"güzel ve iyi şeyler" Etiketli Yazılar Gösteriliyor

-Sosyalleşmek; A barına gidip, B içkisini işeyinceye kadar içip, C-D-E kişileri ile kafa göz yarmak değil; hobini ve kültürünü insanlarla paylaşarak mutlu olabilmektir…
-Kıskanıyorum, kıskanıyorsun, kıskanıyor, kıskanıyoruz, kıskanıyorsunuz, kıskanıyorlar…
-Arkadaşlarımız kendi seçtiğimiz ailemizdir…
-Bütün kızlar sıçar; fakat bazı kızlar diğerlerinden daha fazla sıçar…
-”Yavrum” kelimesi farklı vurgulandığında değişik anlamlar içerir…
-Küçük büyük fark etmez, tuvalet konsantrasyon işi!
-Ben demiştim, demiş miydim?

  • RSS
  • Facebook
  • FriendFeed
  • Twitter
  • Technorati
  • MySpace
  • del.icio.us
  • Digg
  • Live

Artık tüm bayramlarda olduğu gibi Cumhuriyet Bayramı da anlamının önem kazanması gereken şu günlerde bir kez daha unutulmaya yüz tut(turul)uyor. Her sene ezber haline gelmiş lay lay lom, geçit törenleri ve konuşmalardan başka hiç bir şey yok. Daha dün tanklarla göz dağı verdiğimiz Suriye ile sınırlarımızı kaldırmışız, artık yurdumun her yanını çelik ağlar yerine, hiç bir zaman bitirilmeyecek hızlı tren projeleri almış. Ülkenin batısı uygar, insanca ve özgür yaşamaya çalışıp, doğuda insanlar açlık sınırında gezerken; iki torba bulgura seçtiğimiz adamlar insanların ağızlarına ekmek yerine, ‘hak’ çalmakla meşgulken dünyanın en çok sinir hapı tüketen ülkesi olmamak bu şartlarda elde değil elbet…
86. yılında da insanları düz mantık eleştirmekten kurtulamadığımız bu ülkede hâlâ rahat nefes alıp verebiliyorsak bu bile bir başarıdır bence; bu sefil görüş açısını bizlere kazandıran tüm hükümetlere teşekkürler.

  • RSS
  • Facebook
  • FriendFeed
  • Twitter
  • Technorati
  • MySpace
  • del.icio.us
  • Digg
  • Live

En sevdiğim şeylerden biridir insanlar hakkında yorum yapıp durmak. Senin ne haddine benim hakkımda yorum yapmak diyebilirsin, haklı da olabilirsin, fakat ‘sen’ bile ‘trajikomik’ bir durumda hâlâ insan gibi yorum yapmadan durabiliyorsan seni şuracıkta ‘peygamber’ ilan ediyorum, evet ben o başlangıçtan beri görmeyi hayal ettiğin tanrıyım.
Geçenlerde okuldayım, evet ara sıra oraya uğruyorum, adamın biri gelmiş, onu oraya bağla, şunu buraya bağla diyor, daha bir kaç gün önce yine aynı adam ‘siz artık yarı mühendis sayılırsınız, kendinizi küçümsemeyin’ derken neden beni o an ‘amelesi’ gibi kullandı anlamadım. Kızdım haklı olarak, sonra da bizi lise yıllarımıza götürüp sözlü yapmaz mı, yapar tabi, kazandan sorumlu kontrol sorumlusu! Böyle adamlardan nefret ediyorum, bırak yanlış yapalım, öğrenelim, yok ama ben bu durumdayken yorum yapamam, benim haddime mi?!
Dert anlat anlat bitmez bende, neden anlatmayayım ki; bundan 10-15 ay önce demiştim, mutluluklarımı kendime, dertlerimi siz sefillere ayıracağım diye, işte bu da onlardan birisi, canın sıkıldıysa ‘youporn’ var, belki orası daha çok ilgini çeker…

  • RSS
  • Facebook
  • FriendFeed
  • Twitter
  • Technorati
  • MySpace
  • del.icio.us
  • Digg
  • Live

