İnsanları tanımayı seviyorum, tanışmayı daha çok seviyorum…
Hayatımız ‘facebook venue’ havasına girdiğinden beri iletişimin sınırlarını zorlaya zorlaya ‘iletişebilen asosyal varlıklar’ olmayı mükemmel bir şekilde başardık…
Bugün ‘online’ olarak herkesle eş, dost, sevgili iken gerçek hayatta selamınızı alacak insan bulmakta güçlük çekiyorsanız sorun emin olun sizdedir, uzaklara gitmeyin; üç tane uyku ilacı alın, o sizin baş ağrınızı kesecektir…
Demiştim ya da demedim mi bilmiyorum, eve girdiğimden beri televizyon manyağı oldum ve çıktım;

  • RSS
  • Facebook
  • FriendFeed
  • Twitter
  • Technorati
  • MySpace
  • del.icio.us
  • Digg
  • Live

1-1

6 Yorum Var

Bu maçta berabere kaldı…
Final dönemindeyim; duvara toslamama üç gün kala sizlere uzaydan bildiriyorum: Burada hayat kalmadı!
Sabri’ye ayağım girebilir, üstüne kremşanti ve mum dikebilirim…
‘Delikanlı ve ayar’ kelimelerinden nefret ediyorum, Türkçeden bu kelimelerin çıkarılma tasarısını noterimiz IV. Abdullah’a yarın sunacağım; umarım ‘ergenekondan’ yakalanmadan sonucunu görebilirim…
Yakında 14 şubatta damlar, ardından saatler değişir, ben ise tüm kalplerin üstüne koca bir ‘X’ işareti koymak istiyorum!

  • RSS
  • Facebook
  • FriendFeed
  • Twitter
  • Technorati
  • MySpace
  • del.icio.us
  • Digg
  • Live

Komşu cennette birbirini becermek isteyen failimeçhuller dururken yatağımızın altından lav bombaları çıkadursun bu ergenekoncu sevişme eğilimleri bir gün bitecek mi sorarım size sayın ‘dündar’.
Eğer sen kızım olacaksan ensest baba rolünü oyanayabilirm tüm dünyaya karşı.
Aranılan kişilerin yanlış numaraları olup dökül dudaklarımdan tüm haşvet ve şeraatinle sonra da dönüp bak sinemalarda şu an oynayan ‘faişe dünyanın suskun insanları düşerken’ adlı filme.
‘Endeplozmik retulukum’ projesinin baş aktörlerinden ‘memezom’ ile yaptığımız söyleşi esnasında erotizmin ancak ve ancak ‘çekirdekten’ geçeceğini söyleyip, postmodern bir yaklaşımda iletilen kalp parçacıklarının ünlü şarkıcı, türkücü, oyuncu, profesör zamazingosunun baş döndürtücü bir tempo ile baş eden editöründen kopardığımız mesaj bu olsa gerek…

  • RSS
  • Facebook
  • FriendFeed
  • Twitter
  • Technorati
  • MySpace
  • del.icio.us
  • Digg
  • Live

Hayatın bir yandan sevindirici, bir yandan sıkıcı, bir yandan az yalanlı kısmını tecrübe edinirken, insanların hayatınızdan birer birer eksilmesi ne kadar ilginçmiş. Hani derler ya ‘kötü gün dostu’ gerek diye, artık onlardan istemiyorum…
-Abo, ne dedi!
Evet, öyle dedim ve katılıyorum…
Bunda belki benim de eksikliğim var ama elimden geleni yapıyorum, kendime zaman ayıramıyorum, tatil kelimesi çok uzak bana. Beş dakika için kavga eder oldum, sonra o sözde kazanılmış dakikaları birer birer uykusuzluklarıma harcadım…
Ne yaptığımın farkında değilim fakat işin sonu güzel bir yere çıkıyormuş gibi geliyor bana ya da en azından şimdilik öyle…

  • RSS
  • Facebook
  • FriendFeed
  • Twitter
  • Technorati
  • MySpace
  • del.icio.us
  • Digg
  • Live

