Ilık bir akşamüstü gün batımını başını onun göğsüne yaslayarak seyretti, ellerini diğer ele kenetledi usulca. İkisinin de elleri terledi, kayganlaştı fakat bırakmayı asla düşünmediler…
Kız kendini o kadar güvende hissediyordu ki, ona ne kadar yakınlaşırsa yakınlaşsın bir zarar gelmeyeceğini biliyordu, derken başını birden yukarıya çevirdi, kahverengi gözlerin etkisine kapıldı bir an. Önce erkek hareket etti, dansın ritmine kız da uydu. Göğsündeki sıcaklığı hisseden erkek başını az sağa kırdı burunlarının çarpmaması için, derken kan dolaşımının hızından sıcaklıkları ve kırmızılıkları artan iki et parçası birbirine değdi, kızın kalbi duracak gibi oldu, tıpkı bir nota dizisindeki sus işareti gibi. Erkek ise tekrar simgesi yok gibi bırakmadı, bırakmak istemedi, nefesleri birbirine karıştı ikisinin de. Ufak bir rüzgâr esti iliklerine uzaklardan, gözlerini kırpıştırdı ikisi de. Ve gülümsediler anlamsızca, sessizce…
Derken bir otobüsün kornasıyla irkildi erkek, yaş dolan gözlerini sildi parmak uçlarıyla. Sonra paltosunun cebine soktu elini, gözleriyle dalgaların okşadığı o kayaya bakarak içini çekti ve yağmur çiselerinin arasında kayboldu…




jādз
sĸųĹĹcāη