15 Kasım 2008
Tosbaa
3 Yorum Yapılmış
Hayatın bir yandan sevindirici, bir yandan sıkıcı, bir yandan az yalanlı kısmını tecrübe edinirken, insanların hayatınızdan birer birer eksilmesi ne kadar ilginçmiş. Hani derler ya ‘kötü gün dostu’ gerek diye, artık onlardan istemiyorum…
-Abo, ne dedi!
Evet, öyle dedim ve katılıyorum…
Bunda belki benim de eksikliğim var ama elimden geleni yapıyorum, kendime zaman ayıramıyorum, tatil kelimesi çok uzak bana. Beş dakika için kavga eder oldum, sonra o sözde kazanılmış dakikaları birer birer uykusuzluklarıma harcadım…
Ne yaptığımın farkında değilim fakat işin sonu güzel bir yere çıkıyormuş gibi geliyor bana ya da en azından şimdilik öyle… Devamını okuyun…
Etiketler: aşk, bu kadar basit, dün-bugün-yarın, düşünce, güzel ve iyi şeyler, Hayat, sahtekar, salak, tecrübe
Toplamda 38 kez okunmuş...
22 Ekim 2008
Tosbaa
4 Yorum Yapılmış
İnsanlar doğar, büyür, büyür, büyürmüş…
Sen de, ben de, o sokaktaki deli de emin ol. Emin değilsen görüşelim mi ne dersin?
Bir sene önce, terk edilmiş bir ruh; çareyi başkalarında arayan bedenler, silik bir yüz; tanıdık gelen olaylar hasıl olurken unutulanlar arasına girermiş tüm şarkılar, sözler ve gözyaşları…
Sen, zembereği kurulmuş sabır taşısın, yılda bir kez çiçeğini görebileceğim bitkim, güldüğünü sandığım yeşil kertenkelem. Bazılarına inat hayatı güzelleştiren küçük öpücük, sende yeşeren eğreti otu sanki, dokununca küsen, dimdik ama narin… Devamını okuyun…
Etiketler: adalet, bu kadar basit, geçmiş, Hayat, özgür, ve diğerleri, ve hepimiz, versiyon 07
Toplamda 50 kez okunmuş...
1 Ağustos 2008
Tosbaa
3 Yorum Yapılmış
Bir garibiz biz insancıklar. Hepimiz tıkışılmışız bu küçücük dünyaya, sonra da ‘hadi geçinin’ demiş birileri; geçinmesi kolaysa gel sen geçin ey sabır taşı…
Soyumuzu devam ettirmeliymişiz, benim ailem, ondan önceki aileler hep bunu yapmış çünkü. Bunu yapabilmek için de hormon denen uyuşturucuya ihtiyacımız varmış ki o da 13-14 yaşlarında bize birer dozluk veriliyormuş…
Devamını okuyun…
Etiketler: aptal, bu kadar basit, Hayat, insanlar, köpekler
Toplamda 93 kez okunmuş...
14 Haziran 2008
Tosbaa
8 Yorum Yapılmış
Yoruldu bu beden, sonuçta kan pompalıyor bütün gün, yazın ortasında soğuyor…
Piston kapaklarımdan bir kaçı arıza yapmış, ölüm yaklaşmış, özleyeceğim…
Sen, uyuklayan güzel, yaşanmadan tüketilmiş, yaşamadan yaşlanmış. İşte, oradaki sen!
Özledim, sıcak bir çorbayı, ipi kararmış bir çift mumu. Maytap kadar eğlenceli ve kısaymış ömrüm…
Devamını okuyun…
Etiketler: again and again, bu kadar basit, sorular, XX ve XY Oyunu
Toplamda 59 kez okunmuş...
