"bitti" Etiketli Yazılar Gösteriliyor

Ms. Z

2 Yorum Var

Karşı pencerenin küflü kulpunu tutan bir çift el…
Olasılıksızlıkların olasılığının maksimuma vurduğu bir uzaklık bu yakınlık…
Tezat kendi içinde; günberi, az çok! Hayalin ve gerçekliğin savaşında ölen masumlar, sen ben, biz olamamak…
Ton balığı misali konservede geçirmek tüm hayatını, açılacağı günü bekleyerek…
Heyecanı kalmayan birisinin heyecan dilenmesi başkalarından, dünyanın sonu, düşünceler…
Ölen masum insanların yerine geçen iyi insanlar, ne mutlu ki yaşıyorlar, evet…
Tanrı özenmekteyken bizlere, taparmış fareler; ağlar, eğermiş dik durması gereken boyunlarını…

  • RSS
  • Facebook
  • FriendFeed
  • Twitter
  • Technorati
  • MySpace
  • del.icio.us
  • Digg
  • Live

Hayat komik yurdum insanı! Gerçekten, kebap bile var o derece yani…
Uzun bir yol yürüyorsun, cebinde de bir müzik çalar. Habire değiştirip duruyorsun müzikleri, hani o ana uygun müzik denk gelsin de 10 dakikalık yol biraz keyif alsın. Ama denersin denersin olmaz, hele bir de ‘rasgele’ye bağlamışsan, işin zor be ahbap!
Buradaki yol hayat, aradığın şarkı da iki dakikalık mutluluklar oluyor; yok hani anlamassın falan, edebi kaygılar içine girmek istemem…
Bir insanı mutlu etmek de hoş bir duygu, yüzyılda eline geçen fırsatı başkasına sunmak; sizi iyi fakat yalnız bir insan yapıyor unutmayın bunu…
Hani siz üzgündünüz, depresyonlardaydınız; neden peki, çünkü şundan: siz hayatta doğru olmaya çalışan insanlardansınız…
Doğru, sahte insanların olduğu bu memlekette kime ne anlatacaksın, değil mi?

  • RSS
  • Facebook
  • FriendFeed
  • Twitter
  • Technorati
  • MySpace
  • del.icio.us
  • Digg
  • Live

Yeni Dönem

2 Yorum Var

İki hafta, 14 gün ediyor ve evet, sayabiliyorum annem…
Yeni bir dönem başladı, yeni bir sayfa. Artık XX ve XY oyunları üzerine kurulu değil dünya, bacak arasında yaşayan sülüklerden de değilim artık. Her şey ihtiyacım kadar, biraz ondan, biraz bundan…
Kafamın içinde küstüm otu çıkmış, çiçek açmaya hazırlanıyor…
Bir küstüm otu, ve üstünde dolanan ufak karıncalar…
Çok güzel bir kız vardır hani, taparsınız, yeminler edersiniz. Oysa bilmezsiniz ki bir gülümsemesine bakar iş, gülümsemesi ve dişlerindeki tele…
Hani demişlerdi ya, hoş ve iyi kişiler hep kötülerin elinde olmalı diye ya da biz öyle mi değerlendirmek istedik insanları; karışık…
Düşünemiyorum, yardım eder misin?

  • RSS
  • Facebook
  • FriendFeed
  • Twitter
  • Technorati
  • MySpace
  • del.icio.us
  • Digg
  • Live

Ucuz etin yahnisi yavan olur derler. Gerçekten tam yerinde bir tespit…
4 günlük tatil planlarım varken aklımda, kamp denilen alana itinden kopuğuna, emosundan kırosuna herkesin toplandığını görünce tiksintiyle birlikte içimi bir soğukluk kapladı. Ve işte o nokta idi tatilimi sonlandıran…
İlk gecenin sonunda, bana eskiden aptalca gelen şu sözcükler ise beni psikopata bağladı; ‘ve sarışınlar boktur!’…

  • RSS
  • Facebook
  • FriendFeed
  • Twitter
  • Technorati
  • MySpace
  • del.icio.us
  • Digg
  • Live

