Time for Born Again

4 Yorum Yapılmış

Zaman belki her şeyin çözümü olabilir ama sadece beyin hücrelerimizi eskitmekten başka bir şey yapmaz emin olun…
Bugün öğrendim, gerçekten!
Olanları unutmak değil, üstüne gitmek gerekiyormuş, inanın!
Koca bir aptal size bu dersi verebiliyorsa siz neler yapabilirsiniz bir hayal edin…
Şimdi zamanın beni götürmesini beklemiyorum, o da beni beklemiyor, zamansız kalıyorum…
İş, hayat, insanlar derken ömrünüzü çürüteceksiniz; pilot bölümlük hayatları bir kenarı itip, cesurca tekrar yaşamayacakmışçasına küfretmek herkese, merhaba demek, sevmek. Öncesinde kuralların çetin duvarlarını yıkmak biraz… Devamını okuyun…

Toplamda 36 kez okunmuş...

Buğulu

3 Yorum Yapılmış

UnkleSabah kalkışlarının iğrençliği üzerimde her gün, bilirsin yağlı saçlarla uyanmak, gözlerinin altının şiş olması, ufak bir tıkırtının bile kulakları sağır etmesi…
Geçirilen iyi/kötü bir günün kalıntıları olan dökük saçların, ayak altlarına yapışıp kalması, acele ile üstlerine çorap giymek. Pislik değil, aykırılık hiç değil; zamansızlık belki…
Düşlerimde yapamadıklarım, geçmişin derin kuyularında kavrulup sunuluyor önümüze; tüm keşkeleri alıp aklınızın en ücra noktalarına eriştiriyor suda yürüyen kertenkele misali…
Devamını okuyun…

Toplamda 41 kez okunmuş...

Hayata Koca Bir Nanik!

4 Yorum Yapılmış

Ve internet yeniden doğar…
‘Hey bebek beni özledin mi’ tabiriyle özentime başlamak isterdim fakat boşverin siz bunları, hayata takılın en kulplu tarafından…
Görüyorum ki 15 gün boyunca insan hayatında kısacık bir dönem, ufacık bir anmış. Geri kalanını düşünemiyorum bile, çok bir şey görmeden yaşayacağımdan korkuyorum hepsi bu. Ölümsüz olmayı ister miydim, orası da meçhul…
Anlatıp duruyordum, gerçi ne kadar ‘takıldığım’ merak konusu da, hayat uzun, engebeli, dikkat ve sabır gerektiren bir yoldur diye. Bazılarını görüyordum, kendilerini mutlu mesut o yolu koştuklarını sanıyorlardı, hem de kendilerini mükemmel bir şekilde kandırarak. Eee bu kadar hızlı yaşanınca yaşanmamışlıklar yoldaki uçuşan sivrisineklerin suratınıza yapışmasına da alınmamasınız değil mi? Devamını okuyun…

Toplamda 44 kez okunmuş...

Süzme Piç

6 Yorum Yapılmış

Hayatın garip oyunlarında oyuncu olmaktan vazgeçemiyorsunuz hiç bir zaman. Rolünüze göre çeşitli şeyler öğrenip bunların adına ‘tecrübe’ diyor; bazen onları tekrar tekrar yaşamak isterken bazen belirtisini gördüğünüz anda kaçıyorsunuz farkında olmadan ve hepsini ortaya koyup topladığınızda ona verdiğiniz isim oluyor ‘hayat’…
İnsanlar hayal edin gözlerinizi kapatıp; insanlar, sizin izleyici olduğunuz hayatlar…
O insanlardan birini seçin; tanımak isteyip, hayatına müdahale edebileceğiniz. Onunla yaşayın, onunla huzur bulun ve sadece onun gözlerine bakın uzun bir süre. Dudaklarının tadını öğrenin ve cebinizdeki ‘yalan’ ve ‘yüzsüzlüğü’ serpin şimdi bu hayatın üstüne. İlk tartışmanızı yaşayın ve bırakıp gidin o hayatı. Göreceksiniz o ‘hayat’ sizi bırakmayacak…

Devamını okuyun…

Toplamda 87 kez okunmuş...

İs-Tan-Ball

3 Yorum Yapılmış

Yaşadığım ülkenin kalbiymiş, bilmem kaç milyonun yaşadığı beton yığınıymış…
Akşamın karanlığını bastırırken güneş, vardım bu büyük şehre. Kendisi bir numaralı hırsız, ümitsizlik kaynağı ve benzerleriydi benim için. Lakin bu düşmanla er ya da geç tanışacaktım ve o gün bugündü…
Yıllar önce saçma nedenlerden umutlarımı, ondan bir zaman sonra da sevgimi kaptırmıştım ona. Bu, bir o kadar uzak ve hayatımı bu kadar etkileyen lanet dolu kenti tanıyacaktım her karışıyla…

Devamını okuyun…

Toplamda 59 kez okunmuş...

Cömertlik

7 Yorum Yapılmış

Adam's Apple Beni fıtık etmek için mi yaratıldınız?
Hiç bir suç işlememişken bana yaptığınız tafranız, her şey iyiyken değil de derdiniz olduğunda beni bulmanız…
Saçmaladığınızın farkında mı değilsiniz yoksa bu kadar mı körsünüz…
Haziranın ortasında bulutlarım karardı, yağmur da yağdı ya; hastalanıyorum sanırım. Midem bulanıyor, söyle doktor hanım menopoza mı giriyorum?
İnsanların nefretleri bu kadar bol olunca, hiç çekinmeden savurabiliyorlar tabi ki…
Ne diyorum ben? Devamını okuyun…

Toplamda 40 kez okunmuş...

I Feel You

9 Yorum Yapılmış

Mona SaxDostluklar da sahteleşince insan artık büsbütün yalnız olduğunun farkına varıyormuş…
Kimsenin kimseye ‘aa hiç öyle olur mu biz hâlâ dostuz’, ‘geçen saçım kırmızıydı görmediniz mi?’, ‘ben artık biriyleyim haberin yok mu?’, ‘babam kalp krizi geçirdi bilmiyor musun?’ gibi laflara, artık karnım iyice doydu, biraz daha kaktırırsanız istifra edeceğim haberiniz olsun…
Sevgili dostlarım(!), eğer size fazlalık geliyorsam, yan cebinize atılan tek kullanımlık prezervatifsem cidden bırakın gideyim. Azıcık gururunuz varsa bunu bir de yüzüme karşı söyleyin…
Cidden küçük bir matematik hesabına girdiğimde şöyle bir sonuç çıkıyor:
Derdini anlatanların sayısı 10 elin parmaklarını geçmekteyken, derdimi dinleyenlerin sayısı sadece bir elin parmaklarını dahi geçmiyor…

‘Sen derdini anlattın da biz geri mi çevirdik?’ diyenleri de duymamakta ısrarcıyım çünkü her dert anlattığım kişi onu çözmeye değil aksine olayı iyice karıştırmaya başlayınca ondan da caydım. Bunu da geçtim, benim beynimi, her nereden güç alıyorlarsa, küçümseyen yaratıklara demek isterim ki, küçülen o beynin içinde sizin yeriniz ihmal edilecek kadar minikleşiyor, haberiniz olsun… Devamını okuyun…

Toplamda 65 kez okunmuş...

|