1 Haziran 2008
Tosbaa
5 Yorum Yapılmış
O’nu özledim bir kez daha, ne kadar ihtiyacım olduğunu anladım…
O’na karşı o kadar büyük bir sevgi ve saygı besliyorum ki içimde… Onunla tanışana, azıcık da olsa görene her şeyi geçtim yurt gezisi sırasındaki trene el sallayana o kadar gıpta ile bakıyorum ki…
Sonda söyleyeceğimi başta söylüyorum, özledim…
Yıl 2007, yazın kavurucu sıcaklarının altında, sabahın erken saatlerinde sokaklarda gezen bir minibüs, tepesinde hoparlörleriyle bir aşağı bir yukarı giderek uykumu bölüyor. Televizyonlarda kaynana programlarını aratmayacak siyaset gündemi, forumu, masası…
İlk askerlik çağrım, ilk oy kâğıdım muhtarlığa gelmiş. Her şeyin, bir yönde ilklerin yaşanacağı bir sene. Siyaset; daha önce uğrunda ölünen, dostlukların, arkadaşlıkların sonunu getiren insan icadı…
Ve o gün; tuvalet kâğıdı uzunluğunda, içinde çeşitli börtü böcek ve binimum eşyanın simgeleştirilip, Devamını okuyun…
Etiketler: barış, bizler, bu kadar basit, dün-bugün-yarın, faşizm, saçma, savaş
Toplamda 56 kez okunmuş...
3 Ocak 2008
Tosbaa
6 Yorum Yapılmış
İşte zorların en zoru bu olsa gerek…
Norah bile demiş. Ne mi demiş, al bak;
“Twas Halloween and the ghosts were out,
And everywhere they’d go, they shout,
And though I covered my eyes I knew,
They’d go away…
But fear’s the only thing I saw,
And three days later ’twas clear to all,
That nothing is as scary as election day…”
Sanırım demek istediğimi anladınız, anlamadıysanız boş verin gitsin, kaç günlük dünya ne diye kasasınız ki?
‘Yok kardeşim ben kasarım’ diyenlerdenseniz bundan sonrasını okuyabilir, kafanıza bin bir türlü soru işareti daha sokabilirsiniz…
Bir günlüğüne kız olduğunuzu ve kendinizi çok yalnız hissettiğinizi düşünün, aşka susamış, ‘canıma tak etti be artık’ diyenlerden. Ve bir erkekte düşünmemişsiniz o zaman kadar, çünkü kendinizi derslerin ritmine kaptırmış, hayatı es geçmişsiniz…
Kalabalık bir yerde kendine ‘adam’ diyen yaratıklara göz gezdiriyorsunuz; kimi düzenbaz, kimisi hayalperest, birisi aptal, ikisi güler yüzlü tüccar, üçü ‘ortam olsun babamı dahi satarım’ cinsinden, ötekisi ‘metalci’ diye uzayıp gidiyor. Hangisini seçerdiniz, içlerinde olup bitenleri bilmeden, sadece dış görünüşe bakarak, ilk merhabayı deme cesaretini ilk kimde gösterirdiniz…
Empati kur, sempati kazan ikilemi burada sökmüyor anlaşılan; tren raylarının sonuna koyarlar hani, koca bir kütük, aynı bizim gibi, ona çarpmamak elde mi?
Neyse asabiyetim nüksetti yine, ne demiş Orhan Veli zamanında, ‘beni bu güzel havalar mahvetti’ diye. Ben de insanım sonuçta, her ne kadar bazen üyeliğinden ayrılsam da, benim de canım sıkılabiliyor, doğru değil mi?
Finallerim var 3 hafta boyunca, bunlardan 1 haftası tatil, sözde, kasabama gidip üzerimdeki negatif yükleri toprağa boşaltmam lazım. Sahi boşaltmam lazım derken başlığı ‘Erection Day’ mi yapsaydım…
Ne mi diyorum?
Hâlâ delirdiğimi anlamadıysan, Manisa yakın be gülüm…
Etiketler: asabiyet, bu kadar basit, dikkat, kaos, kızgın, uyarı
Toplamda 7 kez okunmuş...
