"3 F kuralı" Etiketli Yazılar Gösteriliyor

-Sosyalleşmek; A barına gidip, B içkisini işeyinceye kadar içip, C-D-E kişileri ile kafa göz yarmak değil; hobini ve kültürünü insanlarla paylaşarak mutlu olabilmektir…
-Kıskanıyorum, kıskanıyorsun, kıskanıyor, kıskanıyoruz, kıskanıyorsunuz, kıskanıyorlar…
-Arkadaşlarımız kendi seçtiğimiz ailemizdir…
-Bütün kızlar sıçar; fakat bazı kızlar diğerlerinden daha fazla sıçar…
-”Yavrum” kelimesi farklı vurgulandığında değişik anlamlar içerir…
-Küçük büyük fark etmez, tuvalet konsantrasyon işi!
-Ben demiştim, demiş miydim?

  • RSS
  • Facebook
  • FriendFeed
  • Twitter
  • Technorati
  • MySpace
  • del.icio.us
  • Digg
  • Live

Bir kaç kuralımı ihlal etmemin vebalini çekiyorum şu iki üç gündür.
Ne mi bu kurallar, oldukça basit;
-Kimseye güvenme.
-Herkes çıkarının peşinde koşar.
Bu iki şık artık deneylerle kanıtlanmış birer ‘gerçek’ti benim için. Tolerans gösterme sebebime gelecek olursak: aptallık parayla değil ya.
Diğer bu konu ise herkesin ‘her şeyi bilip’, aslında ‘hiç bir bok bilmediği’. Buradan hala ve ne yazık ki hala, beni uzun bir süre sonra görüp, utanmadan sanki dün görüşmüşçesine yardım isteyen her şeyi bilen, hayatın anlamına ulaşmış arkadaşlarım, evet, ben her şeyi anamın karnında master olarak okudum ve gördüm, sadece bunu size çaktırmıyorum!
Sonra bana herkes ‘neden gidip mühendis oldun, makinelerle kafayı yiyeceksin’ diye söylenirler. Makineler insanları aldatmaz sayın çok bilen, ona ne söylersen onu yapar, seni de pek sırtından vurmaz. Ayrıca dillerinden anlarsan senle bir güzel de konuşurlar. Sen bunu anlamıyorsan bu benim sorunum olamaz ki, ne oldu, hayata hiç bu şekilde bakmamış mıydın?!

  • RSS
  • Facebook
  • FriendFeed
  • Twitter
  • Technorati
  • MySpace
  • del.icio.us
  • Digg
  • Live

Ne zamandır tartışmak istediğim bir konuydu, mühendisler, yaşadığı sıkıntılar ve mühendislerin yeri…
Geçenlerde elektronikçilerin takıldığı bir ortamda aşağıdaki iki ifade sarf edildi ve bu ifadeler bir mühendis adayı olarak benim elbette pek hoşuma gitmedi. Bu sayede ne zamandır açmak istediğim konuya, az da olsa mühendis gözüyle bakmak istedim. Peki neydi bu ifadeler?
Birincisi;

“Mühendislik okumak zordur belki kabul ederim ama pratik elektronik tecrübe ister. Ama mühendislik okumak sadece biraz zekan varsa kafan çalışıyorsa, biraz sistemli çalışma ile okunabilir.”
  • RSS
  • Facebook
  • FriendFeed
  • Twitter
  • Technorati
  • MySpace
  • del.icio.us
  • Digg
  • Live

Bazen, bazı konularda insanın rengini belli etmesi, tepkisini göstermesi gerektiğini düşünmekteyim…
Aynen benim de bir zamanlar türban konusu tartışıldığında yaptığım gibi. Merak eden varsa buraya tıklayarak okuyabilir…
Gelelim son iki üç gündür canımı sıkan duruma. Bu sitede, yaşadığım çevrede, insanların okumuş olsun olmasın ne kadar yobazlaştığından bahsedip duruyorum. Ha ben bunu ölçen yobaz-metre miyim, elbette değilim; fakat her sorgulayan, etrafında ne olup bitiyor diye bakan biri için kendimce insanları değerlendirme yetisine de sahibim, buna da ne sıkma başlı arkadaşım, ne de diline halka geçiren vatandaşın karışmasına izin veririm!
YÖK herkesin bildiği üzere meslek liselerine uyguladığı alan dışı seçimde uygulanan 0.3 çarpanını kaldırarak, al kardeşim nereyi istersen seç dedi. Peki, benim mağduriyetimin sorumlusu kim oldu bu durumda?

