Söz doğru, tuvalette aklıma geldi çünkü. O basınç ve nabızla beyin daha hızlı çalışıyor sanırım.
Neyse, geçende bir kız arkadaşım ile görüştük,toplamda 3 nanosaniye; selam verdim uzaktan, derken yanına gittim. Usulca yaklaştı yanıma, eğildi kulağıma, dedim şimdi ‘seni seviyorum diyecek’ o derece nefesini kulak kıvrımlarımda hissettiğim anda ‘fazla beraber gözükmeyelim, dedikodu çıkıyor’ demez mi! Sanki ben, 5 senedir, memleketimde doğru düzgün sokağa çıkıyorum ya, tövbe tövbe dedim çektim gittim eve. Derken telefona mesaj gelmiş, ‘ölüyorum, bitiyorum ne olur buluşalım’, iyi buluşalım da bu acele ne! Merak ettim, karşı tarafın istediği saatte, istenilen yerde oldum. Hatun zat geldi, baktı, 2 nanosaniye sonra görüşürüz dedi. Dedim ne oluyor yahu, gelen cevap komikti, evden bekliyorlar beni. Çekti gitti, sonrasında gelen mesaj ise daha bi komikti ‘sen beni sevmiyorsun’. Yok artık dedim, cidden sinirim bozuldu!
Derken aradan bir kaç gün geçti, yine bir kız arkadaşım (genelde arkadaşlarım kızdır, ne oldu kıskandın mı) sözde tatil için yanıma gelecek. ‘Kesin’ geliyorum dedi bir de. İçimden ya dünya tersine dönüyor ya da yarın güneş batıdan doğacak dedim. Neyse, ertesi gün uyandıktan tam tamına 1 nanosaniye sonra bir mesaj; ben gelemiyorum, annem kızdı.
Bu anlattıklarım trajikomik hikayelerden değil. Uydurmadım da, hepsi yaşandı, bitti saygısızca. Peki şimdi söyleyin tüm bunların nedeni? Neden, sadece kızların çocuk pırtlatabilmesnden mi kaynaklanıyor! Ya da ben dışarı çıkmayalı tüm Türk toplumunun abazanlık katsayısı 500 kat mı arttı, artık konuştuğumuzda çocuk doğurtan teknoloji mi geliştirdi İsveçli bilim adamları anlamadım!
Onun için her zaman derim; tatil kendini insanlardan soyutlamaktır bir anlamda. Fazla dırdır yok, iç huzuru yakalayacaksın. İster nirvanaya er, ister aç sahur programları seyret, orası senin tercihin. Ama fazla insan, bol dert, bol dert de bol can yakma demek bunu da bil.
Bunu da bilin diyorum ama sorsanız kimse sevmez kendini, yaptıklarını, vay dersiniz ta ki ‘ben’ diye başladı mı cümleleri. ‘Ben’; insanı rezil eden de, zirveye çıkaran da aynı sözcük ‘ben’ce.
Tüm ailelere mesaj; kimsenin kızını doğurtma derdim yok, sadece sayenizde ar-ka-daş-lık dahi edemiyorum karşı cinsimle. Her neyse…
Tüm gün evde olmanın bir yararı da bol bol televizyon seyretmek, özellikle de haberleri. Bugünlerde açıp baktıysanız haberlere konuşulan şey bir ‘yol haritası’. Mübarek sanki ‘define haritası’ bekler gibi tüm Türkiye takıldı kaldı buna. Birisi de çıkmış poposundan nameler okuyor: Efendiler bu mesele Türkiye’nin 81 vilayetinin meselesidir, bizim hükümetimiz bu sorunu çözecek nane nane nane nane nan nan na nane…
Geçen sene aynı günlerde türbanla yatıp kalkan memleketim, bir yıl sonra ‘haritaları’ tartışır oldu. Tüm Türkiye kızmıyor mu bu duruma kızıyor, peki haklılar mı bence hayır! Nasıl mı hayır, sen seçmedin mi bu götünden sorunlar uyduran insanları başına, seçtin. O halde paşa paşa çe-ke-cek-sin bu kahrı. Müstahak sana!
Herifçioğlu orada 9.58, 19.19 koşuyor, biz takılmışız 500 gramlık Elvan’ın peşine. Sonra da ben üniversitedeki beden eğitimi fakültesine bildiğin kar-hane dediğim zaman kimse kızmayacak arkadaş. Tey tey…
Kime konuşuyorsam ben!

Bu yazı toplamda 576 kez okunmuş...

  • RSS
  • Facebook
  • FriendFeed
  • Twitter
  • Technorati
  • MySpace
  • del.icio.us
  • Digg
  • Live