Time for Born Again

4 Yorum Yapılmış

Zaman belki her şeyin çözümü olabilir ama sadece beyin hücrelerimizi eskitmekten başka bir şey yapmaz emin olun…
Bugün öğrendim, gerçekten!
Olanları unutmak değil, üstüne gitmek gerekiyormuş, inanın!
Koca bir aptal size bu dersi verebiliyorsa siz neler yapabilirsiniz bir hayal edin…
Şimdi zamanın beni götürmesini beklemiyorum, o da beni beklemiyor, zamansız kalıyorum…
İş, hayat, insanlar derken ömrünüzü çürüteceksiniz; pilot bölümlük hayatları bir kenarı itip, cesurca tekrar yaşamayacakmışçasına küfretmek herkese, merhaba demek, sevmek. Öncesinde kuralların çetin duvarlarını yıkmak biraz… Devamını okuyun…

Toplamda 36 kez okunmuş...

Sus Adam Ol!

Yorum Yok...

Bugün beş Ağustos…
Sınavım vardı bugün, ne sınavı demeyin, diğer insanlara göre hırs küpüymüşüm, ölecekmişim hırsımdan. Doğru, sıfatınız olacak mesleği sevmek suçmuş şu dünyada…
Dedim ya bu insanları anlamak çok güç diye. Dillerini popolarına sokup herhangi biri için ‘o iyidir, şu iyidir’ demekten başka bir şey yapmamak iyi insanlık mı oluyor bu memlekette? Bir olay için bir yorum yapıldığında sahte gülücükler atmak mıdır iyi insan?.. Devamını okuyun…

Toplamda 44 kez okunmuş...

Independent

5 Yorum Yapılmış

SkullTık tık tık!
Uyuyor musun!
Kalk ayağı aptal şey seni! Göğsüm yanıyor haberin yok mu? Ne kadar su döksem fayda etmedi. Hey!
Voodoo büyüsü yapıyorum kendi kendime, iki kuru kafa var; biri tepede, biri bacaklarımın arasında. İkisinden de bir fayda görmedim, mum diktim üstlerine yansınlar diye, temiz hava bulamadıklarından olsa gerek söndüler. Dumanlarından kafayı bulan ben kendimi uçurumun ucunda buldum, atladım sonsuz derinliğe. Derisi yanarken bu kadar güzel kokabilir miydi insanın kendisi, kendine? Devamını okuyun…

Toplamda 33 kez okunmuş...

Judgment Day

2 Yorum Yapılmış

Hani bazı filmler vardır, insanın küçükken televizyona yapışmasını sağlar, dünya yok olsa umurunuzda olmaz, yemeyi içmeyi unutursunuz ya. İşte benim filmim, hayran kaldığım, korktuğum, ne kadar seyretsem de bıkmadığım böyle bir film var; Terminator!
Yönetmenin aklına hasta yatağında gelmiştir film, belki de ilham perilerinin eseridir bilemiyoruz fakat iyi ki böyle bir düşünce girmiştir kafasına…
Düşünsenize kendinizi korumak için geçmişe bir kişi gönderiyorsunuz ve o gelecekte sizin babanız oluyor. Ve filme adını veren bir yok edici, sizi alt etmeye çalışıyor. Normal bir insanın bile kafasını sıyırmasına yeterli bunca şey…
Görüntü efektleri saçma sapan olabilir, ama barındırdığı felsefe o kadar hoş ki filmin ikinci serisinde ki aklımın ermeye başladığı o ilk yıllarda beni ekrana kitleyen film olacaktır kendisi, bir makinenin duygusallaştığını görüyoruz, o kadar ki ‘it‘ diye tabir edilen koca bir makine, sizi ufak bir bebek gibi ağlatabiliyor…
Ve işin felsefesi; insanların yaptıkları yanlışlıkları bilerek sürdürmesi, geçmişte yaşananlardan hiç ders almaması, üstüne bastığımız koca küreyi yok etmesi…
Ne güzel demişti Sarah Connor yol çizgileri ekranda sürüklenip giderken:
“The unknown future rolls toward us..
I face it for the first time with a sense of hope,
Because if a machine, a terminator, can learn the value of human life…
Maybe we can, too…”
Ama her güzel şeye para bulaştı mı işler pek iyiye gitmiyor. Terminator 3 neye hikmetse çekiliyor, Arnold amca da 30 milyon dolarını cebe atıyor tabi. O yetmiyor bir de dizisi çekiliyor. Demek ki bazı şeyler sadece Türkiye’de olmuyor dedirtiyor insana. Ama eminim ki eskinin değeri asla unutulmayacak, en azından bir süreliğine…
Bahsettiğim sadece bir film belki ama adını hâlâ duyduğumda içimi ürpertiyor ve yapımcılarına gıpta ile bakmamı sağlıyor…
Her neyse hasta la vista baby…

