O’nu özledim bir kez daha, ne kadar ihtiyacım olduğunu anladım…
O’na karşı o kadar büyük bir sevgi ve saygı besliyorum ki içimde… Onunla tanışana, azıcık da olsa görene her şeyi geçtim yurt gezisi sırasındaki trene el sallayana o kadar gıpta ile bakıyorum ki…
Sonda söyleyeceğimi başta söylüyorum, özledim…
Yıl 2007, yazın kavurucu sıcaklarının altında, sabahın erken saatlerinde sokaklarda gezen bir minibüs, tepesinde hoparlörleriyle bir aşağı bir yukarı giderek uykumu bölüyor. Televizyonlarda kaynana programlarını aratmayacak siyaset gündemi, forumu, masası…
İlk askerlik çağrım, ilk oy kâğıdım muhtarlığa gelmiş. Her şeyin, bir yönde ilklerin yaşanacağı bir sene. Siyaset; daha önce uğrunda ölünen, dostlukların, arkadaşlıkların sonunu getiren insan icadı…
Ve o gün; tuvalet kâğıdı uzunluğunda, içinde çeşitli börtü böcek ve binimum eşyanın simgeleştirilip, eritilerek dışkı halinde sürülmüş meze kâğıdı ve elinizde de ‘EVET’ yazan bir mühür; sanki bunun koca bir saçmalık olduğunu onaylarmışçasına istediğiniz yere özgürce(!) basıyorsunuz…
Bastık mı, bastık anasını…
Peki asıl neden neymiş, sizin %1′iniz kadar beyni olmayan, aklı kullanabilme yeteneği kuru bir kütükten farksız insanların, sizden daha fazla para alması, ceylan derisi koltuklarda oturup, ufak tefek yolsuzluklar, hırsızlıklar yapması; bundan da kötüsü bu kalasların sizleri yönetmesi için tepemize seçtiğimiz kişiler. Kim onlar?
Donlarımıza kadar karışabiliyorlar fakat tanımıyorum, kimdir bilmiyorum. Neden mi seçtim; sorarım size, kocaman tuvalet kağıdı alsanız ne yaparsınız? Evet, bir güzel katlayıp zarfa koyacağınızı sanmıyorum…
Bitecek mi bu dertler, hayal bile edemiyorum. Dertsiz bir dünya olmaması gerekiyor zaten, yoksa kim cehenneme gidecek ki…
Francisco Franco’nun sevdiğim bir sözüyle bitirmek istedim:
“Fikir sabit, kitaplar zararsızdır. Okur, bilgilenirsiniz…
Fakat üç kişi bir araya gelince ülke kurtarırsınız…”
Dip Not: Francisco Franco İspanya’yı faşizmle yöneterek iç savaşa sürüklemiş ve sonunda Hitler ve Mussoluni’den yardım almış, dünyanın en uzun diktatörlük koltuğunda kalmış kişidir…


Emrah Budak