16 Ağustos 2008
Tosbaa
4 Yorum Yapılmış
Ucuz etin yahnisi yavan olur derler. Gerçekten tam yerinde bir tespit…
4 günlük tatil planlarım varken aklımda, kamp denilen alana itinden kopuğuna, emosundan kırosuna herkesin toplandığını görünce tiksintiyle birlikte içimi bir soğukluk kapladı. Ve işte o nokta idi tatilimi sonlandıran…
İlk gecenin sonunda, bana eskiden aptalca gelen şu sözcükler ise beni psikopata bağladı; ‘ve sarışınlar boktur!’… Devamını okuyun…
Etiketler: again and again, anılar, anlamazlarki, bitti, garip
Toplamda 61 kez okunmuş...
4 Haziran 2008
Tosbaa
6 Yorum Yapılmış
Onu gördüm gözlerinde, konuşmasında…
Farkındaydım onun olmadığına, huzur kaplıyordu içimi, o uzaklardaydı, bilmiyordu…
Sıkılıyorum bu beden içinde, buz parçası olmaktan çıkmak istiyorum, içimde donmuş kum taneciklerini görmeni, onları seçip saklamanı, seni istiyorum…
Bugün geldi, derdin var senin dedi, ‘ne yaparsın’ gibisinden bir gülücük aldı, öylesineydi, gitti…
Kavga et benimle, yırt suratımı; kır kaburganı ve çıkar sok bir parça boğazıma. Boyalarınla değil, çürük elmaların, kurtlanmış bir beyinle gel bana. Düzelteyim, hapsedeyim kendimi kendi taktığım zincirlere…
Devamını okuyun…
Etiketler: anılar, aşk, belirsizlik, bir gün, yeter artık
Toplamda 45 kez okunmuş...
15 Nisan 2008
Tosbaa
6 Yorum Yapılmış
Hayatı formülize edemeyeceğimizin kanıtından sonra kendimi istekliliğimin ruhuna kaptırdım; o, bu ya da şu önemli değildi benim için, o an kim değerli geliyorsa, kim kıymetliyse oydu merkezimdeki kişi…
Bazı insanlara aptalca güven besleyip, sonunda bana kazık atacağını bile bile onlara yardım edip üstüme örümcek ağının ve tozların sinmesini beklemeye dayanamıyorum, artık bu oyunu oynamıyorum. İnanın söylenecek o kadar çok sözüm vardı ki perdenin yanlış anda yanlış yerde kapanması bana, bunu yaptırtmaya yöneltti. Özellikle bir şeyler duymak isteyen seyircinin konuşması gibi cesaret isterken en korkağı oynayan sizlere bu yakışıyor, emin olun…
Var mıyız yok muyuz bilemiyorum, egoist bir yaratıcının bizleri yarattığına da inanmıyorum. Aşk mı; onun bunun oyuncağı olduğundan beri ondan da soğudum…
Sahi aşk neydi de ben sırtımı döndüm ona, bir çift gözün maviliğinde yüzmekten neden korktum? Annecim, sen bilmiyorsun ama ben açık denizden her zaman korktum…
Sanırım geleceğinizi planlıyorsanız bu önemli olabiliyor, fakat bunu da yapmayacağım artık, sınavlarım biter bitmez atacağım kendimi siyah, dalgalı saç tellerine, kokusunu çekeceğim içime ve ne olacağını düşünmeden yaşayacağım…
Bir zaman demiştim ‘bu insanlara iğne değil çuvaldız batıracaksın, kazık batıracaksın, yetmeyecek zikke batıracaksın’ diye, en iyisi buymuş, inandım. Çünkü biz insan yaratıklarını yola getirmek için kulağımızdan çekilmeye ihtiyacımız varmış; çektim, kırdım, bozdum sonra değerli oldum, bunu da öğrendim…
Neyse, bu kadar konuştuktan sonra bir şeylerin azıcık bile değişmediğini görmek dudaklarımı kurutup çatlatıyor derinine kadar, kanı akıyor, susuyor…
Gözlerin silinir gibi…
Düşlerin zehir gibi…
Kanında dolaşırken gerçeğe çarparsa düşer mi?
Etiketler: anılar, aşk, kalp, karışık, konuş benimle, korku, ve diğerleri, ve hepimiz, ve özlem, yine aşk, zaman
Toplamda 8 kez okunmuş...