Toplamda 7 kez okunmuş...

Bir(1) Olmuş

11 Yorum Yapılmış

“Blog beni özledin mi, sana hasret kaldım, yazmayalı da uzun süre oldu, bir kaç gündür seni boşladığımın farkındayım, bu ilişki artık yürümüyor…” gibi bebe sözcüklerle mi başlasam diye düşünürken aklıma geldi, hep gelir zaten hiç durmaz ki, ben bunları söyleyinceye kadar zaten siz bir şeylerin farkına varmaya çalışacaksınız. Fakat bir şey söyleyeyim mi; iyi, sen bilirsin, meraktan patla…
Ee üniversiteli de olduk ya, havasını da atıyorsun bol bol sanki bir bok yapmış gibi, başladık ilk senemize. Büyükler öyle öğretti bize, başta nasıl başlarsan sonu da öyle gelirmiş ya da nerde çokluk orda bokluk muydu? Yine pek kirlendi bu yazı, vidanjör çağırın vidanjör!
Girdik binaya pardon inşaata, adamın teki el arabasıyla 3. kata kum çıkarıyordu, helal olsun o ne kuvvettir, gel benimle seviş o köşede diyecektim ama ben gaymiyim ulan? Değilim, dur bakayım, evet evet değilim. Karşıdaki tanıdık simalarla iki üç merhabadan sonra girdik sınıfa. İki de kız yazmış bizim bölümü. Sanırım tercihten bir gün önce bir deliyle samimiyeti artırmış arkadaşlar neyse canım bana ne. Bu arada dikkat ettim bir kızın adı Pelin’miş, garip. Derken hoca da girdi, fizikçiymiş, herkesin kendi dersini sevmesinden bir hoşlandı, garibim yıllarca bizim gibilere hasret kaldı herhalde…
Beklediğim an bu değildi aslında, hayaleti görecektim en sonunda. 4 ay bu anı bekledim ben, nasıl bir karşılaşma olacak, acaba buzdağını eritebileceğiz mi falan. Derken sınıfa geçte olsa girdi seninki, suratına bakıyorum, o da bakıyor. Mallık bende, neye bakarsın ki, ne olacak sanki? Hadi diyelim bir şeyler oldu; o başka dünyalarda sen başka diyarlarda. Şimdikinden farklı mı olacak ki? Peh! Titanic’e (“titaniğe” diye oku döverim bak!) bile geçit vermemiş o buz dağları, ufacık boyumla bana mı verecek. Madem gurur yapıyoruz, al sana gurur!
Bazen saplanıyor işte insanın beynine böyle ufak fakat büyük dertler, sorunlar. Elim işte bu anlarda kara saplı silaha kayıyor. Şakağıma dayayıp, 9mmlik kurşunu beynimin derinliklerine göndermek istiyorum, o barutunu bitirirken, boşalan o ufacık haznesine tüm dertlerimi sığdırsın yok olup gitsin istiyorum. Ha, ben mi? Garibim, çok iyi bilirdik zavallıyı…
İşte böyle efendi. Hede-hede, hödö-hödö yaşayıp gidiyorum işte üniversitemin yollarındaki ilk günlerimi. Sabah kalkması zor oluyor cidden ama idare ediyoruz. Bu arada ben kime anlatıyorum bunları ya. Kapat şurayı; aç müziği, müziği aç…

Toplamda 7 kez okunmuş...

|