  • RSS
  • Facebook
  • FriendFeed
  • Twitter
  • Technorati
  • MySpace
  • del.icio.us
  • Digg
  • Live

Farklı olmanın hayatta bu kadar ‘istenilmez’ bir özellik olduğunu bilmiyordum, öğrendim…
İnsanlar bazen tanrının ne kadar bizleri düşündüğünden, o olmasaydı ne yapacağımızdan bahsedip duruyorlar. Ey siz insanlar, tanrınız sizi o kadar önemsese ‘yaratıldığınız’ yer bir kadın ya da erkeğin boşaltım organları mı yoksa beyni mi olurdu, bir düşünün. Düşünün dediysem sen değil, seni leylekler getirdi çünkü…
Unutma, hepimiz ‘doğal seçilim’in çocuklarıyız. Dünyayı tıka basa doldurmaya çalışıyoruz, iki seçeneğimiz var, ya çevremizdekileri ya da kaynaklar tükenmeye başladığında kendimizi yok edeceğiz. Sizce bunun hangi kısmındayız?
Ayrıca ‘nedir bu ilginç geldi’ diye sorarsan sana, ‘Darwin oku!’ desem çok mu olur; bence olmaz, zamanında bazıları da bana ‘dua’ denen yazıtları zorla ezberletmeye çalışıyorlardı. Evet evet, ben de onlardanım, sizden değil…
Unutmadan geçmek istemem, üç gün önce 10 Temmuz’da Nikola Tesla dünyaya geldi, kutlu olsun. Tesla, unutulmuş deha, o da herkes gibi olsaydı, şu an Edison’dan düzenbaz olarak değil de dünyaya yön veren biri olarak bahsederdik.

  • RSS
  • Facebook
  • FriendFeed
  • Twitter
  • Technorati
  • MySpace
  • del.icio.us
  • Digg
  • Live

Sakinliğimi yuttuğum sinirime borçluyum demiş miydim?
İnsanları izlemek zor iş, hele ki onlarla birlikte yaşamak zorundaysanız. Doğarlar, büyürler, sorun yaratırlar ve sonunda toprağa zararlı, atık haline gelirler…
Kedinin fareyle oynaması gibi; bir pençe sağa, bir pençe sola. Direk öldürmek daha mı zor her zaman; ’seni sevmiyorum’ demek ya da oynamadan çıkmak birinin hayatından, gurur meselesi yapmamak…
Birinin derdi iki lokma ‘ekmek’ bulamamakken, diğerininki ‘yahnide eksik olan tuz’ olabiliyor bazen, aynen reform isteyenlerin cennetten sürülmesi gibi, ne kadar adil bir ‘yargıc’ımız var değil mi?

  • RSS
  • Facebook
  • FriendFeed
  • Twitter
  • Technorati
  • MySpace
  • del.icio.us
  • Digg
  • Live

İnsanları gözlemliyorum, evet, sizleri izliyorum her gün. Boş boş odada oturmaktan farklı şeyler yaptığımda oluyor bazen, ne o gücendin mi?
İnsanları yargılamak değil işim, tanrı dururken benim ne haddime, kimsenin görevini üzerime alarak inandığım düşünceleri gereksizleştirmek gibi bir amacım yok, senin varsa buyur, her gün yaptığın gibi…
İnandığın dogmalara karşı gayet saygılıyım, bir kaç soru sormam mı seni ‘iman’ dediğin kafesinden uzaklaştırıyor anlamıyorum. Senin kafan ermez böyle şeylere demekle ne elde ediyorsun anlamıyorum…
Yeri geldiğinde uzun sakallı ‘hacı’, gelmediğinde ise pis bir orospu ya da piçsin; peki sen nesin? Adın ne diye sorduklarında falancayım filancayım dediğine hiç mi gücenmiyorsun. Doğru, falanca ve filancayı ayırt edemeyen sen için saçma bir soru oldu…
Örnek diye yanıp tutuştuğunu biliyorum, hatta şu satırı okurken de ‘hadi canım ciddi misin’ diye egonu da tatmin ediyorsundur…
Gel şimdi otur yamacıma. Buralar insanlara dik uzandığından pek yağış almaz ve kuraktır, aklında ot dikip burayı sarmaşıklar diyarına döndürme planların varsa şimdiden söyleyeyim, sen ekmeden o çoktan kavrulacak…

