The Good The Bad and The Ugly

3 Yorum Yapılmış

Hayatın bir yandan sevindirici, bir yandan sıkıcı, bir yandan az yalanlı kısmını tecrübe edinirken, insanların hayatınızdan birer birer eksilmesi ne kadar ilginçmiş. Hani derler ya ‘kötü gün dostu’ gerek diye, artık onlardan istemiyorum…
-Abo, ne dedi!
Evet, öyle dedim ve katılıyorum…
Bunda belki benim de eksikliğim var ama elimden geleni yapıyorum, kendime zaman ayıramıyorum, tatil kelimesi çok uzak bana. Beş dakika için kavga eder oldum, sonra o sözde kazanılmış dakikaları birer birer uykusuzluklarıma harcadım…
Ne yaptığımın farkında değilim fakat işin sonu güzel bir yere çıkıyormuş gibi geliyor bana ya da en azından şimdilik öyle… Devamını okuyun…

Toplamda 38 kez okunmuş...

Hayata Koca Bir Nanik!

4 Yorum Yapılmış

Ve internet yeniden doğar…
‘Hey bebek beni özledin mi’ tabiriyle özentime başlamak isterdim fakat boşverin siz bunları, hayata takılın en kulplu tarafından…
Görüyorum ki 15 gün boyunca insan hayatında kısacık bir dönem, ufacık bir anmış. Geri kalanını düşünemiyorum bile, çok bir şey görmeden yaşayacağımdan korkuyorum hepsi bu. Ölümsüz olmayı ister miydim, orası da meçhul…
Anlatıp duruyordum, gerçi ne kadar ‘takıldığım’ merak konusu da, hayat uzun, engebeli, dikkat ve sabır gerektiren bir yoldur diye. Bazılarını görüyordum, kendilerini mutlu mesut o yolu koştuklarını sanıyorlardı, hem de kendilerini mükemmel bir şekilde kandırarak. Eee bu kadar hızlı yaşanınca yaşanmamışlıklar yoldaki uçuşan sivrisineklerin suratınıza yapışmasına da alınmamasınız değil mi? Devamını okuyun…

Toplamda 44 kez okunmuş...

4 Günlük Tatil

Yorum Yok...

Rock FestKendime bu yaz sunduğum ikinci tatile de bugün çıkıyorum…
Bu yaz da güzel anılara sahip olacağımı düşünüyorum, umarım öyle olur…
Geçen sene 2 günde hayatımın akışını değiştirmişti bu tatil anı, bakalım bu sene neleri değiştirecek…
Merakla bekliyoruz…

Toplamda 26 kez okunmuş...

Ve Bir ‘İzmir’ Kaldı

13 Yorum Yapılmış

Bugün toplandı haykıran sesler, sansürlenmemiş dudaklar. Statünün buram buram koktuğu bir mekana isyan çekip, attılar kendilerini deniz kokulu kordon boyuna. Yürüdüler bazen yavaş bazen hızlı. El ele tutuşanlar vardı, tabi ki tutuşamayanlar da. Beklediler, bir eriklere, bir güler yüzlere baktılar. İçlerindeki sıcak havadan değil, yeni oluşan arkadaşlıktandı elbet…
Uzun bir yoldu gidilen, dökülenler oldu yarısında, tekrar kalkıp geri gelenler…
Oturdular çimlere delicisine, ∏xRxR ile dairelerini oluşturup, konuştular birbirlerince, bir ondan, bir bundan…
Günün sonunda kaldı bir avuç insan, dünyaya bağlı olmayan bir masadan, kalplere bağlandılar wirelessla…
Sonra mı; güler bir yüz, mutlu bir gün…

TBY İzmir buluşmasına katılan herkese teşekkürler…

Toplamda 18 kez okunmuş...

Çağla Badem

7 Yorum Yapılmış

Bugün lanetli kesin, ertesi akşam karın ağrısı, baş zonklaması ile yastığa iyileşmesi amacıyla konan başım, bu sabah karamsarlıklarıyla kalktı o yastıktan tekrar…