Je Te Desire

5 Yorum Var

Kader, pis bir kedi, hırçın bir kaplan…
Hayatımız ince bir ip üzerinde, düş ya da kalk, susma konuş!
Sözcüklerin yetmediği, bazı durumların samutlaştırılamadığı anın kenar süsüyüm. İnce ince oyanmış, iplik iplik düşüyorum gözlerinden yaşlı kadın…
Denizin getirdiği yosun kokusu, pislik ve zarafet; aynı anda, aynı duygularda…

  • RSS
  • Facebook
  • FriendFeed
  • Twitter
  • Technorati
  • MySpace
  • del.icio.us
  • Digg
  • Live

Only Love

6 Yorum Var

Onu gördüm gözlerinde, konuşmasında…
Farkındaydım onun olmadığına, huzur kaplıyordu içimi, o uzaklardaydı, bilmiyordu…
Sıkılıyorum bu beden içinde, buz parçası olmaktan çıkmak istiyorum, içimde donmuş kum taneciklerini görmeni, onları seçip saklamanı, seni istiyorum…
Bugün geldi, derdin var senin dedi, ‘ne yaparsın’ gibisinden bir gülücük aldı, öylesineydi, gitti…
Kavga et benimle, yırt suratımı; kır kaburganı ve çıkar sok bir parça boğazıma. Boyalarınla değil, çürük elmaların, kurtlanmış bir beyinle gel bana. Düzelteyim, hapsedeyim kendimi kendi taktığım zincirlere…

  • RSS
  • Facebook
  • FriendFeed
  • Twitter
  • Technorati
  • MySpace
  • del.icio.us
  • Digg
  • Live

Bad Girl

7 Yorum Var

Biz aptallar sürüsünü hiç bir emek sarf etmeden hipnotize eden varlıklara soruyorum, neden böylesiniz, neden bizleri böyle görüyorsunuz?
Hepimiz böyle değiliz kabul ediyorum fakat nerede kaldı sizin seçiciliğiniz; hani en duygusalını, en yaramazını, en kurnazını, en adamını bulmaktı mesele; bu muydu peki tercihiniz, gösteriş, tarz, hiçlik ve piçlik! Merak etmeyin hiç bir zaman onlar gibi olmayacağım. Ben, benim çünkü, bunu böyle kafanıza sokmanız gerekecek, alışın…
Yazık…

  • RSS
  • Facebook
  • FriendFeed
  • Twitter
  • Technorati
  • MySpace
  • del.icio.us
  • Digg
  • Live

Şişe

4 Yorum Var

Ben nasıl bir gemiymişim ve beni nasıl bir şişe sarmalıyormuş hâlâ anlayamadım…
Hem bedenen hem ruhen çok yoruldum. Uzaktaki, oradaki, yanımdaki derken o kadar çok yıpranmışım ki…
Bazı gerçekler, olamayacaklar acıtıyor kalbimin derinliklerini; bazıları ise o kadar yapmacık ve kolay görünüyor ki gerçekten o duyguyu yakalayamıyorum. Sizden bu yüzden kaçıyorum çünkü ben kimsenin zaaflarını kullanmadım bugüne kadar ve kullanacağımı sanıyorsanız yanılıyorsunuz…
Ve evet, erkeklerin de duyguları varmış, onlar da acı çekiyor, sus pus oluveriyorlarmış en ufak kalp kırıntısında ve onlar da delicesine sevebiliyorlarmış, her ne kadar unutuldu sanılsa da…
İnsancıklar, seviyorum sizleri, ölürken dahi bana kazık atıyor olacaksınız lakin olsun, razıyım. Son nefesimi dahi çekerken içime, ders çıkarabilmek yaşadıklarımdan; sanırım beni ben yapan bu…
Özledim gözlerine bakıp konuşmayı, benimle dalga geçişini; beni sevişini…

Senin gibi beni kimse sevmedi…
Dönmedin gittiğin yerden geri…

  • RSS
  • Facebook
  • FriendFeed
  • Twitter
  • Technorati
  • MySpace
  • del.icio.us
  • Digg
  • Live