Bugüne kadar sitemde bak bu hödö iyiymiş, şu hede güzelmiş. Girin, boyayın bakın oynanmışı da var demedim. Fakat bugün istisnai olarak gezdiğim bir sitede bu fikrim değişti…
Sitenin adı GraphJam . Hayata grafik gözüyle bakan güzel bir site. Hayatın acı, trajikomik gerçeklerini çeşitli grafiklerle anlatıyor. Ayrıca üye olursanız sizin de fikirlerinizi grafiklere dökmenize izin veriyor. Tek ihtiyacınız ise azıcık İngilizce ve pek çok hayal gücü…
Bazılarını Türkçe’ye çevirdim, bazılarını ise kendim yaptım. Gülmenin zorlaştığı bu dönemde, umarım yüz kaslarınız biraz daha fazla çalışır…

Meğer ben başka bir şey sanırdım…

  • RSS
  • Facebook
  • FriendFeed
  • Twitter
  • Technorati
  • MySpace
  • del.icio.us
  • Digg
  • Live

Her sene kendi geleneğim haline gelen rock festivali tatilimde bu sene kendimi eski adı Zeytinli Rock Fest, yeni adı ise Foça Rock Tatili olan organizasyonda buldum. Bu sene festivalin İzmir sınırları içinde olması benim için ayrıca hoştu ve biletlerin Biletix’e düştüğü ilk gün ucuza aldığım biletimle sıcak bir 13 Ağustos öğleninde Foça’daydım. Minibüste sırtıma çarpan klimadan olsa gerek kendimi attığım ilk yer tuvalet oldu.
Daha sonra festival alanına doğru ilerlemeye başladım. Eski Foça’nın çok güzel, minik çarşısından geçerken ayak üstü içtiğim mercimek çorbasının tadı da unutulmazlar arasında yer alacaktı. İki kilometrelik bir yürüyüşten sonra kolumuza o senenin bilekliklerini geçirdik.

  • RSS
  • Facebook
  • FriendFeed
  • Twitter
  • Technorati
  • MySpace
  • del.icio.us
  • Digg
  • Live

Hayatın bir yandan sevindirici, bir yandan sıkıcı, bir yandan az yalanlı kısmını tecrübe edinirken, insanların hayatınızdan birer birer eksilmesi ne kadar ilginçmiş. Hani derler ya ‘kötü gün dostu’ gerek diye, artık onlardan istemiyorum…
-Abo, ne dedi!
Evet, öyle dedim ve katılıyorum…
Bunda belki benim de eksikliğim var ama elimden geleni yapıyorum, kendime zaman ayıramıyorum, tatil kelimesi çok uzak bana. Beş dakika için kavga eder oldum, sonra o sözde kazanılmış dakikaları birer birer uykusuzluklarıma harcadım…
Ne yaptığımın farkında değilim fakat işin sonu güzel bir yere çıkıyormuş gibi geliyor bana ya da en azından şimdilik öyle…

  • RSS
  • Facebook
  • FriendFeed
  • Twitter
  • Technorati
  • MySpace
  • del.icio.us
  • Digg
  • Live

Bugün toplandı haykıran sesler, sansürlenmemiş dudaklar. Statünün buram buram koktuğu bir mekana isyan çekip, attılar kendilerini deniz kokulu kordon boyuna. Yürüdüler bazen yavaş bazen hızlı. El ele tutuşanlar vardı, tabi ki tutuşamayanlar da. Beklediler, bir eriklere, bir güler yüzlere baktılar. İçlerindeki sıcak havadan değil, yeni oluşan arkadaşlıktandı elbet…
Uzun bir yoldu gidilen, dökülenler oldu yarısında, tekrar kalkıp geri gelenler…

Oturdular çimlere delicisine, ∏xRxR ile dairelerini oluşturup, konuştular birbirlerince, bir ondan, bir bundan…
Günün sonunda kaldı bir avuç insan, dünyaya bağlı olmayan bir masadan, kalplere bağlandılar wirelessla…
Sonra mı; güler bir yüz, mutlu bir gün…

TBY İzmir buluşmasına katılan herkese teşekkürler…

  • RSS
  • Facebook
  • FriendFeed
  • Twitter
  • Technorati
  • MySpace
  • del.icio.us
  • Digg
  • Live

