16 Ağustos 2008
Tosbaa
4 Yorum Yapılmış
Ucuz etin yahnisi yavan olur derler. Gerçekten tam yerinde bir tespit…
4 günlük tatil planlarım varken aklımda, kamp denilen alana itinden kopuğuna, emosundan kırosuna herkesin toplandığını görünce tiksintiyle birlikte içimi bir soğukluk kapladı. Ve işte o nokta idi tatilimi sonlandıran…
İlk gecenin sonunda, bana eskiden aptalca gelen şu sözcükler ise beni psikopata bağladı; ‘ve sarışınlar boktur!’… Devamını okuyun…
Etiketler: again and again, anılar, anlamazlarki, bitti, garip
Toplamda 61 kez okunmuş...
22 Mart 2008
Tosbaa
7 Yorum Yapılmış
Bugün lanetli kesin, ertesi akşam karın ağrısı, baş zonklaması ile yastığa iyileşmesi amacıyla konan başım, bu sabah karamsarlıklarıyla kalktı o yastıktan tekrar…
~~
Ben taşra çocuğuyum, ağaçların üstünde, tarlalarda, bahçelerde geçti 18 yılım. Sizler plastik bebekleriniz, arabalarınızla oynarken ben tütün kırdım, zeytin topladım, bahçe suladım. Sizler ilk aşkınızın tadına bakarken ben babamdan dayak yiyordum, hem de tüm aile fertlerinin gözleri önünde ve yine de ağlayamıyordum salya sümük. Geçen bir arkadaşıma sordum, baban seni hiç dövdü mü diye, gelen cevap hayır yalnızca kulağımı çekti oldu. Gülecektim, gülemedim; lakin ona, o anda ne anlatsam komik, belki kaba, şiddet dolu gelecek, babamın nasıl da kötü biri olduğunu düşünecekti…
Ah babam, onun da çocukluğu aynıymış, dedem onu atın üstünde zeytin piçiyle dövermiş. Fakirlermiş, siz fakir olmak ne demek bilir misiniz? Herkesin bal, börek, muz yemesine dayanamayıp, samandan bir gofret yemek için yumurta çalmanızdır fakirlik. Babanızın bunu öğrendiğinde size dayakların en güzelini hazırladığını da bilirsiniz, ama can dayanmaz, yaparsınız. Şimdi anlıyorum babamın ellerinin neden taş gibi olduğunu, tuttuğunu kopardığını. Umarım ben de onun gibi güçlü olurum ileride…
Taşra çocuğuyum ben, kara toprağın içinde yoğrulmuş, tozu, kiri yadırgamayan, küfreden taşra çocuğuyum…
Yörüğüz biz, hem de Ege Yörüklerinden. Bu ne demektir bilir misiniz? Bizim kanımızda Efe’lik yatar, düşmana ilk kurşun yatar, mertlik yatar, öleceğini bilsen de yaptığının arkasında durmak, kız kaçırmak, adamlık yatar!
“Ahbap düşman oldu ben buna şaştım aman aman” deriz sözlerimizde, dosta olan güvenimiz yatar kalplerimizde, güvenir, yaşatır sonunda ölenler yine gururlarıyla biz oluruz…
Çam ormanına bedenimiz gömüldüğünde, belki her bayram mezarımıza su dökmeye gelen yârimizi bekleriz…
~~
Yemeğimi yerken aklıma geldi hepsi, sonra kalktım yerimden, hapishaneme doğru yol alırken gördüm onu; çağla badem…
Kaç para dedim, yarım kilosu 3ytl dedi satıcı çocuk, koy dedim. Torbayı elime aldığımda hepsine, tek tek baktım; ağacından koparılıp tane hesabı satılan aşklara, plastik hayatlara hüzünlendim, ağladım…
Aileme…
Etiketler: anılar, anlamazlarki, anne, babam, bıktım, büyümek, çocukluğum, geri dön, güle güle, güzel ve iyi şeyler, izmir, kalp, ölüm, özlem, yuvam, zaman
Toplamda 23 kez okunmuş...
1 Eylül 2007
Tosbaa
3 Yorum Yapılmış
Hayattı adı; bunun modernleştirilmesi ya da eskitilmesi olmazdı. O nasılsa öyle yaşanırdı, çizginin dışına çıktığımızda cezasını bize sormadan keserdi…
Kabuğumuzu kırmamıza izin verir, yeteri kadar büyümemize olanak sağlardı. Çok büyüdüğümüzde suyumuzu, az büyüdüğümüzde güneşimizi keserdi.
Kim düşünürdü ki bir kelebeğin ölümü dünyanın sonunu getirecek ya da bir taş parçası bir insanın canını kurtaracak. Kimse düşünmezdi, yaşam mücadelesinde aklına bile getirmezdi; gerçekleştiğinde olanlara “mucize” der, mucizenin olmadığını bilenlere kukla olurlardı…
Boş akıllarında arı gibi uçan bir düşüncenin, bir akımın anlamını bilmeden peşinden koşmak onların hayatları, diğerleri onların düşmanları olurdu. Kimisi yaralarına tuz basarken, diğeri içine kustu; olanlara seyircisiz kalıp, kaldırımın güvenli alanında yürümeye devam etti…
Giden dönmedi, gidenlerin arkasına bir anlam yüklenmedi. Sadece yaşandı, an yaşandı. Hiç bir şey yapılmadı, sorulup, sorgulanmadı…
Ve bunların yapan her bir kişi yüzlerine dolan çizgileri saymaya başladı. Ölümün sesi kulaklarında yankılandı. Korkularından ibadethaneler doldu…
Yaşamı müjdeleyen tanrı, şimdi ölümü vaat ediyordu. Korkularından ne yapacaklarını bilemeyenler kalın duvarların arkasına saklandı, ölümü sessizce bekledi…
Kafasını tek bir soru ile değil, sorular ve az sayıda da olsa cevaplarla dolduranlar gelen sessizliği gülümseyen yüzleriyle karşıladılar. Onlar için ölüm cevapsız soruların ardından gelen huzurdu…
Öyle oldu, son sözler söylendi, ışıklar söndü, perde kapandı…
Etiketler: akıl, anlamazlarki, Hayat, yarı boş
Toplamda 4 kez okunmuş...