Garibim, ilginç, yaşanması kolay olmayan, yalnız insan…
Ben…
Kendime ters düşen işler peşinde hissediyorum kendimi, düşler ve gerçekler dünyasını ayıran büyük duvarın üstünde dans etmek gibi. Biri pembe, olmasını istediğiniz hayat; o ve siz, yağmurlu bir günde, arnavut kaldırımlı bir sokakta, etrafında sinekler uçuşan bir lambanın altında dans etmektesiniz; diğeri ise gri, alacalı, etrafınızdakilerin istediği bir hayat; o ve siz, yağmurlu bir günde, ellerinizde siyah şemsiyelerinizle alışveriş poşetleri işten gelmektesiniz, son dansınızı evliliğinizde etmiş, toplumdan kopamayan küçük bir insansınız, ruhu yalnız ve sıradan…
Benim ‘kraliçe’ ruhlu insanlara ihtiyacım var. Bir kelimesinde tüm anlatmak istediğini anlayabileceğim, kendine özgün ve özü kimse tarafından kirletilemeyecek. Bir sorun, hayal diyarından bu dünyaya yanlışlıkla düşmüş çok az insancık var. Şans ve şansızlık, gerçekleri yaşamak zorunda mıyım?