Bugün lanetli kesin, ertesi akşam karın ağrısı, baş zonklaması ile yastığa iyileşmesi amacıyla konan başım, bu sabah karamsarlıklarıyla kalktı o yastıktan tekrar…

~~

Ben taşra çocuğuyum, ağaçların üstünde, tarlalarda, bahçelerde geçti 18 yılım. Sizler plastik bebekleriniz, arabalarınızla oynarken ben tütün kırdım, zeytin topladım, bahçe suladım. Sizler ilk aşkınızın tadına bakarken ben babamdan dayak yiyordum, hem de tüm aile fertlerinin gözleri önünde ve yine de ağlayamıyordum salya sümük. Geçen bir arkadaşıma sordum, baban seni hiç dövdü mü diye, gelen cevap hayır yalnızca kulağımı çekti oldu. Gülecektim, gülemedim; lakin ona, o anda ne anlatsam komik, belki kaba, şiddet dolu gelecek, babamın nasıl da kötü biri olduğunu düşünecekti…
Ah babam, onun da çocukluğu aynıymış, dedem onu atın üstünde zeytin piçiyle dövermiş. Fakirlermiş, siz fakir olmak ne demek bilir misiniz? Herkesin bal, börek, muz yemesine dayanamayıp, samandan bir gofret yemek için yumurta çalmanızdır fakirlik. Babanızın bunu öğrendiğinde size dayakların en güzelini hazırladığını da bilirsiniz, ama can dayanmaz, yaparsınız. Şimdi anlıyorum babamın ellerinin neden taş gibi olduğunu, tuttuğunu kopardığını. Umarım ben de onun gibi güçlü olurum ileride…
Taşra çocuğuyum ben, kara toprağın içinde yoğrulmuş, tozu, kiri yadırgamayan, küfreden taşra çocuğuyum…
Yörüğüz biz, hem de Ege Yörüklerinden. Bu ne demektir bilir misiniz? Bizim kanımızda Efe’lik yatar, düşmana ilk kurşun yatar, mertlik yatar, öleceğini bilsen de yaptığının arkasında durmak, kız kaçırmak, adamlık yatar!
“Ahbap düşman oldu ben buna şaştım aman aman” deriz sözlerimizde, dosta olan güvenimiz yatar kalplerimizde, güvenir, yaşatır sonunda ölenler yine gururlarıyla biz oluruz…
Çam ormanına bedenimiz gömüldüğünde, belki her bayram mezarımıza su dökmeye gelen yârimizi bekleriz…

~~

Yemeğimi yerken aklıma geldi hepsi, sonra kalktım yerimden, hapishaneme doğru yol alırken gördüm onu; çağla badem…
Kaç para dedim, yarım kilosu 3ytl dedi satıcı çocuk, koy dedim. Torbayı elime aldığımda hepsine, tek tek baktım; ağacından koparılıp tane hesabı satılan aşklara, plastik hayatlara hüzünlendim, ağladım…

Aileme…

  • RSS
  • Facebook
  • FriendFeed
  • Twitter
  • Technorati
  • MySpace
  • del.icio.us
  • Digg
  • Live

İş

5 Yorum Var

Tatilimin en güzel anlarını geçiriyorum, yok abi yok ev gibisi cidden yok. Yurdumda hep odadayım diye sıkılırken, evde aynı durumda sıkılmıyorum. En hoşuma giden şey de bu zaten…
Yaratıcılığımı da geliştiriyor bu melet. Bu vesile ile hayalini kurduğum stop motion filmi çekmeye başladım. Çok emek isteyen bir iş ama sonucu o kadar güzel oluyor ki tadından yenmiyor…
Bu aralar işlerim de rast gidiyor zaten, cidden bir moral patlaması var, onun içindir ki ne duygusal depresif takılacak, ne de hayatı sorgulayacak halim var. Hele ki bazı işlerim de varken sorgulama yapmak baya sona kalıyor…
Kısacası efendim; tosbaa camiye kadar gitti, hemen geri dönecek…

  • RSS
  • Facebook
  • FriendFeed
  • Twitter
  • Technorati
  • MySpace
  • del.icio.us
  • Digg
  • Live
Wordpress'in Gücü Adına Web Design by SRS Solutions ©2010 FxDev | ße Different Everytime! Design by SRS Solutions