Bad Time

6 Yorum Var

Kim BunlarHayatımın ilginç anları say say bitmiyor bunu tekrar anlamış bulunmaktayım. Bazen yalnız sokaklarda yürürken geçmişte yaptığım onca aptal şeye bakıp da gülmemek elde bile değil. O kadar ki bazen durup, gülüp, tekrar yürüyorum. Görenler bu deli diyordur o da ayrı…
Ayrıca herkes soruyordu ‘kim bunlar, kim bunlar’ diye, işte onlar şu yanda gördüğünüz gruptu…

  • RSS
  • Facebook
  • FriendFeed
  • Twitter
  • Technorati
  • MySpace
  • del.icio.us
  • Digg
  • Live

Independent

5 Yorum Var

SkullTık tık tık!
Uyuyor musun!
Kalk ayağı aptal şey seni! Göğsüm yanıyor haberin yok mu? Ne kadar su döksem fayda etmedi. Hey!
Voodoo büyüsü yapıyorum kendi kendime, iki kuru kafa var; biri tepede, biri bacaklarımın arasında. İkisinden de bir fayda görmedim, mum diktim üstlerine yansınlar diye, temiz hava bulamadıklarından olsa gerek söndüler. Dumanlarından kafayı bulan ben kendimi uçurumun ucunda buldum, atladım sonsuz derinliğe. Derisi yanarken bu kadar güzel kokabilir miydi insanın kendisi, kendine?

  • RSS
  • Facebook
  • FriendFeed
  • Twitter
  • Technorati
  • MySpace
  • del.icio.us
  • Digg
  • Live

Işık

11 Yorum Var

Dikenli TelBu günlerde başıma hem iyi hem de kötü bazı şeyler gelecek hissediyorum…
Bütün hafta hastanedir, o arkadaştır, bu bahçedir, şu derstir uğraşmaktayım. Bedene tatil olsa da zihne hiç bir zaman tatil yok sanırım, çünkü çalışıp bizi yönlendirmek zorunda her daim, köle gibi kullanmalı vücudu ve emretmeli biz garip insancıklara…
Mucizelere tanıklık etti bu gözler bu hafta, o mucizelerin iyi değerlendirilmediğinde nasıl karanlıklara dönüşebileceğini gördü. Üzüldü, ‘ha s.ktir!’ dedi; fakat nafileydi, olan olmuştu…
Bir kızın ufacık kalbinde gördü tüm okyanusları ve tatlarına baktı göz pınarlarından. Hoşlanmadı, tükürdü bir kenara ve sarıldı ona, sanki kayıp gidecekmişçesine.

  • RSS
  • Facebook
  • FriendFeed
  • Twitter
  • Technorati
  • MySpace
  • del.icio.us
  • Digg
  • Live

Aman Efendim

7 Yorum Var

Kaçın bakalım, kaçın, sonuna kadar…
Sadece kalbinizin içini görebilmekti sevgili bayan…
Ucu bükük altıpatlardı cebimdeki yüküm; çürük bir baruttu kadın ve ateştim ben, uzun kirli sakallarımla…
Ulaşabilecek kadar yakın ve bir o kadar uzak, ışıklı evler var aramızda; oradaydı, rakı balık misali masaydı yakamoza karşı ve kapkara, durgun egeydi saçları…
Sardım gazetenin üçüncü sayfasına bira şişemi, bir de cigara yaktım acı acı, martılar geldi, leblebilerimi çaldılar ve korkup kaçtılar…

  • RSS
  • Facebook
  • FriendFeed
  • Twitter
  • Technorati
  • MySpace
  • del.icio.us
  • Digg
  • Live

Şehrin üstüne güneş yağıyordu o gün, insancıklar sel olmuş işyerlerine kaçıyorlardı ve kuşlar günün ilk aşk şarkılarını mırıldanıyordu…
Kısa bir süre sonra zembereğini yırtarcasına bağırdı saat ve Deniz yeşil gözlerini bembeyaz çarşaflarının içinde açtı. Biraz doğrulduktan sonra odasının penceresindeki el işi perdeyi araladı Deniz ve gökyüzünün yüzüne renklerini boyadığını hissetti…
Annesinin yardımıyla giyindi, zor da olsa geçti aynasının karşısına. Beklediği erkeğin onu bulacağı gün bugün olacakmışçasına neşe dolu yaptı makyajını, her gün olduğu gibi. Annesini öptükten sonra babasının resmini bağrına bastı. Dışarı çıktığında annesi gözündeki inci taneleriyle gülümsedi ona, o da el salladı annesine ve okuluna gitmek için ağır ağır ilerlemeye başladı…
Her zamanki gibi bakkalın yanından geçti ve sola döndü, tam yoldan aşağı inmeye hazırlanıyordu ki onu gördü; kırmızı bisiklet…
Orada durdu; bebekken oynadığı tren raylarını, babasının onu öpüşünü, arkadaşlarının patiklerine özenişini hatırladı…
İki çiğ tanesi gözlerine düşmüştü ki hemen uzaklaştı oradan, çünkü Deniz’in ömür boyunca bineceği tek araç tekerlekli sandalyesiydi…

  • RSS
  • Facebook
  • FriendFeed
  • Twitter
  • Technorati
  • MySpace
  • del.icio.us
  • Digg
  • Live
Wordpress'in Gücü Adına Web Design by SRS Solutions ©2010 FxDev | ße Different Everytime! Design by SRS Solutions