Yine geldik çattık bir bayrama…
Belirtmiştim, belirtmeye de bu gidişle devam edeceğim. Sevmiyorum bu günü, hele ki kendi düşünceme, kısacası dinime; gerçi benim dinim de yok ama ait olmayan bir günü neden kutlamak zorunda bırakılırım anlayamadım gitti. Tamam, bir yere kadar toplum kurallarıdır, hoşgörüdür, falandır fakat bu bayramın ilginç bir özelliği daha var; katliam…
Şimdi bir kaçı kızacaktır, vay efendim onlar bizlere sunulmuş nimetlerdir, tanrı onları bize yararlanalım diye yarattı, İsa zaten çobandı, Anjelina Jolie’nin dudakları çok büyüktür falan…
Hikâyeyi biliyorsunuzdur, onun için anlatma gereksinimi hissetmiyorum…
Ayrıca size bir de but ayırdım, en yağlı kısmından, eritin eritin yemeklerinizde kullanın…
Gariptir, bazen de sorarım kendime, tanrı dediğimiz ulu kuvvet, hiç kimseye muhtaç olmadan yaşarken, neden bizleri yaratma gereksinimi duymuştur; neden cinleri, melekleri, ona yamuk yapacağını bildiği halde şeytanı ve insanları yaratmıştır? Ben burada susuyorum, çünkü düşündükçe örümcek ağına yakalanmış uğur böceği gibi havasız kaldığımı hissediyorum…
Bu arada belirtmeden geçemeyeceğim, siz bir varlığı alın, içine ölüm korkusunu yerleştirin, o yetmesin bir de üstüne ölümden sonraki safsatayı koyun. Ee sonuçta evrilerek gelmiş, doğuştan korunmasız bu küçücük akıllar bu soru işaretini nasıl noktaya çevirsin?
Zor olsa gerek…
Bu arada, have a nice feast darling…
jādз
sĸųĹĹcāη