Final ÖdeviBugün koca bir seneyi bitirmenin mutluluğu üzerimde. Öyle ya da böyle bitti, evet evet bitti…
Diğerlerini bilmiyorum fakat istediğim bölümde okumaktan öyle ya da böyle mutlu oldum bu sene. Her ne kadar bölümümüzden yeteri kadar destek alamasam da, hocalardan öyle ya da böyle bir şekilde yakınsam da, armut piş ağzıma düş yapmadığım için şanslı olanlardanım sanırım…
Şu anda serbest atış noktasından maçı döndürecek final atışındayım. Eve 1,5 aydır uğramadım bile. Gerçekten, ev; nasıl bir yerdi orası, kokusu, şekli neye benziyordu, unuttum ve sanırım biraz da özledim…
Kendimden uzaklardayım bu aralar. Prometeus’u oynamaktan, hep onlara çalışmaktan sıkıldım. İnsanın kendini oynamayarak övgü kazanması gerekiyormuş bazı zamanlar, o an değerli oluyormuş fikirleriniz, ‘bay doğru’ oluyormuşsunuz ve sahte gülücükleri cebinize koyup, akşam teker teker kurtlarından arındırıyormuşsunuz olanları. Ve biriken kurtlar o kadar çoğalıyormuş ki bazen kaçacak yer kalmayınca içinizi kemiriyorlarmış yavaş yavaş…
Siz mi, tahtadan geriye kalır yanımız mı kaldı…
Ve bir sene böyle bitti, amaçlarım vardı, yarı ulaşılmış; sevgim vardı, bitti. Aşk mı, o da ne ki?

  • RSS
  • Facebook
  • FriendFeed
  • Twitter
  • Technorati
  • MySpace
  • del.icio.us
  • Digg
  • Live

En sonunda şu haftayı da atlattım ya…
Ne günlerdi ama; çalış yemek ye çalış yemek ye.. nasıl bir kısır döngüydü bu, değişmek isteyen vücuduma dogmatik bir yaklaşımı empoze etmek gibiydi sanki. Gerçi bunda benim de etkim vardı ama neyse geçti ya sonunda…
Bu arada hayattan biraz uzak durmuşum anlaşılan ki aklıma bir şeyler gelmiyor yazmak için, bir üşengeçlik aşısı yaptırmanın zamanı da geldi sanırım. Yoksa böyle otur otur kaba etimin çevresi artacak. Neyse…
Önce eve gitmeli, akrabalarla uzun uzadıya sohbetler etmeli, özellikle de ‘kız arkadaş’ davası bir an önce savuşturulmalı. Hakketten ne meraklı oldular bu aralar; tamam askerlik çağına gelmiş olabilirim, çevremdeki arkadaşlarım yavaştan nişanlanıp, evleniyor hatta çirkin bebekler üretiyor olabilirler fakat durun daha benim yaşım kaç başım kaç, ha maharet biriyle evlenip çocuk yapmaksa isteyene adresimi verebilirim, 30. yaş günümde görüşürüz…
Sonra atlayıp traktöre dağ tepe gezmeli; ağaçların, toprağın, çamurun kokusunu içine çekmeli…
En sonunda ise oturmalı dedemin yanına, o yine oyun oynuyor olacak kahvehanede ama olsun, onun iğneleyici sözleri, başkalarının yanında beni yerin dibine sokmaya çalışırken aslında tam tersini kastetmesi, etrafındaki avanaklarında bunu anlamayışı…
Bazen dedemi neden bu kadar çok sevdiğimi düşünüyorum, sanırım nedeni bu, kanımızda olan bir şey, değiştiremem ki. Toprağın eğittiği beyinlere sahibiz, onun gibi sert sözlerimiz fakat ufacık bir su damlasında yumuşayan, herkesi içine alan kalpleriz, her ne kadar bilmesek de…
Ve günü bitirmeli böyle…
Gelecek sınavlara kadar çekilmeli kafamıza şapkamız ve düşmeli saç tellerimiz…

  • RSS
  • Facebook
  • FriendFeed
  • Twitter
  • Technorati
  • MySpace
  • del.icio.us
  • Digg
  • Live

Hayat

3 Yorum Var

Aklım nedense bom boş bugünlerde, hayat iyi gibi oldu sanırım nedenini buna bağlayacağım ama bakıyorum da hiç bir şey değişmemiş, her şey aynı…
Geçen 525′te giderken fark ettim; herkes sevgilisiyle çiftken, ben otobüsün ortasındaki demirle çok uyumlu bir çiftmişim, hatta demir değil de odun olsa daha bir hoş olacakmış ama elimizdekilerle idare ediyoruz…
Bölümümde olaylar gayet iyi, matematikten bu dönem kalmam kesin gibi bir şey, daha fazla mesleğe yönelik ders koymuşlar ki bu da ‘ezberci koca kafalıları’ elemekte büyük bir etken!
‘Koca kafalılar’ demişken, her toplumda olduğu gibi bölümümüzde de süzülmeler gerçekleşmeye başladı yavaştan; en azından artık ağızlardan ‘onlar, bunlar’ lafları çıkmaya başladı. Ha bence iyi mi oldu, bilmem, kendi halinde herkesle iyi geçinmeye çalışan ben için hiç bir şey değişmedi. Ee o zaman neden ben bunları yazıyorum, teneffüslerde insan ilişkilerini seyretmek hoşuma gidiyor da ondan…
Sözlerin yetmediği yerdeyim sanırım, biraz aşk kırıntıları, biraz hüzün taneleri, yine sıcak günler, yine soğuk ilişkiler…
Kaderim sanırım…
Aç müziği Feridun Bey…