29 Ekim 2007
Tosbaa
4 Yorum Yapılmış
Al işte dımdızlak kaldım ortada. Hayat kıs kıs gülüyordur şimdi ‘yalnızsın oğlum yalnızsın’ diye. Hay ben onun diyeceğim ama kendisini ben oluşturmaktayım. Bu ne yaman çelişkidir, istemediğim şeyi ben yaratıyorum. Acaba bu dünyada bundan daha garip ve üzücü bir şey var mı?

‘29 Ekim’di bugün, millet elinde al beyaz bayraklarıyla köyü turladı karış karış. Öyle kurtarılıyordu çünkü vatan, yürü babam yürü, bağır amcaoğlu bağır. İcraat, o neydi ki… Çıksın bir kaç provokatör, alsın eline mikrofonu götürsün milleti çekebildiği yere, ee vatan gidiyordu hani; çok güzel bir söz duydum dün gece ‘vatan uğruna siyaset yapılmaz’ diyordu orada. Hani popolarına kızılcık şerbeti döktüğüm insanlar, çıksanıza, seçtiğiniz heriflerden icraat istesenize. Sonra halkın %80-90′nı salak, aptal deyince de bir bir çemkiriyorsunuz. Halkım inanıyorum ki dünyadaki en asil ırklardan biri(ydi), ama illa yumurta yara yara çıkmaya başlayınca mı aklımız popomuzdan tepemize geçecek, köpeğin köşeye sıkıştırdığı kedi misali.
ISO 9001 eğitimim de bitti dün, ne olduğunu anlamadım ama ‘lazımmış’ dediler ben de her zamanki gibi atladım. Giden 20 YTL’ye acıyacaktım ama orada öğrendiğim bir söz bunu dememi engelledi; insana insan gibi davranmak. İşte bu anda oklar hemen bana çevriliyor; kime ne kadar iyilik gösterdim ve bu iyiliklerim her ne kadar karşılıksız da olsa ne kadar kötülük gördüm. İstatiksel rakamlar kötü şeyler gösteriyor vesselam, fakat en yakın zamanda rakamların iyi yönde ilerlemesini ümit ediyorum. Amen!
Yok kardeşim yok, dünya meseleleri, vatan meseleleri, duygusal hesaplaşmalar, felsefik düşünceler… Ben hangi birine yetişeceğim söyle bana ey ulu bilmem ne…
Yalnızlıkla cebelleşiyorum, ders çalışmak istemiyorum, kıskançlık da başladı; yetemiyorum artık zorlama beni bu kadar…
Neyse sonunda hayatımın en manalı mektubunu da yazmış bulunmaktayım, zaten ilk mektubum da çaktırmayın işte. Bakalım o neye dönüşecek, neye evrilecek? Bilmem, ejderha olmasından korkuyorum…
İşte bu kadar, koca bir hafta bunları yaşamış bu beden, ne mi yaşamış, belli olmuyor mu, koca bir hiç…
Etiketler: bu kadar basit, mutlu-mutsuz, of püf günleri, yalan, yalnızlığım, yaşam
Toplamda 5 kez okunmuş...
22 Ekim 2007
Tosbaa
9 Yorum Yapılmış
Ve bugün şehre damlalar indi yukarıdan. Kuytuda, köşede, sinede kalan tüm günahları temizledi. Ondan korkanlar ufak şemsiyelerinin altına sığınıp, korkularıyla yüzleşemedi, buna kızan tanrılar yıldırım oldu, bir sağa bir sola indirdi demir yumruklarını…
Ben mi? Daha rahatım şimdi, saçımın her telinden ayak baş tırnağıma kadar ıslandım bugün. Odaya girerken arkamda kalan sudan yol beni takip etti, bitti…
Karanlık oldu, yasladım başımı cama. Oluşan ufak göletçiklere baktım, yağmur hala dolduruyordu kalplerini, dışarıdaki ışıklar sanki soğuktan titriyordu. Nefesimin sıcaklığı gözümün önünde bir buhu oluşturuyordu ve arkadan Sezen abla sesleniyordu:
Küçüğüm daha çok, küçüğüm…
Etiketler: bu kadar basit, küçüğüm, yağmur, yaşam
Toplamda 5 kez okunmuş...