15 Kasım 2008
Tosbaa
3 Yorum Yapılmış
Hayatın bir yandan sevindirici, bir yandan sıkıcı, bir yandan az yalanlı kısmını tecrübe edinirken, insanların hayatınızdan birer birer eksilmesi ne kadar ilginçmiş. Hani derler ya ‘kötü gün dostu’ gerek diye, artık onlardan istemiyorum…
-Abo, ne dedi!
Evet, öyle dedim ve katılıyorum…
Bunda belki benim de eksikliğim var ama elimden geleni yapıyorum, kendime zaman ayıramıyorum, tatil kelimesi çok uzak bana. Beş dakika için kavga eder oldum, sonra o sözde kazanılmış dakikaları birer birer uykusuzluklarıma harcadım…
Ne yaptığımın farkında değilim fakat işin sonu güzel bir yere çıkıyormuş gibi geliyor bana ya da en azından şimdilik öyle… Devamını okuyun…
Etiketler: aşk, bu kadar basit, dün-bugün-yarın, düşünce, güzel ve iyi şeyler, Hayat, sahtekar, salak, tecrübe
Toplamda 39 kez okunmuş...
28 Temmuz 2008
Tosbaa
3 Yorum Yapılmış
Yaşadığım ülkenin kalbiymiş, bilmem kaç milyonun yaşadığı beton yığınıymış…
Akşamın karanlığını bastırırken güneş, vardım bu büyük şehre. Kendisi bir numaralı hırsız, ümitsizlik kaynağı ve benzerleriydi benim için. Lakin bu düşmanla er ya da geç tanışacaktım ve o gün bugündü…
Yıllar önce saçma nedenlerden umutlarımı, ondan bir zaman sonra da sevgimi kaptırmıştım ona. Bu, bir o kadar uzak ve hayatımı bu kadar etkileyen lanet dolu kenti tanıyacaktım her karışıyla…
Devamını okuyun…
Etiketler: akıl, deli, düşman, düşünce, hırsız, i love you i kill you, şehir
Toplamda 59 kez okunmuş...
1 Mayıs 2008
Tosbaa
4 Yorum Yapılmış
Bugün uzun bir telefon konuşmasından sonra anladım ki hayatımda hiç bir belirsizliğe mahal veremiyorum, oluruna bırakamıyor, bıraktığım her işi batırıyorum…
A kişisi ile aramda bir ilişki var diyelim fakat bunun arkadaşlık mı, dostluk mu yoksa çok daha öte bir şey mi olduğunu bilemediğimi farz edelim, o zaman bu ilişki o kadar çıkmaza giriyor ki benim için; hem o, hem de ben yaptığımızın ne olduğunu bilmeden konuşuyor, eğleniyor, yolumuza devam etmeye çalışıyoruz. Ve inanın bazen öyle bir noktaya geliyor ki, olması gerekenler olmadığında güzelim bağlarınız sudaki katı tuz tanecikleri gibi eriyiveriyor…
İşte bu nedendir ki bir sorun varsa, özellikle dostlarımdan ya da öyle sandığım kişilerden, açık sözlülükle gelinip, benimle konuşulmasını istiyorum. Ben hayatımda hal ve hareketlerim ve sözcüklerimle bunu karşı tarafa belirgin bir şekilde ima ettiğimi düşünüyor ve saygı çerçevesi içinde bunu yansıttığıma inanıyorum…
Anlayacağınız dağ dağa küsmüş, tepeyle evlenmiş, kaynanası dövmüş, ikiye ayrılmış davalarını yaşamak istemiyorum…
Bu küçük dokundurmamdan sonra gelelim bana…
Çalışma dolu 3 haftanın ardından kendime çeki düzen vermenin vakti gelmiş de geçiyor Devamını okuyun…
Etiketler: akıl, anlamazlar ki, dün-bugün-yarın, düşünce, nerde kalmıştım, ve hepimiz
Toplamda 41 kez okunmuş...
19 Aralık 2007
Tosbaa
9 Yorum Yapılmış
Yine geldik çattık bir bayrama…
Belirtmiştim, belirtmeye de bu gidişle devam edeceğim. Sevmiyorum bu günü, hele ki kendi düşünceme, kısacası dinime; gerçi benim dinim de yok ama ait olmayan bir günü neden kutlamak zorunda bırakılırım anlayamadım gitti. Tamam, bir yere kadar toplum kurallarıdır, hoşgörüdür, falandır fakat bu bayramın ilginç bir özelliği daha var; katliam…
Şimdi bir kaçı kızacaktır, vay efendim onlar bizlere sunulmuş nimetlerdir, tanrı onları bize yararlanalım diye yarattı, İsa zaten çobandı, Anjelina Jolie’nin dudakları çok büyüktür falan…
Hikâyeyi biliyorsunuzdur, onun için anlatma gereksinimi hissetmiyorum…
Ayrıca size bir de but ayırdım, en yağlı kısmından, eritin eritin yemeklerinizde kullanın…
Madem düşünüyoruz öyleyse varız, yoksa kendi varlığımızı kanıtlayamadığımız gibi var da olmayız, o zaman saksıyı az kullanmanın vaktidir dedim giriştim işe; öncelikle bir yaratıcı olduğu kesin, fakat bu üstün zekânın ki kendisi sizlerden epey bir akıllıdır, kurbanla, onun ne biçim kesilip kaçta kaç oranında dağıtılacağı ile ilgileneceğini sanmıyorum. O ki atomun derinliklerinden, evrenin uçsuz bucaksız alanlarını tasarlamış, 4 bacağı, süngerimsi bir beyni olan ufacık bir koyuna kafa yoracağını sanmam, hele ki ortada egoist biri söz konusuysa…
Gariptir, bazen de sorarım kendime, tanrı dediğimiz ulu kuvvet, hiç kimseye muhtaç olmadan yaşarken, neden bizleri yaratma gereksinimi duymuştur; neden cinleri, melekleri, ona yamuk yapacağını bildiği halde şeytanı ve insanları yaratmıştır? Ben burada susuyorum, çünkü düşündükçe örümcek ağına yakalanmış uğur böceği gibi havasız kaldığımı hissediyorum…
Bu arada belirtmeden geçemeyeceğim, siz bir varlığı alın, içine ölüm korkusunu yerleştirin, o yetmesin bir de üstüne ölümden sonraki safsatayı koyun. Ee sonuçta evrilerek gelmiş, doğuştan korunmasız bu küçücük akıllar bu soru işaretini nasıl noktaya çevirsin?
Zor olsa gerek…
Bu arada, have a nice feast darling…
Etiketler: bayram, düşünce, konuş benimle, merak, philosophy and others
Toplamda 6 kez okunmuş...