İs-Tan-Ball

3 Yorum Yapılmış

Yaşadığım ülkenin kalbiymiş, bilmem kaç milyonun yaşadığı beton yığınıymış…
Akşamın karanlığını bastırırken güneş, vardım bu büyük şehre. Kendisi bir numaralı hırsız, ümitsizlik kaynağı ve benzerleriydi benim için. Lakin bu düşmanla er ya da geç tanışacaktım ve o gün bugündü…
Yıllar önce saçma nedenlerden umutlarımı, ondan bir zaman sonra da sevgimi kaptırmıştım ona. Bu, bir o kadar uzak ve hayatımı bu kadar etkileyen lanet dolu kenti tanıyacaktım her karışıyla…

Devamını okuyun…

Toplamda 59 kez okunmuş...

Belirsizlik

4 Yorum Yapılmış

Bugün uzun bir telefon konuşmasından sonra anladım ki hayatımda hiç bir belirsizliğe mahal veremiyorum, oluruna bırakamıyor, bıraktığım her işi batırıyorum…
A kişisi ile aramda bir ilişki var diyelim fakat bunun arkadaşlık mı, dostluk mu yoksa çok daha öte bir şey mi olduğunu bilemediğimi farz edelim, o zaman bu ilişki o kadar çıkmaza giriyor ki benim için; hem o, hem de ben yaptığımızın ne olduğunu bilmeden konuşuyor, eğleniyor, yolumuza devam etmeye çalışıyoruz. Ve inanın bazen öyle bir noktaya geliyor ki, olması gerekenler olmadığında güzelim bağlarınız sudaki katı tuz tanecikleri gibi eriyiveriyor…
İşte bu nedendir ki bir sorun varsa, özellikle dostlarımdan ya da öyle sandığım kişilerden, açık sözlülükle gelinip, benimle konuşulmasını istiyorum. Ben hayatımda hal ve hareketlerim ve sözcüklerimle bunu karşı tarafa belirgin bir şekilde ima ettiğimi düşünüyor ve saygı çerçevesi içinde bunu yansıttığıma inanıyorum…
Anlayacağınız dağ dağa küsmüş, tepeyle evlenmiş, kaynanası dövmüş, ikiye ayrılmış davalarını yaşamak istemiyorum…

Bu küçük dokundurmamdan sonra gelelim bana…

Çalışma dolu 3 haftanın ardından kendime çeki düzen vermenin vakti gelmiş de geçiyor Devamını okuyun…

Toplamda 41 kez okunmuş...

Hiç Anlamadılar

3 Yorum Yapılmış

Hayattı adı; bunun modernleştirilmesi ya da eskitilmesi olmazdı. O nasılsa öyle yaşanırdı, çizginin dışına çıktığımızda cezasını bize sormadan keserdi…
Kabuğumuzu kırmamıza izin verir, yeteri kadar büyümemize olanak sağlardı. Çok büyüdüğümüzde suyumuzu, az büyüdüğümüzde güneşimizi keserdi.
Kim düşünürdü ki bir kelebeğin ölümü dünyanın sonunu getirecek ya da bir taş parçası bir insanın canını kurtaracak. Kimse düşünmezdi, yaşam mücadelesinde aklına bile getirmezdi; gerçekleştiğinde olanlara “mucize” der, mucizenin olmadığını bilenlere kukla olurlardı…
Boş akıllarında arı gibi uçan bir düşüncenin, bir akımın anlamını bilmeden peşinden koşmak onların hayatları, diğerleri onların düşmanları olurdu. Kimisi yaralarına tuz basarken, diğeri içine kustu; olanlara seyircisiz kalıp, kaldırımın güvenli alanında yürümeye devam etti…
Giden dönmedi, gidenlerin arkasına bir anlam yüklenmedi. Sadece yaşandı, an yaşandı. Hiç bir şey yapılmadı, sorulup, sorgulanmadı…
Ve bunların yapan her bir kişi yüzlerine dolan çizgileri saymaya başladı. Ölümün sesi kulaklarında yankılandı. Korkularından ibadethaneler doldu…
Yaşamı müjdeleyen tanrı, şimdi ölümü vaat ediyordu. Korkularından ne yapacaklarını bilemeyenler kalın duvarların arkasına saklandı, ölümü sessizce bekledi…
Kafasını tek bir soru ile değil, sorular ve az sayıda da olsa cevaplarla dolduranlar gelen sessizliği gülümseyen yüzleriyle karşıladılar. Onlar için ölüm cevapsız soruların ardından gelen huzurdu…
Öyle oldu, son sözler söylendi, ışıklar söndü, perde kapandı…

Toplamda 4 kez okunmuş...

|