişmedi. Alo, yeni bir yaşa girdim, hadi değişsenize, hey, kime söylüyorum, hadi lütfen, lütfen…
I wanna stay here ’til we’ve killed this bitter doubt…
I wanna hold you but my hands are tied…
I wanna sleep here but I’ve been denied…
Let’s watch the clock until the morning sun comes out…