  • RSS
  • Facebook
  • FriendFeed
  • Twitter
  • Technorati
  • MySpace
  • del.icio.us
  • Digg
  • Live

Son Günler

5 Yorum Var

Günün 30 saate çıkmasını istiyorum!
Zaman artık yetmiyor bana, hayatım boyunca beklediğim mutluluk beni buldu, kabul, fakat her şey her zaman dengede mi olmak zorunda?
Sanki gün çabuk geçmiş gibi erkenden uyuyorum, zaman hiç kalmamış gibi her şeye koşturuyorum…
Hastalık da üstümde şu aralar, envai çeşit meyve yememe karşın burnum sümük musluğu gibi akmakta…
Söz oyunları yok artık, yalın; aynada ne görüyorsam o…
Geçen ölümü de düşündüm ya!
Söylemedi demeyin, kötü bir şeyler olacak, hissediyorum…
Kafayı yememe az kalmış olabilir mi?
Yoksa men-a-pause mu?

  • RSS
  • Facebook
  • FriendFeed
  • Twitter
  • Technorati
  • MySpace
  • del.icio.us
  • Digg
  • Live

Bugün yeni bir yıla giriş yapıyorum. Eşyalarımı koliledim, giysilerimi bavullarıma koydum…
Kitap, defter vb. ararken tozlanmış, yarısı yırtılmış lise andacımı buldum. Okudum, okudum; okudukça düşündüm…

2006 T.A.L.
11/A sınıfı 07 numaralı öğrenciye…

Yazar: A. Kırdal
-Derste soru çözmesiyle tanınır. Hiç belli etmeden tüm testleri öğretmenden habersiz bitirir. Ama gaza gelmeye görsün. Kazanması imkânsız iddialara bile girer. Ama iddialar başkalarına imkânsız gözükse de söz konusu olan sensin. 100 midyeyi tek oturuşta da yer

  • RSS
  • Facebook
  • FriendFeed
  • Twitter
  • Technorati
  • MySpace
  • del.icio.us
  • Digg
  • Live
Uzaklar

Garibim, ilginç, yaşanması kolay olmayan, yalnız insan…
Ben…
Kendime ters düşen işler peşinde hissediyorum kendimi, düşler ve gerçekler dünyasını ayıran büyük duvarın üstünde dans etmek gibi. Biri pembe, olmasını istediğiniz hayat; o ve siz, yağmurlu bir günde, arnavut kaldırımlı bir sokakta, etrafında sinekler uçuşan bir lambanın altında dans etmektesiniz; diğeri ise gri, alacalı, etrafınızdakilerin istediği bir hayat; o ve siz, yağmurlu bir günde, ellerinizde siyah şemsiyelerinizle alışveriş poşetleri işten gelmektesiniz, son dansınızı evliliğinizde etmiş, toplumdan kopamayan küçük bir insansınız, ruhu yalnız ve sıradan…
Benim ‘kraliçe’ ruhlu insanlara ihtiyacım var. Bir kelimesinde tüm anlatmak istediğini anlayabileceğim, kendine özgün ve özü kimse tarafından kirletilemeyecek. Bir sorun, hayal diyarından bu dünyaya yanlışlıkla düşmüş çok az insancık var. Şans ve şansızlık, gerçekleri yaşamak zorunda mıyım?

  • RSS
  • Facebook
  • FriendFeed
  • Twitter
  • Technorati
  • MySpace
  • del.icio.us
  • Digg
  • Live
Wordpress'in Gücü Adına Web Design by SRS Solutions ©2010 FxDev | ße Different Everytime! Design by SRS Solutions