Ve hayat her şey yolundayken dur dedi artık…
Ve hayat herkes evindeyken dur dedi artık…
Ve hayat ki canına tak etmişti sus dedi artık…
Ve hayat…

  • RSS
  • Facebook
  • FriendFeed
  • Twitter
  • Technorati
  • MySpace
  • del.icio.us
  • Digg
  • Live

Acısıyla, tatlısıyla, tuzlusuyla bir sene daha geçti ömürden. Ders verici, olgunlaştırıcı, bağışlayıcı bazen açgözlü bazen de öylesineydi işte…
Hayatta iyi-kötü ayrımının hiç bir zaman kesinleşmediğini, zaman ve mekana göre rölatif olduğunu kanıtladı, teşekkürler sana 07′, akıllı oğlum benim…
08′den beklentilerim de yok değil açıkçası; kısaca söylemek gerekirse; neredeysen gel bul artık beni, canımı sıkmaya başladı bu iş benim…
Ayrıca ak sakallı dededen de şunları istemekteyim bu yıl için;
- Aileme, arkadaşlarıma, kendime, özellikle babaannem ve dedeme bol sağlıklı günler…
- İyi bir transkript…
- Kendi ayaklarım üstünde bu sene de durabilmek…
- Pişman olmamak…

İnsan daha ne isteyebilir ki…

We’re heading for Venus and still we stand tall…
Cause maybe they’ve seen us and welcome us all
With so many light years to go and things to be found…
I’m sure that we’ll all miss her so…

It’s the final countdown…


10-9-8-7-6-5-4-3-2-1-0!

But tomarrow, the same damn thing again;

365-364…

  • RSS
  • Facebook
  • FriendFeed
  • Twitter
  • Technorati
  • MySpace
  • del.icio.us
  • Digg
  • Live

Annus

4 Yorum Var
“Yazacak hiç bir şeyim yoktu önceleri, o günden sonra ise söyleyeceklerim bitti, sustum, hiç konuşmadım…”
Sanırım bir senenin özeti bu olsa gerek. Saçma sapan ‘milleti ben kurtaracağım’ edalarının işe yaramadığını, kimsenin sana nokta kadar değer vermediğini, en yakınından, en uzağına kadar herkesin ‘Brutus’ rolü biçtiğini ve bu koşullarda bile ailenin senin her daim, her ne kadar olayları bilmeseler de, yanında olduklarını öğrenecektin. Yaşına tecrübe, aklına sorular, kalbine buruk bir sevgi katacak; dilde dolanan yalanlar ile sineye çekilip kalacaktın…
Dün gibi aklımda olanlar, unutmadım, unutmayacağım da…
Kendim için…
  • RSS
  • Facebook
  • FriendFeed
  • Twitter
  • Technorati
  • MySpace
  • del.icio.us
  • Digg
  • Live

Anlatacak bir şeyi yoktu…
Kaçamak öpüşen bir kaç sevgilinin yanında arka fondu o…
Figüran…
Alışveriş merkezlerinde çocuklar onlar için gelen bayrama hazırlanıyorlardı…
Işıklar, ağaçlar, ufak tefek oyuncaklar…
Ağızlarından duman çıkan insanlar vardı…
Geçerken yanlarından, kulaklığından binlerce nota dökülüyordu…
Her şey farklıydı o gün, bir kızla bile tanışmıştı…
Hoştu da, telefonunu bile aldı…
Hayatının en mutlu günüydü…

Şimdi kanlı kurşuna donuk gözlerle bakarken…
Yazıyordu arkasında telefon numarası yazılı kağıdın;
‘Bu gün çok güzeldi, fakat bitti.’
Bitti…

  • RSS
  • Facebook
  • FriendFeed
  • Twitter
  • Technorati
  • MySpace
  • del.icio.us
  • Digg
  • Live
Wordpress'in Gücü Adına Web Design by SRS Solutions ©2010 FxDev | ße Different Everytime! Design by SRS Solutions