Hayatı formülize edemeyeceğimizin kanıtından sonra kendimi istekliliğimin ruhuna kaptırdım; o, bu ya da şu önemli değildi benim için, o an kim değerli geliyorsa, kim kıymetliyse oydu merkezimdeki kişi…
Bazı insanlara aptalca güven besleyip, sonunda bana kazık atacağını bile bile onlara yardım edip üstüme örümcek ağının ve tozların sinmesini beklemeye dayanamıyorum, artık bu oyunu oynamıyorum. İnanın söylenecek o kadar çok sözüm vardı ki perdenin yanlış anda yanlış yerde kapanması bana, bunu yaptırtmaya yöneltti. Özellikle bir şeyler duymak isteyen seyircinin konuşması gibi cesaret isterken en korkağı oynayan sizlere bu yakışıyor, emin olun…
Var mıyız yok muyuz bilemiyorum, egoist bir yaratıcının bizleri yarattığına da inanmıyorum. Aşk mı; onun bunun oyuncağı olduğundan beri ondan da soğudum…
Sahi aşk neydi de ben sırtımı döndüm ona, bir çift gözün maviliğinde yüzmekten neden korktum? Annecim, sen bilmiyorsun ama ben açık denizden her zaman korktum…
Sanırım geleceğinizi planlıyorsanız bu önemli olabiliyor, fakat bunu da yapmayacağım artık, sınavlarım biter bitmez atacağım kendimi siyah, dalgalı saç tellerine, kokusunu çekeceğim içime ve ne olacağını düşünmeden yaşayacağım…
Bir zaman demiştim ‘bu insanlara iğne değil çuvaldız batıracaksın, kazık batıracaksın, yetmeyecek zikke batıracaksın’ diye, en iyisi buymuş, inandım. Çünkü biz insan yaratıklarını yola getirmek için kulağımızdan çekilmeye ihtiyacımız varmış; çektim, kırdım, bozdum sonra değerli oldum, bunu da öğrendim…
Neyse, bu kadar konuştuktan sonra bir şeylerin azıcık bile değişmediğini görmek dudaklarımı kurutup çatlatıyor derinine kadar, kanı akıyor, susuyor…

Gözlerin silinir gibi…
Düşlerin zehir gibi…
Kanında dolaşırken gerçeğe çarparsa düşer mi?

  • RSS
  • Facebook
  • FriendFeed
  • Twitter
  • Technorati
  • MySpace
  • del.icio.us
  • Digg
  • Live

Rüya

9 Yorum Var

Metro durağındaydım, karşımdaydı, yeşil montu, sarı saçları, yeşil mavi karışımı gözleriyle oradaydı. Gözlerim onu görüyordu ama o bilmiyordu bunu, önce baktı bana, ayakkabımdan şapkama kadar süzdü önce. Ona baktığımda göz göze geldik defalarca, uzatsam elimi dokunacaktım belki ama sustum, söyleyeceklerim içimde afyon bombası gibi patladı, hayallere daldım. En son trende yalnız kaldığımda fark ettim ki rüyam burada bitmişti…
İndiğimde onu aradı gözlerim, görsem konuşacaktım, o kadar emindim kendimden. Lakin tren diğer istikamete çoktan yol almaya başlamıştı, ben ise yetişememiştim ona…

~~
Aradan düşünce dolu 30 dakika geçmişti ki arkadaşım geldi odama, aldı götürdü beni arkadaşlarının yanına…
~~

Onu daha önce çok kez görmüştüm, adını da biliyordum, fakat bilmiyormuş gibi tekrar tanıştım onunla. Gözlerine baktım, açık kahverengi dedi, gözlerinin altı kansızlıktan hafif kararmıştı, saçlarının her teli onları sımsıkı tutan tokayla bağlıydı…
‘Yalnızlık’ adım dedi önce, kanım ısındı ona, bağlandım içten içe, kıskandım da biraz. ‘Yalnızlığımı senin için bozamam’ soyadım dedi sonra, kanım çekildi, iliklerime kar yağdı, sustum…

Hoş bir geceydi, lakin şu an neden ağladığımı bilmiyorum, bilemiyorum…

  • RSS
  • Facebook
  • FriendFeed
  • Twitter
  • Technorati
  • MySpace
  • del.icio.us
  • Digg
  • Live
Wordpress'in Gücü Adına Web Design by SRS Solutions ©2010 FxDev | ße Different Everytime! Design by SRS Solutions