~~

Ben taşra çocuğuyum, ağaçların üstünde, tarlalarda, bahçelerde geçti 18 yılım. Sizler plastik bebekleriniz, arabalarınızla oynarken ben tütün kırdım, zeytin topladım, bahçe suladım. Sizler ilk aşkınızın tadına bakarken ben babamdan dayak yiyordum, hem de tüm aile fertlerinin gözleri önünde ve yine de ağlayamıyordum salya sümük. Geçen bir arkadaşıma sordum, baban seni hiç dövdü mü diye, gelen cevap hayır yalnızca kulağımı çekti oldu. Gülecektim, gülemedim; lakin ona, o anda ne anlatsam komik, belki kaba, şiddet dolu gelecek, babamın nasıl da kötü biri olduğunu düşünecekti…
Ah babam, onun da çocukluğu aynıymış, dedem onu atın üstünde zeytin piçiyle dövermiş. Fakirlermiş, siz fakir olmak ne demek bilir misiniz? Herkesin bal, börek, muz yemesine dayanamayıp, samandan bir gofret yemek için yumurta çalmanızdır fakirlik. Babanızın bunu öğrendiğinde size dayakların en güzelini hazırladığını da bilirsiniz, ama can dayanmaz, yaparsınız. Şimdi anlıyorum babamın ellerinin neden taş gibi olduğunu, tuttuğunu kopardığını. Umarım ben de onun gibi güçlü olurum ileride…
Taşra çocuğuyum ben, kara toprağın içinde yoğrulmuş, tozu, kiri yadırgamayan, küfreden taşra çocuğuyum…
Yörüğüz biz, hem de Ege Yörüklerinden. Bu ne demektir bilir misiniz? Bizim kanımızda Efe’lik yatar, düşmana ilk kurşun yatar, mertlik yatar, öleceğini bilsen de yaptığının arkasında durmak, kız kaçırmak, adamlık yatar!
“Ahbap düşman oldu ben buna şaştım aman aman” deriz sözlerimizde, dosta olan güvenimiz yatar kalplerimizde, güvenir, yaşatır sonunda ölenler yine gururlarıyla biz oluruz…
Çam ormanına bedenimiz gömüldüğünde, belki her bayram mezarımıza su dökmeye gelen yârimizi bekleriz…

~~

Yemeğimi yerken aklıma geldi hepsi, sonra kalktım yerimden, hapishaneme doğru yol alırken gördüm onu; çağla badem…
Kaç para dedim, yarım kilosu 3ytl dedi satıcı çocuk, koy dedim. Torbayı elime aldığımda hepsine, tek tek baktım; ağacından koparılıp tane hesabı satılan aşklara, plastik hayatlara hüzünlendim, ağladım…

Aileme…

Toplamda 23 kez okunmuş...

Saat Kaç Saat Kaç Ki?

8 Yorum Yapılmış

Kaç gündür başımı toplayıp da bir kaç şey çizemiyorum. Mastürbasyon sonrası gibiyim aynı; bıkmış, kirli, yalanlı ve yanlış…
Hayatımda garip anlar yok değil; tanımadığım insanlar, hiç beklemediğim anlarda karşıma çıkıp beni mutlu ediyorlar, eh insan mutluyken aklına mukayyet olup bir şeyler dökemiyor ki, içinde tutuyor her şeyi. Onun içindir ki sevmiyorum kelimelerimi, el sallamalarımı, aşklarımı şu sıralar…
Bir kız var uzaklarda, kalbi çok ama çok temiz, tam benim aradığım gibi, biliyorum orada bekliyor beni. Tam huyuma denk, öyle her istediğimi kolay kolay vermeyen ama ümidimin kesildiği o küçücük anda beni sarıp sarmalayan. Evet, var böyle birisi, bir gün buluşmayı ümit ediyorum, görüşeceğiz küçük hanım…
Zeytin gibi hissediyorum kendimi, bir dönem verimli, bir dönem verimsiz. Yağımın tadı acı, köklenemeyen küçük bir fidan, rüzgârdan eğrileşen büyük bir bel…
Siyah beyaz kadınlar görüyorum rüyalarımda bazen, hepsi ellerinde telliler, çalıp oynuyorlar ve büyük etekleriyle bana doğru geliyorlar, korkuyorum, ne yapmalıyım?
Hayatı küçük anlara sıkıştırıyorum artık, bugün mutlu muyum, evet. O zaman be birader, neyi neden sorun yapayım?
Yaşıyoruz nasılsa düşe kalka…

Yaktım gemilerimi dönüş yok artık geri…
Tak etti canıma bu maskeli balo…
Bu maskeli balo ve onun sahte yüzleri…

Toplamda 11 kez okunmuş...

İş

5 Yorum Yapılmış

Tatilimin en güzel anlarını geçiriyorum, yok abi yok ev gibisi cidden yok. Yurdumda hep odadayım diye sıkılırken, evde aynı durumda sıkılmıyorum. En hoşuma giden şey de bu zaten…
Yaratıcılığımı da geliştiriyor bu melet. Bu vesile ile hayalini kurduğum stop motion filmi çekmeye başladım. Çok emek isteyen bir iş ama sonucu o kadar güzel oluyor ki tadından yenmiyor…
Bu aralar işlerim de rast gidiyor zaten, cidden bir moral patlaması var, onun içindir ki ne duygusal depresif takılacak, ne de hayatı sorgulayacak halim var. Hele ki bazı işlerim de varken sorgulama yapmak baya sona kalıyor…
Kısacası efendim; tosbaa camiye kadar gitti, hemen geri dönecek…

Toplamda 4 kez okunmuş...

|