22 Mart 2008
Tosbaa
7 Yorum Yapılmış
Bugün lanetli kesin, ertesi akşam karın ağrısı, baş zonklaması ile yastığa iyileşmesi amacıyla konan başım, bu sabah karamsarlıklarıyla kalktı o yastıktan tekrar…
~~
Ben taşra çocuğuyum, ağaçların üstünde, tarlalarda, bahçelerde geçti 18 yılım. Sizler plastik bebekleriniz, arabalarınızla oynarken ben tütün kırdım, zeytin topladım, bahçe suladım. Sizler ilk aşkınızın tadına bakarken ben babamdan dayak yiyordum, hem de tüm aile fertlerinin gözleri önünde ve yine de ağlayamıyordum salya sümük. Geçen bir arkadaşıma sordum, baban seni hiç dövdü mü diye, gelen cevap hayır yalnızca kulağımı çekti oldu. Gülecektim, gülemedim; lakin ona, o anda ne anlatsam komik, belki kaba, şiddet dolu gelecek, babamın nasıl da kötü biri olduğunu düşünecekti…
Ah babam, onun da çocukluğu aynıymış, dedem onu atın üstünde zeytin piçiyle dövermiş. Fakirlermiş, siz fakir olmak ne demek bilir misiniz? Herkesin bal, börek, muz yemesine dayanamayıp, samandan bir gofret yemek için yumurta çalmanızdır fakirlik. Babanızın bunu öğrendiğinde size dayakların en güzelini hazırladığını da bilirsiniz, ama can dayanmaz, yaparsınız. Şimdi anlıyorum babamın ellerinin neden taş gibi olduğunu, tuttuğunu kopardığını. Umarım ben de onun gibi güçlü olurum ileride…
Taşra çocuğuyum ben, kara toprağın içinde yoğrulmuş, tozu, kiri yadırgamayan, küfreden taşra çocuğuyum…
Yörüğüz biz, hem de Ege Yörüklerinden. Bu ne demektir bilir misiniz? Bizim kanımızda Efe’lik yatar, düşmana ilk kurşun yatar, mertlik yatar, öleceğini bilsen de yaptığının arkasında durmak, kız kaçırmak, adamlık yatar!
“Ahbap düşman oldu ben buna şaştım aman aman” deriz sözlerimizde, dosta olan güvenimiz yatar kalplerimizde, güvenir, yaşatır sonunda ölenler yine gururlarıyla biz oluruz…
Çam ormanına bedenimiz gömüldüğünde, belki her bayram mezarımıza su dökmeye gelen yârimizi bekleriz…
~~
Yemeğimi yerken aklıma geldi hepsi, sonra kalktım yerimden, hapishaneme doğru yol alırken gördüm onu; çağla badem…
Kaç para dedim, yarım kilosu 3ytl dedi satıcı çocuk, koy dedim. Torbayı elime aldığımda hepsine, tek tek baktım; ağacından koparılıp tane hesabı satılan aşklara, plastik hayatlara hüzünlendim, ağladım…
Aileme…
Etiketler: anılar, anlamazlarki, anne, babam, bıktım, büyümek, çocukluğum, geri dön, güle güle, güzel ve iyi şeyler, izmir, kalp, ölüm, özlem, yuvam, zaman
Toplamda 23 kez okunmuş...
25 Temmuz 2007
Tosbaa
2 Yorum Yapılmış
Daha bir çocukken Karagöz ve Hacivat’tan korkardım ya da korkutulurdum. Büyük küçükler devredeydi her zaman, ufacık boyumla yukarıya baktığımda devleri görürdüm, ürker çekinirdim. Tutunacak bir el, kendimi atacak bir kucak arardım. Kendime güvensizliğimi, başkalarına güvenerek yenerdim…
Elime aldığım ilk kitap “Siyah Ördek Yavrusu”, ilk çarpıldığım şey güzel bir kız değil elektrikti. Ürktüğüm, kaçtığım şeyler hep değişiyordu, yaşımın ilerlemesine inat. Her köşe başına bırakılmış, ihtiyaç anında kullanılacak anı paketleri; kuyu başında, direğin dibinde, kırık dişlerimin arasında…
Ve şimdi; tanıştığım yeni bir korku: Yalnızlık…
Ve dostlar neredeler, nerede bıraktım onları, yoksa başımı okşayan avuçlar bir başkasına mı ait?
Devler beni ezmeye çalışıyor, korkuyorum, n’olur elimi tutar mısın?
Etiketler: anılar, çocuk, elektrik, korku, rüya
Toplamda 11 kez okunmuş...